Türk Devriminin Dünyaya Yayılan İdeolojisi: KEMALİZM -SOLİDARİZM YOLUNDA İLK ADIM
Türk Devriminin Dünyaya Yayılan İdeolojisi: KEMALİZM (SOLİDARİZM ) YOLUNDA İLK ADIM
“İlkel toplumların uyuşturucu narkoziği inançlardır. Modern toplumların aydınlanma feneri ideolojileridir.”
Türk inanç ve kültürü; Kut, Töre, Devlet, Millet, Emek ve Hak üzerine kuruludur.
Mete Han’dan Alp Er Tunga’ya, Bilge Kağan’dan Baybars’a, Teoman’dan Timur’a, Attila’dan Atatürk’e bu inanç ve ikrar devam etmektedir.
Tonyukuk’tan Yusuf Has Hacib’e, Ali Şîr Nevâî’den Âşık Veysel’e, Hallâc-ı Mansûr’dan Hacı Bektaş’a, Nesîmî’den Nâzım’ye, Davud-i Kayseri’den Ziya Gökalp’e, Ağaoğlu’ndan Aybar’a, Pir Sultan Abdal’dan Mir Sultan Galiyev’e Türk felsefesi, Türk ideolojisi bir bütünlüğü ve geleneği; Tesanüt (Gökalp), milli bağlılık (Atatürk), dayanışma – solidarizm ideolojisi olarak sürdürmektedir.
Türk bilim insanları; Uluğ Bey’den Hazerfen’e, Harezmî’den Hayyam’a, Piri Reis’ten Mimar Sinan”a, Sadettin Somuncuoğlu’ndan Mazhar Osman’a, enerjitizm temelli bilim yöntemini sürdürmüşlerdir.
Türk Kurtuluş Savaşı, yalnızca işgal altındaki bir vatanın bağımsızlık mücadelesi değildir. Aynı zamanda 20. yüzyılın sömürgecilik karşıtı hareketlerine yön veren tarihsel bir kırılma noktasıdır. 19 Mayıs 1919’da başlayan ve 1 Kasım 1922’de padişahlığın kaldırılması ve yeniden Türk Güneş Uygarlığının sistemi olan Ahi Cumhuriyetinin yeni çağa uyarlaması olan Türkiye Cumhuriyeti ile siyasal hedefini tamamlayan bu mücadele, yalnızca Anadolu’nun kaderini değil, dünyanın mazlum milletlerinin geleceğini de değiştirmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde savaşlardan yorgun düşmüş, yoksullaşmış, eğitim düzeyi gerilemiş ve ümmet anlayışı içinde parçalanmış bir Türk Milleti vardı. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen bağımsızlık savaşı, Türk milletinden çağdaş, laik, ulusal kimliğe dayalı yeni bir devlet ve yeni bir ulus yaratmayı hedefledi. Cumhuriyet’in ilanından sonra gerçekleştirilen devrimler; eğitimden hukuka, kadın haklarından ekonomiye kadar her alanda köklü dönüşümler yaratarak modern Türkiye’nin temelini attı.
Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli etkilerinden biri de emperyalizme karşı mücadele eden halklara umut vermesi oldu. O dönemde dünyanın büyük bölümü Batılı sömürgeci devletlerin kontrolü altındaydı. İngiltere, Fransa ve diğer emperyalist güçlerin yenilemez olduğu düşünülüyordu. Ancak Anadolu’da verilen mücadele, sömürge halklarına “emperyalizm yenilebilir” fikrini gösterdi. Böylece Asya, Afrika ve Latin Amerika’da ulusal kurtuluş hareketleri yükselmeye başladı.
Çin’de Sun Yat-sen ve Mao Zedong önderliğinde gelişen devrimci hareketin, Kemalist mücadeleyi dikkatle incelediği bilinmektedir. Çin’in modernleşme ve bağımsızlık sürecinde Türk Devrimi önemli bir örnek olarak değerlendirilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Devrimi, bugün dahi Çin’de tarih ve siyaset çalışmalarında ele alınmaktadır.
Hindistan’da İngiliz sömürgeciliğine karşı gelişen bağımsızlık hareketleri de Türkiye’nin verdiği mücadeleden etkilenmiştir. 1930’lu yıllarda Mustafa Kemal’in önderliğinde yürütülen solidarist sistemin başarısı, Hindistan’daki antiemperyalist çevrelerde büyük yankı uyandırmıştır. Benzer şekilde Vietnam’da Ho Chi Minh öncülüğündeki bağımsızlık hareketi de ulusal egemenlik ve antiemperyalizm anlayışını temel almıştır.
Orta Doğu’da da Türk Devrimi’nin etkileri görülmüştür. Mısır’da 1952 Devrimi’ni gerçekleştiren Cemal Abdünnasır, birçok çevre tarafından “Arap Kemalisti” olarak tanımlanmıştır. İngiliz etkisindeki monarşinin yıkılması ve cumhuriyetin kurulması, bölgedeki antiemperyalist hareketlere örnek olmuştur. Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan Baasçı yönetimler de ulusal bağımsızlık, laikleşme ve devletçilik gibi konularda Kemalist-Solidarist deneyimden etkilenmiştir.
Kuzey Afrika’da Fas, Tunus ve Cezayir’in bağımsızlık mücadeleleri sırasında da Türk Kurtuluş Savaşı önemli bir ilham kaynağı olmuştur. Özellikle Cezayir’de Fransız sömürgeciliğine karşı verilen savaşta, Anadolu direnişi örnek gösterilmiştir. Afrika’nın birçok bölgesinde yükselen bağımsızlık hareketleri, Türkiye’nin emperyalizme karşı kazandığı başarıyı dikkatle izlemiştir.
Latin Amerika’da ise ABD etkisine karşı gelişen direniş hareketleri içinde de Atatürk’e duyulan saygı dikkat çekmiştir. Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro’nun Mustafa Kemal’i örnek aldığı sıkça dile getirilmiştir. Castro’nun yayımlattığı ilk önemli eserlerden birinin Nutuk olması, bu etkinin sembolik göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Bu tarihsel miras nedeniyle dünyanın pek çok ülkesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelleri dikilmiş, adı meydanlara ve caddelere verilmiştir. Çünkü Atatürk yalnızca bir ulusun kurtarıcısı değil, aynı zamanda bağımsızlık mücadelesi veren; kamusal adalet, milli uzlaşı ve toplumsal aydınlanmayı sağlayan yurttaşlık hukuku olan solidarist sistemle dünya milletlerinin varlık, birlik, ortak ve dirlik simgelerinden biri haline gelmiştir.
Ancak bütün bu uluslararası saygınlığa rağmen, Türkiye’de arasız Türk devrimlerinin durması, geri çözülmenin görülmesi; Türk devrimlerinin kesintiye uğrayarak emperyalist ve kapitalist sistemin güdümüne girilmesiyle zaman zaman Atatürk’e yönelik ağır eleştiriler, hakaretler ve tarihsel mirası küçümseyen yaklaşımlar da görülmektedir. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklardan yararlanırken onu kuran devrimci iradeyi hedef alan tutumlar toplumda büyük tartışmalara yol açmaktadır. Bu durum, birçok insan tarafından tarihsel bir çelişki ve vefa sorunu olarak değerlendirilmektedir.
Türk Devrimi’nin anlamı yalnızca geçmişte kazanılmış bir askeri zafer değildir. O devrim; bağımsızlık, ulusal egemenlik, toplumsal kalkınma, çağdaş Türk Güneş Uygarlığı, Kamutay (Meclis) örgütlenmesi ve antiemperyalizm ilkeleriyle bugün de dünya tarihinde öncü, önemli ve bağımsız solidarist bir yere sahiptir. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen mücadele, yalnızca Türkiye’nin değil, ezilen ulusların da yolunu aydınlayan tarihsel bir deneyim olarak; liberalizm ve sosyalizm dışında üçüncü yol ideolojisi, Solidarizm olarak yaşamaya devam etmektedir.
Atatürk’ten sonra solidarizm bayrağını naif ve barışçıl bir tarzda göndere çeken Mustafa Bülent Ecevit, solidarizmi Ulusal Demokratik Sol(idarizm) olarak kuramsallaştırmış; antiemperyalist duruşunu, 1974’te Kıbrıs’ın bağımsızlığını sağlayarak, 1999’da BOP projesine karşı diplomatik direnme savaşı vererek hayatıyla ortaya koymuştur. Ecevit’in diplomatik direnme savaşını, Mustafa Mümtaz Soysal bir hukuk savaşına dönüştürerek neoliberal maskeli emperyalist istila olan özelleştirme ve yağmaya karşı hukuk mücadelesinin kutup yıldızı olmuş; toplumsal kuruluşların ayağa kalkıp Türk milletinin varlıklarına sahip çıkmasına öncülük ederek solidarist savunma hattını Bağımsız Cumhuriyetçi Siyasi Hareket ile yol fenerliği yaparak kurmuştur.
19 Mayıs 1919’da ilk adım ile başlayan Türk Solidarist Cumhuriyet Devrimi’nin yürüyüşü sürmektedir. Ulu Önder Atatürk’ün başlattığı Bağımsız Cumhuriyetçi Solidarist yolda, Ecevit’in izinde, Soysal’ın yönünde, altıok ışığında yürüyüş; Türk milletinin sağdan soldan toparlanarak ulusal birliğin çatısı olacak Altıok İttifakı ile yeniden iktidara ulaşacaktır.
19 Mayıs 2026
Zafer Gökcan
Kamutay Kurucu Üyesi

