ALTIOK AKADEMİSİARAŞTIRMA - İNCELEMEİZLETİLERTÜRK TARİH TEZİ

BEŞER TARİHİNE GİRİŞ: DÜNYA VE HAYATIN KÖKENİ

 BEŞER TARİHİNE GİRİŞ

Yalnızca tabiatı meydana getiren varlıklar, tabiatın kanunları gereğince şekillerini değiştirir. Dünya’yı ve hayatı incelerken bu gerçeği göreceğiz. Fakat bundan önce şunu söyleyelim ki insanların bütün bilgileri ve inançları, insan zekâsının eseridir. Zekâ, doğal olan beyinden ortaya çıkar. Bundan, tabiatı anlamakta zekânın en büyük cevher ve etken olduğu anlaşıldığı gibi, tabiatın ötesinde ve dışında olduğu düşünülen bütün kavramların da insan zihni için sanıdan başka bir şey olmayacağı ortaya çıkar. “Dünya” denildiği zaman artık bizim dünyamız; yani toprak, su, hava ve hayat anlaşılmalıdır. Hâlâ ısı ve ışık saçan Güneş’in etrafında, çok uzak bir geçmişte, henüz yoğunlaşmamış maddelerden oluşan bir kütle, Güneş’le birlikte dönüyordu. Bu kütleden kopup ayrılan parçalar, bildiğimiz Güneş sistemini meydana getirdi.Bunlardan dünyamızı oluşturan ateş parçası, sürekli olarak kendi etrafında dönerek ikiye ayrıldı. Büyük parça Dünya’yı, küçük parça ise Ay’ı oluşturdu. Dünya, uzayın soğuğu içinde, bilinemez derecede uzun zamanlar boyunca yavaş yavaş soğudu. Soğukla temas eden dış yüzeyi söndü, katılaştı ve kabuk bağladı.O zamandan bugüne kadar geçen zamanın uzunluğu hakkında bir fikir edinmek için, bu sürenin 2 milyar yıla yakın olduğu söylenebilir.Dünya’nın temelini oluşturan ateş parçası kabuk bağladıktan ve daha birtakım değişimler geçirdikten sonra aldığı şekil ve nitelik şöyle oldu: Yüzeyi buruşuk;

DÜNYA

Bu buruşukluğun çıkıntılı yerleri dağları; çukurları ise zar gibi ince denizleri oluşturur. Çevresinde de ince bir hava tabakası vardır. Hayat, Dünya’nın karalarında, denizlerinde ve havasındadır. Kâinatın bizim dünyamız dışındaki yerlerinde, şimdiki hâliyle hayatın varlığını kesin olarak bilmiyoruz. Dünya’nın tabiatın içinde bir varlık olduğunu, Güneş’ten geldiğini, zamanla şeklini ve görünüşünü değiştirdiğini ve bu şekilde en sonunda bugünkü hâlini aldığını hatırlattıktan sonra, şimdi Dünya’daki hayatı incelemeye geçebiliriz. Hayat hakkında bugüne kadar edindiğimiz bütün bilgilerin kitabı **“Kayalar Sicili”**dir. Bu sicile göre, tespit edilmiş en eski kayalar hiçbir hayat belirtisi göstermiyor. Dünya üzerinde kara ile denizin ilk kez ayırt edilebildiği zamandan beri geçen uzun dönemin yarısında bile hiçbir hayat belirtisi görülmemiştir. Bundan sonradır ki kayalarda geçmiş hayatın izleri görülmeye ve çoğalmaya başlıyor. İlk hayat belirtileri çok basit canlılara aittir: küçük hayvan kabukları, deniz bitkilerinin sapları ve çiçeğe benzer başları, deniz kurtlarının izleri ve kalıntılarıdır. Daha sonra, 1-2 milyon yıl içinde daha gelişmiş birtakım deniz akrepleri ortaya çıkıyor. Fakat denizde balık, karada ise bitkisel veya hayvansal hiçbir canlı henüz yoktur. Deniz akrepleri uzun çağlar boyunca hayatın tek sahibi olarak kaldılar. Sonra gözleri, dişleri ve çok güçlü yüzme yetenekleri olan yeni bir canlı türü ortaya çıktı: ilk balıklar. Bu dönemde karada henüz toprak bile yoktu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir