ALTIOK AKADEMİSİMAKALELERPUSULASERPİL TEKİN

ATAM’A SAYGI VE MİNNETLE

Düşünün nasıl bir yürektir ki; ne sevda ne aile ne de dost: Hiçbir arzu ve istek vatan, millet sevgisinin önüne geçmemiş.
Bu öyle bir inanmışlık, adanmışlıktır ki; uğruna bir ömür feda edilmiştir.

ATATÜRK her haliyle zaten sıradan biri olmadığını göstermiştir.
ATATÜRK’ün vatan ve milletine olan sevgisi asla sorgulanamaz.

Osmanlı sarayının nimetlerinden Türk olmayan herkes faydalanırken, Türk milleti o savaştan bu savaşa gönderilmiştir.
Osmanlı yıkılmaya başladığın da ilk hançeri sarayın beslemeleri vurmuştur.
Bütün bunların gerçekliği karşısın da ATATÜRK’ü en iyi anlatacak olan şey sanırım Serv Antlaşması olacaktır.
Kısaca Serv Antlaşmasını anlatacak olursam. Ülke sınırlarından başlamak en doğrusu olacaktır.

Osmanlı yönetimi teslim olmuş ve bu antlaşmaya mahkum edilmiştir. İtiraz hakkı ve gücü de bulunmamaktadır.
Osmanlı hükümeti 22 nisan 1920 de Paris de İttifak ülkelerinin kafalarına göre hazırladıkları Serv Antlaşmasını imzalamaları için davet edilir.
Osmanlı yönetimi padişah Vahdettin’in de katıldığı 22 temmuz 1920 toplantı sonrası bu antlaşmayı kabul edeceğini açıklar.
23 Nisan 1920 ATATÜRK’ün önderliğinde kurulan Ankara hükümeti de yaptığı açıklamada bu antlaşmanın asla kabul edilemeyeceğini açıklamıştır.
Bütün bunlara rağmen İstanbul hükümeti Paris’e bir heyet gönderir.
Paris’de bulunan heyet Serv Antlaşması’nın maddelerini o kadar ağır bulur ki imzalamadan İstanbul’a geri döner.
İstanbul heyetinin geri dönüşü, padişah ve yönetime baskıları artırır.
Baskılara dayanamayan İstanbul yönetimi 10 Ağustos 1920’de Antlaşmayı imzalamak zorunda kalır.
Ankara’da ki Hükümet bu antlaşmayı kesin bir dille reddetti.
Evet Antlaşma imzalanmıştı ama yürürlüğe girmesi için de İstanbul ya da Ankara meclisinde onaylanması gerekiyordu.
Peki bu antlaşmayı kim onaylayacaktı?
Ankara hükümeti tavrını en başından ortaya koymuştu. Peki bu Antlaşma neleri kapsıyordu?

Bu antlaşmaya göre:
Arabistan, Ürdün, Irak, Suriye, Urfa, Maraş, Mardin Fransa’ya,
Trakya, İznik, İzmir, Afyon’a kadar olan kısım Yunanistan’a,
Doğu Anadolu iki kısım olarak Ermeni ve Kürt devletlerine ayrılmıştı.
Ortada kalan İç Anadolu ise Osmanlı yönetimine bırakılmıştı.
Koskoca Osmanlı İmparatorluğu bir avuç vatan toprağına sıkıştırılmıştı.
Osmanlı’nın itiraz hakkı, en önemlisi inancı kalmamıştı. Teslimiyet onlara göre en doğru olandı.

Serv Antlaşmasına göre azınlıkların uğradığı bütün zarar Osmanlı hazinesinden karşılanacak ve ordusu lav edilip sadece 35 bin jandarma, 15 bin özel birlik ve 700 bin padişahı korumak amaçlı sınırlı sayıda asker bulunacaktı.
Osmanlı’nın milli geliri önce galip devletlere ve zarar görmüş azınlıklara verilecekti.
Bütün bunlardan kalırsa Osmanlı halkına dağıtılacaktı.
Osmanlı yönetimi mali konular da hiçbir karar alma yetkisine sahip değildir.
Bütün kararları galip devletler verecekti.
Bütün bunlara ilaveten ne boğazlarda ne de Osmanlıya bırakılan yerlerde söz sahibiydi.
Serv Antlaşmasını sayfalarca anlata bilirim ama sadece bu kadarı bile her şeyi ortaya koymaktadır.

ATATÜRK, bütün bu teslimiyete rağmen, milletinin gücüne ve vatana olan sevgisine inanmıştır.
Bu öyle bir güçtür ki sadece hatırlatmak yeterli olacaktı.

Ağustos 1921, Sakarya Cephesi: Yunan ordusu Ankara kapılarına dayanmışken, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın vatan savunmasını baştan yazan sözleri de şu olmuştur.
Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamazdı.
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”
Zaten “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımız da ki asil kanda mevcuttu”.

ATATÜRK’ü öyle uzun uzun anlatmaya da gerek yoktur zaten.
Dip not: “Vatana ihanetin nedeni olmaz. Er yada geç bedeli olur.”
ATATÜRK

Ulu Önderim Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’E saygı ve özlemle.

Serpil TEKİN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir