KEMALİST GENÇLİKSİYASETZAFER GÖKCAN

NE KILIÇDAROĞLU BUTLANI,NE İMAMOĞLU ŞUTLANI,ALTIOK DA BULUŞMALI

Türkiye’de siyasal mücadele uzun zamandır kişiler üzerinden yürütülüyor. Oysa tarih göstermiştir ki milletlerin kaderini belirleyen şahıslar değil, fikirlerdir. Liderler gelir geçer; ancak bir ülkenin geleceğini belirleyen şey, hangi ideolojik zeminde durduğudur.

1992 Cumhuriyet Halk Partisi etrafında yıllardır süren tartışmaların temel yanılgısı da burada yatmaktadır. Tartışma, Cumhuriyet’in kurucu felsefesi ile ona yönelen ideolojik meydan okumalar arasında değil; farklı siyasi kadrolar arasındaki iktidar mücadelesi düzeyine indirgenmiştir. Böylece esas sorun görünmez hale gelmiştir.

Oysa Kemalist açıdan mesele ne Kılıçdaroğlu’nun şahsı ne de İmamoğlu-Özel ekibinin geleceğidir. Asıl mesele, Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinin siyasal alandaki temsil krizidir.

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi, yalnızca bir rejim değişikliği değildir. Türk Devrimi; emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin, ümmetten millete geçişin, teokratik yapıdan laik devlete dönüşümün, kul toplumundan yurttaş toplumuna yükselişin adıdır.

Kemalizm bu nedenle sadece bir tarihsel hatıra veya duygusal bağlılık değildir. Kemalizm; tam bağımsızlıkçı, halkçı, devletçi, devrimci ,laik cumhuriyetçi ve akılcı bir toplumsal dönüşüm programıdır.

Bugün yaşanan kriz, 92 CHP’nin bu devrimci karakterden uzak olma krizidir.

Son kırk yılda küreselleşme adı altında ulus devletler zayıflatılmış, sermayenin sınırsız hareketi kutsanmış, etnik kimlik siyasetleri sınıfsal ve ulusal çelişkilerin önüne geçirilmiştir. Emperyalizmin yeni dönemde kullandığı araçlar yalnızca askeri müdahaleler değildir. Sivil toplum ağları, uluslararası fon mekanizmaları, medya operasyonları ve kültürel hegemonya araçları da bu sürecin parçaları haline gelmiştir.

Kemalist hareket açısından temel sorun tam da burada ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, küresel merkezin onayını alacak yeni siyasi figürler değil; ulusal egemenliği yeniden merkeze koyacak Kemalist ulusal cumhuriyetçi bir siyasal hattır.

Bu nedenle Kemalistler açısından siyasal tavır, kişiler üzerinden değil ilkeler üzerinden belirlenmelidir.

Kılıçdaroğlu “butlan “çizgisinin temsil ettiği düşünülen siyasal anlayış da, bugün “değişim” adı altında sunulan yeni “şutlanlı “İmamoğlu /Özel de aynı soruya cevap vermek zorundadır:

Türkiye’nin kuruluş felsefesi olan ulusal devlet, laik Cumhuriyet ve tam bağımsızlık ilkeleri siyasal mücadelenin merkezinde midir, değil midir?

Sorun bu kadar yalındır.

Kemalist hareketin görevi herhangi bir hizbin yedeğine düşmek değildir. Görevi, Cumhuriyet’in devrimci özünü yeniden siyasal gündemin merkezine taşımaktır. Çünkü Türkiye’nin temel çelişkisi sağ-sol, genç-yaşlı veya butlan-şutlan ,eski-yeni tartışması değildir.

Temel çelişki; ulusal egemenlik ile küresel emperyalizm arasındadır.

Temel çelişki; kamucu üretim anlayışı ile neoliberal piyasa düzeni arasındadır.

Temel çelişki; laik Cumhuriyet ile cıasal islam anlayışı arasındadır.

Temel çelişki; tam bağımsızlık ile dışa bağımlılık arasındadır.

Bu nedenle Kemalistler açısından üçüncü yol, bir ara formül veya uzlaşma projesi değildir. Üçüncü yol; Cumhuriyet’in kuruluş programına dönme iradesidir.

Bu irade, ne geçmişin hatalarını sahiplenir ne de geleceği popüler siyasi figürlere teslim eder.

Çünkü Kemalist siyasette kurtarıcı kişiler yoktur.

Kurucu ilkeler vardır.

Lider kültü değil, akıl ve bilim vardır.

Kimlik siyaseti değil, yurttaşlık bilinci vardır.

Küresel merkezlere bağlılık değil, tam bağımsızlık vardır.

Bugün 92 CHP içerisinde ve dışında bulunan bütün Cumhuriyetçilerin önündeki görev, yeni hiziplerin peşinden sürüklenmek değil; Atatürk’ün devrimci mirası etrafında yeniden örgütlenmektir.

Bu anlayışın siyasal özeti şu sözlerde karşılığını bulabilir:

“Ne kişilerin gölgesinde,
Ne hiziplerin peşinde;

Tam Bağımsız Türkiye,
Laik Cumhuriyet,
Ulusal Egemenlik için;

Atatürk’te birleşmek.”

Çünkü Türkiye’nin geleceği, herhangi bir siyasi figürün değil, Türk Cumhuriyet Devrimi’nin geleceğidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir