ALİ DOĞANMAKALELERSİYASET

TÜRKİYE’MİZ NEDEN İLERLEYEMİYOR?

Şimdi konumuz şu: Türkiye neden ilerleyemiyor? Özellikle 1950’den sonra tıkandı. Şimdi bir bakarsak; biz Güney Kore’yi 1952 yılında kurtardık. Güney Kore’nin bugünkü durumuna bir bak, bizim durumumuza bir bak. Çin, 1948 yılında devlet oldu. Çin’in durumuna bak, bizim konumumuza bak. Japonya ve Almanya İkinci Dünya Savaşı’nı kaybetti; tüm şehirleri yıkıldı, yerle yeksan oldu. Almanya’nın ve Japonya’nın bugün geldiği noktaya bak, bizim konumumuza bir bak. Tam bir perişanlık içerisindeyiz.

Şimdi bunun ana nedenlerini ciddi olarak, bilimsel açıdan incelememiz lazım. Bana göre birinci neden siyasi partiler ve seçim yasasıdır. Bu yasa lider sultasına dayanıyor. Siyasi parti liderlerine neredeyse sonsuz bir güç veriyor. Ve bu insanlar kendilerine yakın hissettikleri, emir kulu olan, biat eden, liyakatsiz kişileri etraflarına topluyorlar. Liyakati ve yeteneği göz ardı ediyorlar. Aslında yetenekli ve becerikli insanlardan korkuyorlar; çünkü onları yönetemiyorlar. Dolayısıyla ülke, yetersiz insanların yönetimine terk edilmiş oluyor. Bence en büyük neden budur.

Sadece ülkenin tarihsel zaaflarına, yanlış toplumsal alışkanlıklara ya da geçmişten gelen çalışmadan kazanma yerine başkasının emeğine çökme anlayışına meseleyi dayamak doğru değil. Bana göre esas mesele tamamen burada düğümleniyor.

İktidarı ele geçiren siyasiler, halkın garibanlığını, eğitimsizliğini ve açıkçası cehaletini; ayrıca dinini ve inancını da istismar ederek yıllardır sömürdüler, hâlâ da sömürüyorlar. Bu yüzden gerçekçi, rasyonel, bilimsel ve pozitif akla dayalı bir yönetim anlayışı ülkede bir türlü işbaşına gelemiyor.

Bu zayıf yöneticilerin hukuku istismar etmeleri, adam kayırmaları; ekonomide, teşviklerde, yatırımlarda ve her alanda belirli kişi ve firmaları koruyup kollamaları gerçek rekabeti, gerçek emeği, gerçek kazancı ve gerçek çabayı yok ediyor. İşte bu yüzden ülke ilerleyemiyor, hiçbir yere gidemiyor.

Yapılması gereken ilk şey, siyasi partiler yasası değiştirilmeli, partilerde gelinecek her pozisyona parti üyelerinin oyu ile gelineceği yasal zorunluluk haline getirilmeli, delege sistemine ve lider sultasına son verilmeli.

İkincisi: yargı yürütmenin yani siyasilerin baskısından tamamen arındırılmalı.

Çok şey söylenebilir ama o zaman da esas önemli olan konular karamaşa arasında kaybolur. Az ve öz majör nedenler üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

Her şey insanla kaim. Biliyoruz ki Atatürk Kurtuluş Savaşını sadece 6 kişi ile başlattı, onlarla yola çıktı. Yetenekli ve dürüst insanları halk bilir ve öne çıkartır. Ama bugünlü koşullarda sistem buna izin vermiyor. Sistemin ruhu da siyasî partiler yasasında gizli.

Benim önemli bir tespitim budur.

Saygılarımla
Ali Doğan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir