EKONOMİMAKALELERMUSTAFA ACERSİYASET

EKONOMİK ÇÖKÜŞ

Mustafa ACER 14 Nisan 2026

Türkiye’nin ekonomik çıkmazı; üretim ekonomisinden çıkarak rant ekonomisine geçmiş olmasından kaynaklanan çarpık bir ekonomik düzenin kurulmuş olmasında yatmaktadır.

Türkiye’nin Kuruluşunda ilke olarak benimsenmiş olan yerli üretimin geliştirilerek dışa bağımlılığın azaltılması anlayışı ile yerli üretim kabiliyetinin geliştirilmesi için Devletçilik anlayışı Atatürk’ün Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ekonomik yaklaşımı olarak uygulanmış ve çok başarılı olmuştur. Atatürk tarafından uygulanan Devletçilik Modeli; Bütün Ekonomik faaliyetlerin Devlet tarafından gerçekleştirilmesi anlamıyla uygulanmamış, Devletin Ekonomik Faaliyetlerin yürütülmesinde öncülük yapması ve özel sektör olarak yürütülecek faaliyetlerde görülecek yetersizliklerin Devlet tarafından desteklenmesi amacıyla özel sektörün desteklenmesi sağlanmıştır. Devletin Ekonomik faaliyetlerin yürütülmesinde öncü olması amacıyla uygulanmıştır.

Türkiye Atatürk döneminde uyguladığı ekonomik model ile Dünyanın gelişmiş ilk 10 ülkesinden birisi haline gelmiştir. Atatürk döneminde Türkiye; Dış ticaret fazlası ile ihracatı artmış, Denk bütçe ile dış borçlanma yapmadan gelişme sağlamış, Tarım ürünlerinden, sanayi tesdislerinin kurulması ve üretilmesine kadar, döneminin teknolojisini kullanarak, 1925 Yılında kurulan Uçak Fabrikası ile uçak üreterek döneminin en gelişmiş teknolojilerine sahip olan bir ekonomik gelişme ile Yıllık ortalama %7 kalkınma düzeyinde gelişme sağlanmıştır.

Atatürk zamanında kurulan Devlet Planlama teşkilatının hazırladığı kısa dönem ve uzun dönem planlamalar ile ülkenin gelecek Hedefleri belirlenmiş ve Ekonomik, Siyasi, Kültürel, Temel Altyapı ve Üst yapılarının kurulması sağlanmıştır. Yine Atatürk döneminde kurulmuş olan Sümerbank, Etibank, Maden Tetkik Arama Teşkilatı, Hıfzıssıhha Enstitüsü, Toprak Mahsulleri Ofisi, Devlet Malzeme Ofisi, Devlet Hava Meydanları, Türk Hava Kurumu, Devlet Yatırım Bankası, Devlet üretim çiftlikleri, Ziraat Bankası, İş Bankası gibi kuruluşlar sayesinde yerli üretimin geliştirilmesi Tarımsal ve Sanayi üretimin yerli olarak yapılmasının temelleri atılmış ve güçlü bir Ekonomik kalkınma sağlanmıştır.

Bugün geldiğimiz noktada; Üretim tesislerinin çoğunluğu özelleştirme adı altında Yabancılara ve Yandaşlara değerinin çok altında fiyatlar ile satılarak üretim kabiliyetinin yok edilmesi için yanlış bir program uygulanmıştır. Böylece ülke Egemen dış güçlerin pazarı haline getirilmiş, Üretim yerine ithalat ile dışa bağımlı dış borç stoku 565 Milyar Doları bulan borçlu bir ülke haline getirilmiştir.

YILLARA GÖRE DEĞİŞİM

2002      2025        ARTIŞ (KATI)

TÜİK- ENFLASYON (Yıllık %)
29,7 30,89 52,31

ENAG- ENFLASYON 2020-25 (Yıllık %)
29,7 56,14 242,23

ASGARİ ÜCRET (TL)
184. 22104. 120,13

DOLAR (TL)
1,34 43,92 32,1

BENZİN (TL)
1,62 53,05 32,75

MAZOT (TL)
1,48 54,38 36,74

GRAM ALTIN (TL)
18,2 5960 327,47

İHRACAAT (Milyar $)
36,06 273,43 7,58

İTHALAT (Milyar $)
51,55 365,52 7,09

DIŞ BORÇ STOKU (Milyar $)
130 565. 4,35
AKP Hükümetleri döneminde; Türkiye’de uygulanan Ekonomik programlar ile zengini daha zengin orta gelirli ve dar gelirli vatandaşları daha fakirleştiren şartlar oluşmuş, Türk Milletinin istek ve şikayetleri dikkate alınmadığı için düzeltme gibi bir çaba gösterilmemiştir. Yaşam standartları dayanma sınırının altına düşen vatandaşlar fakru zaruret içerisinde çaresiz bir şekilde aç bil aç yaşamaya terk edilmiştir.

