EĞİTİMMUSTAFA KARAAĞAÇLISİYASET

Zamanın Ruhunda “Sosyal Eşitsizlik” Lekesi  Artıyor!

Dr. Öğr. Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI

G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğr. Üyesi.

Dr. Öğr. Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI

G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğr. Üyesi.

1.Sosyal  Eşitsizlik Lekesi

Sosyal eşitsizlik, gezegeninin  var oluşundan başlıyor. Başka  bir anlatıya sosyal eşitsizlik, sosyo-bilimsel bulguların ve incelemelerin evveliyatından  önce görülüyor (Manza, 2020: 288).

Eşitsizlik özneli  alan yazında; ortak bilgi ve bulgu  şu ki; sosyal eşitsizlik; “olanaklar, ödüller ve  merkezi ve yerel iktidarların  bireyler, haneler ve gruplar arasında eşit olmayan dağılımıdır.” 

Sosyal  eşitsizlikte  iki kritik  soru; (1)Kim ne yapıyor  ve yapabiliyor? ve (2)Kim neyi elde ediyor? kritikönemdededir.    Bunlardan ilki  süreç  içi  eşitsizliğii  ikincisi  ise sonuçsal  eşitsizliğe dikkat çekiyor.

Herkes  kendine  bu soruları bir sorsun  verdiği karşılıklar; “sosyal eşitsizliği en net şekilde görebilecektir.”

2.Zamanın Ruhunda Temel Eşitsizlik  Halleri

Sosyal eşitsizlikler; (1)Doğal nitelikli, (2)Doğal derecelendirme ve (3)Statülerin farklılığıyla kendini gösteriyor (Turner, 2020: 287).

Bunlardan; doğal niteli olanlar  göz rengi, doğal  derecelendirmeli olanlar zeka ve yetenekle, sosyal statülü    olanlar  sosyal konum, rol ve  prestij   temelli maddi  mevki  ve  zenginliklerle  derecelenip sıralanıyor.

İşte  asıl leke  sosyal  eşitsizliğe buradan  geliyor. Yeni  Özneli  tutucu  ve kuşatmacı liberal politikalar da  bu  lekeleri  artırıyor.

• Her kamuyu minimal yapma girişimi,

• Dayanışmacılıktan uzak  her politik tercihler.

• Devletin sosyal karakterinin  uzaklığı  sermayeye  yakınlığı ve 

• Sanayi ve bilişim toplumunun ortaya çıkardığı problemlere çözümlerin özel  sektör  bağlamlı olması da maalesef, sosyal  eşitsizliği  tetikliyor. Devletin sosyal karakterinden uzaklığını somutlandırıyor.

Zamanın ruhunda iyice artan savaşlarla, faşizmle  ve  ABD ve İsrail  gibi haydut devletlerle ülkesini terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca insan “göçmen/sığınmacı/mülteci” sıfatıyla vatandaş olmanın sağladığı haklardan mahrum kalmakta, kimlik kargaşası içinde yaşamakta  ve  ev sahibi toplumları da da “sosyolojik  temelli eşitsizlik” olarak tehdit etmektedir. 

Bu  ahval de sosyal eşitsizliğin  sadece yoksulları değil, varsıl toplumun genelini de “insan  dışılıklar”  olarak lekelemektedir.

3.Özel Okullar  Eğitsel ve Sosyal Eşitsizliği  Tetikliyor

Kendilerine özel statü verilmesiyle  böbürlenen  özel okullar  eğitim öğretim işlerini nasıl yürütüyorlar? İstihdam ettikleri  eğitici işgörenleri uzaydan  mı? yoksa başka bir gezegenden mi?  getiriyorlar.

Bir kamu Üniversitesi’nin   Eğitim Fakültesi’nde 29 yıldır görev  yapan bir akademisyen olarak  benim-bizim  kamusal marifetle  mezun ettiğimiz öğretmenlerimizi özel okullar istihdam ediyorlar.

Ücretli, sözleşmeli, kadrolu, stajyer,  uzman  ve başöğretmen gibi  farklı formasyonlu  tuhaf  bir  statüyle  çalışan  öğretmenler “kurumsal aidiyeti  olan, değer  ve gelişim odaklı  bir  personel yönetimi  göremezler!

Sosyal eşitsizliklerin toplumun tamamını tehdit eden bir sorun olarak ele alınmamasıyla; şu köprü ve sigorta metaforuyla kriz  somutlanabilir;

Nasıl ki, bir elektrik devresine aşırı elektrik yüklendiğinde bütün parçalardan önce en zayıf parça olan sigorta yanmakta; veya bir köprüyü ayakta tutan tabliyelerden yalnızca birinin, en zayıf tabliyenin üzerine yük bindiğinde bütün köprü yıkılmaktaysa toplumun en zayıf kesimini oluşturan alt sınıfların daha da alt olmasıyla eşitsizliklerin artmasıyla  tüm toplumsal sınıfların ortak geleceği  lekelenmektedir (Bauman (2014).

4.Vargı ve Yargıda;  “Sosyal Eşitsizliğe Çözümler”

Sosyal eşitsizliğe  çözümlerin başında; “saf  ve öz  olarak; Atatürk’ün Kamusal ve Devletçi anlayışının yeniden fabrika ayarlarına  dönmesidir.

Bu yaklaşımda saha pratiği; “korporatizm”  anlamına da gelen devletin enerji, iletişim, ulaşım,  eğitim, tarım  vesağlık alanlı temel hizmetlerdeki küçülmemesi  ve  özel sektöre  meydanı  terketmemesidir.

Hele eğitim gibi bir ulusun yaşamsal  geleceğiyle ilgili  bir  alanda “özel  okul  sahipli kapitalistlere, öğretmenin emeklerini sömüren sermaye sahiplerine”  eğitim-öğretim işlerini bırakmamalıdır.  

Bu konuda  yeni özel okulların açılmasına  merkezi iktidar   fırsat vermemeli,  var  olan  özel okullar  da  kısa  ve orta  vadede “kamusal okullar” haline dönüştürülmelidir. Uzun  vadede ise  tamamen  kamusal  ve  parasız  eğitim-öğretim  yapısı  oluşturulmalıdır.

5.Sözün Sonunda; Atatürk İklimi ve Eşitlik

Sözün sonunda; Türkiye Coğrafyası’nda fırsatçılık  bağlamıyla değil; Cumhuriyetçi Demokrasinin çoğulcu, katılımcı, paylaşımcı, dayanışmacı, halkçı, ulusalcı iklimli Atatürk  İlkeleriyle siyaset  yapma  ve politikalar  üretme önemsenmelidir. Çünkü; toplumsal,  ulusal  yararı gözeten ve yurttaş bireye  saygıyı  öne  çıkaran “eşitlik ilkesi” evrensel  ve  karşı konulmaz  bir ilkedir (Turner 2020).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir