KENDİR – KENEVİR’İN, DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İLGİNÇ GEÇMİŞİ
Kendir, dünyada tarımı yapılan bitkilerin en eskilerinden biri olup, kullanma yelpazesi çok geniş olan, insanlık tarihinin en değerli kültür bitkilerinden biridir.
Latince “Cannabis”, fransızca “Chanvre”, ispanyolca “Canamo”, italyanca “Canapa”, rusça “Kunopli”, flemence “Kemp”, almanca “Hanf, hollandaca “Hennup”, isviçrece “Hamp”, bulgarca “Kenvir”, çince “Ta-maüsi-ma”, türkçe “Kendir – Kenevir”, arapça “Kannab” adı verilen doğa harikası bu ürünün insanlık tarihinde çeşitli alanlarda kullanımı çok eskilere dayanmaktadır.

Tarih araştırmacıları, arkeologlar, antropologlar ve filoloji bilimcilerinin eski ve yeni sanat eserlerine, mezar buluntularına, dokuma ürünlerine ve dil bağlantılarına dayanarak yaptıkları araştırmalarda Kendirin en eski kullanım bitkisi olduğu tespit edilmiştir. Kendirden yapılmış olan kumaş buluntularının M.Ö. 8000 yıllarına dayandığı, hatta seramikten yapılan örneklerle aynı zamana rastladığı, metalden yapılan çalışmaların ise daha sonraki dönemlere ait olduğu sonucuna varmışlardır.
M.Ö. 2700 lerde Cannabis bitkisi olarak kendir, Çinde hem tekstil, hem de tıp alanında kullanılan bir bitki olmasına rağmen, ünlü tarihçi Heredotos’un (M.Ö. 450) ifadesine göre İskidlerin ölü gömme merasimlerinde (M.Ö. 6. yy.) kendir (Cannabis) bitkisini yakarak çıkan dumanından nefes çektikleri ve bu adeti Orta Asya’da yaşayan diğer kavimlere de taşıdıkları söylenir.
M.Ö. 2300 ile M.S. 1000 yılları arası Orta Asya ve İran’dan çıkan boyların tüm doğu Akdeniz ülkelerini ve Anadolu’yu aşarak Kafkaslar üzerinden Avrupa’ya geçtikleri ve bu alanlarda da kendir bitkisini üretip onu her alanda kullanarak yaydıkları bilinmektedir. Şurası muhakkak ki, kendirden en çok faydalanan kavim İskitler (Türkler) olmuştur.Hatta İskitler kendir bitkisini tırpanla kırdıklarından, bugün ingilizcede tırpan kelimesinin karşılığı olan Scythe (İskit) bu sebepten İngiliz diline yerleşmiş bir kelimedir.
Kendirin 200 yıl kadar önce Cannabis sativa L. ve Cannabis İndica isimleriyle adlandırılan iki ayrı cinsinin olduğu İsveçli bir botanikçi tarafından tespit edilmiş, bunlardan Hint kenevirinin özellikle zevk veren madde içerdiği anlaşılmıştır. Yapılan araştırmalar esnasında Çin’de Yang-Shao dönemi (M.Ö. 4200) kendirden dokunmuş bir kumaşın ortaya çıkması ve o dönem kendir tohumunun aynı zamanda en önemli temel gıda maddesi olarak kullanıldığının tespit edilmesi, bunun, Moğollar ve İskitler tarafından Hindistan’a, dolayısıyla Akdeniz yöresine taşınmış olabileceğini göstermektedir.
M.Ö. 2700 yılından günümüze gelinceye kadar kendir (Cannabis) Orta Asya, Anadolu, Hindistan, Çin, Japonya, Avrupa ve Afrika gibi tüm kültürlere ait bir bitki olmuştur. Çünkü lif olarak fevkalade önemli özelliklere sahip olan kendir, yağ ve çerez olarak temel gıda maddeleri alanında, tıp alanında sakinleştirici ve meditasyonu teşvik edici aynı zamanda zevk verici madde olarak yüzyıllarca kullanılmış, bugün de inşaat alanında bile ihtiyaç duyulan önemli maddelerden olmuştur. Ancak dünyanın her yerinde yetişen kendir, coğrafi şartların değişikliğinden dolayı farklı özelliklere sahip olması ve farklı şekillerde işlem görmesinden ötürü kimi yerde tekstil alanında ağırlıklı olarak kullanılırken, kimi yerde sadece tıp alanında kullanılmasına önem verilmiştir. Örneğin; Mısır, tekstil alanında keten lifinin kullanımına daha öncelik tanırken kendiri ne lif, ne de yağ olarak kullanmamış, sadece haşiş elde etmek, yani zevk veren madde üretimi için yetiştirmiştir.
Kendirden kağıt üretiminin ilk olarak, M.Ö. II. yy’da, Çinli’ler tarafından yapıldığı ve hammaddesinin ağaç kabukları, doğal lif bitkileri, kendir ve paçavralardan oluştuğu sanılmaktadır. Xian yakınlarında M.Ö. 140 – 87 yılla–rına ait, bulunan bir kağıt parçasının da en eski örnek olduğu ve bunun kendirden yapıldığı tesbit edilmiştir.
Tarih içinde yapılan araştırmalara bakıldığında, paçavralardan kağıt üretiminin ilk defa Çinli’ler tarafından M.Ö. II. yy’da yapıldığını iddia eden Sir Aurel Stein’a karşı, Uzak Doğu’da yaptığı araştırmalarla tanınan Prof. Karabacak; paçavralardan kağıt üretiminin Semerkant’lıların bir buluşu olduğunu, çünkü Çin’de 940 tarihinden önce paçavradan yapılan bir kağıt örneğinin bulunmadığını ifade etmektedir. İslami rivayetlere göre de; medeniyet tarihinde önemli bir yeri olan Semerkant kağıdının nasıl üretildiğini öğretenlerin, M.S. 751 yılında yapılan Talas savaşında Ziyad b. Salih ordusuna esir düşen Çin sanatkarları olduğu sanılmaktadır. Fakat, X. yy sonlarına gelindiğinde Semerkant kağıdı, bütün islam medeniyetlerinde kullanılır hale gelmiş, papirus ve parşömenin de yerini alarak tüm pazara hakim olmuştur.
Avrupalı’ların kağıt yapma sanatını öğrenmeleri; Çinli’lerin M.Ö. 100 yıllarında kendirden kağıt üretimini keşfetmesinden ve Orta Asya kavimlerinin bu buluşu M.S. 700 yıllarında devralmasından çok sonra, yani, M.S. 1100 – 1400 yılları arasına rastlamıştır. Avrupalı’lara göre, Orta Asyalı’ların bilim ve sanatta 1400 yıl daha ileri olmalarının birinci nedeni, öncelikle kendiri asırlar önce tanımalarından kaynaklanmaktadır. Çünkü Uzak Doğulu’lar kendirden ürettikleri kağıt malzemesi aracılığı ile bu birikimlerini nesilden nesile aktarma olanaklarını bulmuşlar ve böylece yazılı hale getirdikleri bilgi hazinelerinin üstüne sürekli inşa ettiklerinden her alanda gelişmeler kaydetmişlerdir. Orta Asyalı’ların Avrupa’dan daha ileri olmalarının bir diğer nedeni ise katolik kilisesinin % 55 Avrupa toplumuna okuma ve yazmayı yasaklamış olmasından ileri gelmektedir. 1200 yıl boyunca her türlü basılı malzemenin Avrupa sınırlarından içeri sokulmasına direnen kilise, aynı zamanda içerde de basımını yasaklamıştır. İncil’in bile basımı ve dağıtımı söz konusu olmadığı gibi, karşı gelenlere ölümle cezalandırma getirilmiştir. Tarihçiler bu yüzden geçen bu yüzyılları karanlık Orta çağ olarak nitelendirmişlerdir.
Prof.Dr. Zahide İMER
24.03.2026