Türkiye’de fiyat artışlarını Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) daha gerçekçi değerlerle araştırma yaptığı bilinmektedir. Bu tarafsız değerlendirmeler yapan Grup 2020 Yılından beri bu araştırmalarını aylık bazda yapmaktadır. 2019 Yılına kadar TÜİK verileri, sonraki yıllarda ENAG verileri ile hesaplandığı zaman 2002- 2025 arasındaki toplam fiyat artışı TÜİK verilerinin 4,6 kat daha fazlası olduğu görülmektedir. Bu demektir ki Türk Milletinin refah seviyesi, yani alım gücü; AKP öncesi 2002 Yılındaki yaşam şartlarına göre 4,6 kat daha aşağıya düşmüş ve gerilemiştir.

Türkiye’de yaşanan Enflasyonist ortam nedeniyle Türk Lirası AKP döneminde büyük bir değer kaybına uğramış, Türkiye Ekonomisi artan enflasyon değeri kadar yani 242 kat kadar gerilere düşmüştür.

Asgari ücret, Memur Maaşı, Emekli Maaşları, Engelli Aylıkları ve Toplu sözleşme ücretleri TÜİK verilerine uygun olarak hesaplandığı için Türk Milleti gerçek enflasyon altında ezilmektedir. TÜİK Türk Milletini fakirleştirmenin bir aracı olarak kullanılmakta ve Halkın fiyat artışları karşısında ezilmesine neden olmaktadır. Enflasyon oranlarının TÜİK tarafından düşük hesaplanması yetmezmiş gibi Asgari ücretle çalışanların oranı da günümüze kadar artarak devam etmektedir. İşverenlerin çalışanlarına Asgari ücret vermesi genel bir uygulamaya dönüşmüş, 2002 Yılında Devlet ve Özel sektörde çalışanların toplam %24,4 kadarı Asgari ücret ile çalışırken, 2025 Yılında çalışanların %46,7 kadarı Asgari ücretle çalıştırılmaktadır. Asgari ücret; yaygın bir şekilde uygulanan, çalışanların mecburen kabul ettiği bir ücret olması nedeniyle fakirleştirmenin bir aracı olarak kullanılmaktadır.

Bu demektir ki Türk Milleti 2002 Yılından 2025 Yılına kadar, AKP Hükümetleri döneminde 4,6 kat daha fakirleşmiş ve bilerek isteyerek yoksulluğa sürüklenmiştir.

Türk Milletinin bu kadar yüksek Enflasyona rağmen 2002 Yılındaki refah seviyesini koruyabilmesi için Asgari ücretin en az 44.500 TL olması gerekiyordu. Fakat bugünkü Ekonomik koşullarda Hükümetin bunu sağlayabilecek imkânı olmadığı da bir gerçektir.

Çalışanlar mağdur edildi İşverenler de baskılanan Döviz kurları nedeniyle İhracat yapamaz duruma getirildi. Dolarda artış 32,10 kat seviyesinde kalmasına rağmen Enflasyon 242,23 kat artmış ve Enflasyonu 7,5 kat altında kalmıştır. Yerli üretim ürünler kur farkı nedeniyle yurt dışı piyasalara pazarlanamaz durumda kaldığı için İthal etmek daha cazip olmaktadır. İthalat için dövize duyulan ihtiyaç nedeniyle Türkiye Ekonomisinin çöküşü hazırlanmış, ülkenin dış Borç yükü 4,35 Kat artarak 565 Milyar Dolara yükselmiş bulunmaktadır ve katlanarak devam etmektedir. Gelecek Nesillerin ödeyeceği bu Borç yükü, Türk Milletine ödemek zorunda kalacağı bir maliyet olarak miras bırakılmaktadır.

Tabloda görüldüğü gibi 2002 Yılından 2025 Yılı sonuna kadar dengesiz bir Fiyat, ücret, Finansal ürünlerin değişimlerinde farklılıklar meydana gelmiş ve sonunda gelir dağılımında dengesiz bir ortam yaratılmıştır.

Ekonominin bugünkü çıkmaz sonuca gelmesi; AKP Hükümetlerinin bilerek veya bilmeyerek uyguladığı özelleştirme adı altında üretim tesisleri satılarak üretim faaliyetlerine son verilmesi, üretim yapmadan dışa bağlı borçlanmalar ile bütün Limanlar, Hava Alanları, Hastaneler, değerli madenler, Akarsular, yaylalar, tarım arazileri, değerli arsalar, ormanlar, bütün kaynaklar ve Cumhuriyet birikimlerinin satılarak Mirasyedi evlatlar gibi ülke haraç mezat satılmış, bir yağma düzeni uygulanarak Türkiye Cumhuriyeti Ekonomik çöküşün içine kadar çekilmiştir.

Bu çöküşün yaratıcısı olan AKP Hükümetlerinin bu durumdan çıkışın yolunu bulması ve Türk Milletini huzura kavuşturmasını sağlaması mümkün değildir. Bu çöküşün durdurulması için Türkiye Cumhuriyeti’nin AKP Hükümetlerinin uyguladığı politikalardan en kısa zamanda kurtarılması ve yeniden Atatürk döneminde uygulanan Milli kalkınma modelini uygulayacak Yönetim anlayışının uygulanması ile refah seviyesinin yükseltilmesi gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir