SÜPER NATO’NUN GÖLGESİNDE
Süper NATO’nun Gölgesinde: ABD’nin Kurdurduğu Gladio’nun NATO Ülkelerindeki Amaç ve Faaliyetleri (1945-1990)
Sefa Yürükel
Soğuk Savaş’ın başlamasıyla birlikte ABD, Batı Avrupa’da Sovyet etkisini kırmak ve komünist partilerin iktidara gelmesini engellemek amacıyla NATO çatısı altında gizli bir paralel ordu ağı kurmuştur. Bu ağın genel adı “Stay Behind” (Geride Kalma), İtalya’daki kod adı ise “Gladio”dur. Gladio tipi yapılanmalar, NATO üyesi ülkelerin tamamına yakınında farklı isimlerle örgütlenmiş; parlamentoların denetiminden muaf tutulmuş, CIA ve yerli istihbarat servisleriyle koordineli olarak faaliyet göstermiştir. Bu yapılar, resmi askeri komuta zincirinin dışında hareket eden, sivil hükümetlere karşı operasyon yürütebilen, siyasi cinayetler, bombalı saldırılar, darbeler ve toplumsal provokasyonlar düzenleyen birer paralel devlet aygıtına dönüşmüştür.
1945’ten 1990’ların başına kadar Avrupa’da yaşanan birçok siyasi istikrarsızlık, askeri darbe, faili meçhul cinayet ve terör saldırısının arkasında bu ağın izleri bulunmaktadır. ABD’nin kurdurduğu bu yapılar, yalnızca Sovyet işgaline karşı direniş hazırlığı yapmamış; aynı zamanda komünist hareketleri sindirmek, sol siyaseti zayıflatmak, toplumları korku ve kaos ortamına sürüklemek ve gerektiğinde seçilmiş hükümetleri devirmek için kullanılmıştır.
Gladio’nun Kuruluş Amaçları ve Stratejik Doktrini
Gladio’nun kuruluşunda üç temel amaç belirleyici olmuştur. Birinci amaç, olası bir Sovyet işgali durumunda Batı Avrupa’da silahlı direniş örgütlemektir. İkinci amaç, komünist partilerin seçim yoluyla iktidara gelmesini engellemektir. Üçüncü amaç ise, komünist hareketin güçlendiği ülkelerde toplumsal gerilimi tırmandırarak askeri müdahaleye zemin hazırlamaktır.
Bu amaçlar doğrultusunda Gladio, “gerilim stratejisi” adı verilen bir doktrin geliştirmiştir. Gerilim stratejisi, komünistlere veya sol gruplara mal edilecek bombalı saldırılar, suikastlar ve provokasyonlar düzenleyerek toplumda korku yaratmayı; böylece halkı güçlü devlet otoritesine, baskıcı yönetimlere ve askeri darbelere yöneltmeyi hedeflemiştir. Bu strateji, İtalya’da 1960’ların sonundan 1980’lerin ortasına kadar sistematik biçimde uygulanmış; Belçika, Fransa, Yunanistan ve Türkiye’de de benzer yöntemler kullanılmıştır.
Gladio’nun bir diğer temel işlevi, komünist partilerin iktidara gelmesi durumunda “yedek hükümet” kurmaktır. Bu amaçla, her ülkede güvenilir iş insanları, emekli subaylar, sağcı siyasetçiler ve istihbaratçılardan oluşan gizli kadrolar hazırlanmıştır. Bu kadrolar, olağanüstü durumlarda devlet yönetimini devralacak şekilde eğitilmiştir.
NATO Ülkelerindeki Gladio Yapılanmaları ve Kod Adları
Gladio ağı, NATO üyesi ülkelerin tamamına yakınında farklı kod adlarıyla faaliyet göstermiştir. Bu yapıların ortak özelliği, CIA ve İngiliz MI6 tarafından kurulmuş olmaları, NATO’nun gizli fonlarından beslenmeleri ve ulusal parlamentoların denetiminden tamamen muaf tutulmalarıdır.
İtalya’da “Gladio” adıyla kurulan yapı, 1956’da NATO’nun gizli bir protokolüyle resmiyet kazanmıştır. İtalyan gizli servisi SISMI ile doğrudan bağlantılı olan Gladio, 1960’lardan itibaren aşırı sağcı gruplarla iş birliği yaparak bombalı saldırılar düzenlemiştir. 1969’da Milano’daki Piazza Fontana saldırısı, 1974’te Brescia’daki bombalı saldırı ve 1980’de Bologna Tren İstasyonu katliamı, Gladio’nun gerilim stratejisinin en bilinen örnekleridir. Bologna katliamında 85 kişi ölmüş, 200’den fazla kişi yaralanmıştır. İtalyan yargısı, bu saldırıların arkasında Gladio bağlantılı aşırı sağcı örgütlerin bulunduğunu kanıtlamıştır.
Fransa’da “Glaive” adıyla kurulan yapı, özellikle Cezayir Savaşı sırasında ve sonrasında etkin olmuştur. Glaive, Cezayir’in bağımsızlığını engellemek isteyen Fransız subaylarla iş birliği yapmış; Fransa’da sol hareketlere karşı provokasyonlar düzenlemiştir. 1961’de Cezayir’deki Fransız generallerin darbe girişiminde Glaive’in rolü olduğu belgelenmiştir.
Belçika’da “SDRA-8” adıyla kurulan yapı, 1980’lerde Brabant Katliamları olarak bilinen bir dizi silahlı saldırı ve cinayetin sorumlusudur. Bu saldırılarda 28 kişi ölmüş, onlarca kişi yaralanmıştır. Belçika parlamentosu, SDRA-8’in bu saldırılardaki rolünü araştırmış; ancak sorumluların tamamı yargı önüne çıkarılamamıştır.
Yunanistan’da “Kırmızı Koyun Postu” (Red Sheepskin) adıyla kurulan yapı, 1967’deki askeri darbenin planlanmasında merkezi bir rol üstlenmiştir. Albaylar Cuntası olarak bilinen bu darbeyi gerçekleştiren subayların önemli bir bölümü, Kırmızı Koyun Postu yapılanması içinde eğitilmiştir. Darbe sonrası Yunanistan’da yedi yıl süren askeri rejim, binlerce solcuyu hapse atmış, işkence uygulamış ve siyasi cinayetler işlemiştir.
Portekiz’de “Aginter Press” adıyla kurulan yapı, sahte belge üretimi, dezenformasyon ve suikast eğitimi konusunda uzmanlaşmıştır. Aginter Press, Portekiz’deki diktatörlük rejimini desteklemiş; aynı zamanda İtalya, Fransa ve İspanya’daki aşırı sağcı gruplara eğitim ve lojistik destek sağlamıştır. İtalya’daki bazı bombalı saldırıların faillerinin Aginter Press tarafından eğitildiği kanıtlanmıştır.
Almanya’da “Technischer Dienst” adıyla kurulan yapı, eski Nazi subayları ve istihbaratçılarından oluşmuştur. Bu yapı, Almanya’da komünist hareketlere karşı istihbarat toplamış; ayrıca Doğu Almanya’ya yönelik sabotaj operasyonları planlamıştır. Norveç’te “Rocambole”, Danimarka’da “Absalon”, İsveç’te “Sveaborg”, İsviçre’de “P-26”, Avusturya’da “Schwert” adıyla kurulan yapılar da benzer işlevler üstlenmiştir.
Türkiye’de ise bu yapı, “Özel Harp Dairesi” veya kamuoyundaki yaygın adıyla “Kontrgerilla” olarak örgütlenmiştir. Türkiye’deki kontrgerilla, 1970’lerden itibaren faili meçhul siyasi cinayetler, provokasyonlar ve askeri darbelerde merkezi bir rol oynamıştır.
Gladio’nun Faaliyet Yöntemleri ve Operasyonel Kapasitesi
Gladio yapılanmaları, faaliyetlerinde çeşitli yöntemler kullanmıştır. Bu yöntemlerin başında bombalı saldırılar ve suikastlar gelmektedir. Bombalı saldırılar, genellikle komünistlere veya anarşistlere mal edilecek şekilde planlanmış; böylece sol hareketler itibarsızlaştırılmak istenmiştir. İtalya’daki Piazza Fontana ve Bologna saldırıları, bu yöntemin en çarpıcı örnekleridir.
Bir diğer yöntem, sahte bayrak operasyonlarıdır. Bu operasyonlarda, Gladio bağlantılı gruplar kendilerini solcu veya komünist olarak tanıtarak saldırılar düzenlemiş; böylece kamuoyunda sol hareketlere karşı öfke yaratılmıştır. Yunanistan’daki 1967 darbesi öncesinde bazı provokasyonların bu yöntemle gerçekleştirildiği belgelenmiştir.
Gladio’nun bir diğer önemli faaliyet alanı, siyasi cinayetlerdir. Hedef alınan kişiler arasında sol görüşlü siyasetçiler, sendikacılar, gazeteciler, akademisyenler ve askeri müdahalelere karşı çıkan bürokratlar yer almıştır. Bu cinayetlerin büyük çoğunluğu faili meçhul kalmış; soruşturmalar yüzeysel yürütülmüş, deliller karartılmıştır.
Gladio ayrıca, askeri darbelerin planlanmasında ve uygulanmasında doğrudan rol oynamıştır. Yunanistan’daki 1967 darbesi, Türkiye’deki 1971 muhtırası ve 1980 darbesi, İtalya’daki askeri müdahale girişimleri, bu yapıların darbe planlama kapasitesini göstermektedir.
Gladio’nun faaliyet alanlarından biri de dezenformasyon ve psikolojik savaştır. Bu kapsamda, sahte belgeler üretilmiş, gazeteciler yönlendirilmiş, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirecek haberler yayılmıştır. Aginter Press, bu alanda uzmanlaşmış en bilinen Gladio hücresidir.
İtalya’daki İfşalar ve Andreotti’nin İtirafı
Gladio’nun varlığı, ilk kez 1990 yılında İtalya’da resmi olarak ortaya çıkmıştır. Dönemin İtalya Başbakanı Giulio Andreotti, parlamentoda yaptığı açıklamada Gladio’nun varlığını kabul etmiş; bu yapının NATO bünyesinde kurulduğunu, İtalya’da on yıllar boyunca gizli faaliyet yürüttüğünü ve sivil hükümetlerden saklandığını itiraf etmiştir. Andreotti’nin açıklaması, Avrupa’da büyük bir siyasi depreme yol açmış; Belçika, Fransa, Yunanistan, Almanya ve diğer NATO ülkelerinde benzer yapıların araştırılmasına başlanmıştır.
İtalyan Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga da Gladio’nun varlığını ve NATO bağlantısını doğrulayan açıklamalar yapmıştır. Cossiga, Gladio’nun yalnızca İtalya’da değil, tüm NATO üyesi ülkelerde faaliyet gösterdiğini; bu yapıların Sovyet tehdidine karşı kurulduğunu ancak zamanla siyasi cinayetlere, bombalı saldırılara ve darbelere bulaştığını kabul etmiştir. Cossiga’nın açıklamaları, Gladio’nun uluslararası niteliğini ve NATO çatısı altındaki örgütlenmesini kanıtlayan en üst düzey resmi ifadelerdir.
İtalyan parlamentosu tarafından kurulan Gladio Komisyonu, 1992 yılında kapsamlı bir rapor yayımlamıştır. Bu raporda, Gladio’nun NATO’nun gizli bir alt birimi olduğu, CIA ve İngiliz MI6 tarafından kurulduğu, İtalya’da 1956’dan itibaren faaliyet gösterdiği ve birçok siyasi cinayet ile bombalı saldırıda rol oynadığı belgelenmiştir. Rapor, Gladio’nun Türkiye dahil tüm NATO ülkelerinde benzer yapılarla koordineli çalıştığını da ortaya koymuştur.
Batı Medyasında Gladio’ya Dair İfşalar
Gladio’nun varlığı ve faaliyetleri, Batı medyasında geniş yer bulmuştur. İngiliz The Independent, 1990’larda yayımladığı bir dizi haberde, Gladio’nun NATO bünyesinde kurulduğunu, CIA tarafından finanse edildiğini ve Avrupa’daki birçok siyasi cinayetin arkasında bu yapının bulunduğunu yazmıştır. Gazete, Türkiye’deki kontrgerillanın da aynı ağın bir parçası olduğunu belirtmiştir.
İtalyan La Repubblica, Gladio’nun İtalya’daki faaliyetlerine dair kapsamlı bir araştırma yayımlamış; Piazza Fontana, Brescia ve Bologna saldırılarının arkasındaki Gladio bağlantısını belgelemiştir. Gazete, ayrıca İtalyan gizli servisi SISMI’nin Türkiye’deki kontrgerilla ile bağlantısına dair belgeleri de yayımlamıştır.
Fransız Le Monde, Belçikalı De Standaard ve Alman Der Spiegel gibi yayın organları da Gladio’nun kendi ülkelerindeki yapılanmalarını araştırmış; bu yapıların siyasi cinayetler, bombalı saldırılar ve askeri darbelerdeki rolünü ortaya koymuştur. Belçika’da Brabant Katliamları, Fransa’da Glaive’in Cezayir bağlantıları ve Almanya’da Technischer Dienst’in Nazi geçmişi, bu yayınlar aracılığıyla kamuoyuna duyurulmuştur.
ABD’nin Rolü ve CIA Bağlantısı
Gladio’nun kuruluşunda ve yönetiminde ABD’nin CIA’i merkezi bir rol oynamıştır. CIA, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’da komünist hareketlerin yükselişini durdurmak amacıyla, yerli istihbarat servisleriyle birlikte Stay Behind ağlarını kurmuştur. Bu ağlar, CIA’in örtülü operasyonlar birimi tarafından finanse edilmiş, eğitilmiş ve yönlendirilmiştir.
CIA’in Gladio bağlantısı, 1990’larda ABD’de bazı belgelerin açıklanmasıyla daha da netleşmiştir. Bu belgeler, CIA’in Avrupa’daki Stay Behind ağlarını doğrudan desteklediğini, bu ağlara silah, para ve eğitim sağladığını göstermektedir. Ayrıca, CIA’in Türkiye’deki kontrgerilla faaliyetlerinden haberdar olduğu ve bu faaliyetleri desteklediği, 1996’da Susurluk sonrası ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden sızan yazışmalarla kanıtlanmıştır.
ABD’nin Gladio’yu kurdurmadaki temel amacı, Batı Avrupa’da komünist partilerin iktidara gelmesini engellemek ve Sovyet etkisini sınırlandırmaktır. Ancak bu amaç, zamanla genişlemiş; Gladio, yalnızca komünistlere karşı değil, aynı zamanda demokratik sol hareketlere, sendikalara, aydınlara ve sivil toplum kuruluşlarına karşı da kullanılmıştır. Bu yapılar, NATO üyesi ülkelerde demokrasiyi zayıflatmış, askeri darbelere zemin hazırlamış ve binlerce insanın ölümüne yol açmıştır.
Gladio’nun Uluslararası Koordinasyonu ve NATO Bağlantısı
Gladio yapılanmaları, yalnızca ulusal düzeyde değil, NATO çatısı altında uluslararası düzeyde de koordine edilmiştir. NATO’nun gizli birimleri, üye ülkelerdeki Gladio hücreleri arasında bilgi, personel ve lojistik alışverişini sağlamıştır. Bu koordinasyon, özellikle İtalya, Yunanistan, Türkiye ve Portekiz’deki askeri darbelerde belirgin biçimde görülmüştür.
NATO’nun Gladio bağlantısı, 1990’larda İtalyan parlamentosu ve Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanan raporlarla belgelenmiştir. Avrupa Parlamentosu’nun 1991 tarihli kararında, Gladio’nun NATO bünyesinde kurulduğu, CIA ve MI6 tarafından desteklendiği ve Avrupa’da birçok siyasi cinayetin arkasında bu yapının bulunduğu ifade edilmiştir. Bu karar, Gladio’nun uluslararası niteliğini resmi olarak tanıyan en önemli belgelerden biridir.
Gladio’nun Avrupa Demokrasisine Etkileri
Gladio yapılanmaları, Avrupa demokrasisine derin zararlar vermiştir. Bu yapılar, seçilmiş hükümetleri istikrarsızlaştırmış, askeri darbelere zemin hazırlamış, siyasi cinayetler işlemiş ve toplumları korku atmosferine sürüklemiştir. İtalya’da 1960’lardan 1980’lere kadar süren “Kurşun Yılları” olarak bilinen dönemde yüzlerce insan ölmüş; bu cinayetlerin önemli bir bölümü Gladio bağlantılı gruplar tarafından işlenmiştir.
Yunanistan’da 1967 darbesi sonrası yedi yıl süren askeri rejim, binlerce insanı hapse atmış, işkence uygulamış ve demokrasiyi askıya almıştır. Türkiye’de 1971 muhtırası ve 1980 darbesi, kontrgerillanın toplumsal mühendislik projesinin sonucudur. Bu darbeler, on binlerce insanın ölümüne, yüz binlerce insanın gözaltına alınmasına ve demokrasinin on yıllarca kesintiye uğramasına yol açmıştır.
Belçika’da Brabant Katliamları, Fransa’da Cezayir bağlantılı operasyonlar ve Portekiz’deki diktatörlük rejiminin desteklenmesi, Gladio’nun Avrupa genelindeki yıkıcı etkisini göstermektedir. Bu yapılar, NATO’nun resmi savunma misyonunun çok ötesine geçmiş; Avrupa halklarının demokratik iradesine karşı birer baskı aygıtına dönüşmüştür.
Hesap Sorma ve Yüzleşme İhtiyacı
Gladio’nun varlığı ve faaliyetleri, 1990’larda resmi olarak ortaya çıkmasına rağmen, sorumluların büyük çoğunluğu yargı önüne çıkarılamamıştır. İtalya’da bazı sorumlular mahkûm edilmiş; ancak birçok fail, zamanaşımı, delil karartma ve siyasi baskılar nedeniyle cezasız kalmıştır. Belçika’da Brabant Katliamları’nın failleri bulunamamış; Fransa’da Glaive’in Cezayir bağlantıları büyük ölçüde örtbas edilmiştir.
Türkiye’de kontrgerilla, 1970’lerden günümüze binlerce faili meçhul cinayetin sorumlusu olmasına rağmen, bu yapının üyeleri hakkında kapsamlı bir yargılama yapılmamıştır. Susurluk skandalı sonrası bazı soruşturmalar açılmış; ancak sorumluların büyük bölümü yargıdan kaçmayı başarmıştır. 2000’li yıllarda Ergenekon ve Balyoz davaları, kamuoyuna kontrgerillaya karşı bir mücadele olarak sunulmuş; ancak bu davalarda yargılananlar, büyük ölçüde yurtsever subaylar, Kemalist aydınlar ve kontrgerilla karşıtı muhaliflerdir. Bu davalar, kontrgerilla yapılanmasına karşı bir temizlik operasyonu değil; tam tersine, paralel devletin yeni bir biçimde yeniden yapılandırılmasıdır.
Avrupa genelinde Gladio’nun hesap verilebilirliğinin sağlanması için arşivlerin açılması, CIA ve NATO belgelerinin kamuoyuyla paylaşılması, tanıkların korunması ve bağımsız yargılamaların yapılması zorunludur. Bu adımlar atılmadıkça, Gladio tipi yapılanmaların yeni biçimlerde, yeni isimlerle ve yeni ittifaklarla geri dönmesi kaçınılmazdır.
Sonuç
ABD’nin kurdurduğu Gladio, NATO üyesi ülkelerde yalnızca bir savunma ağı olarak değil; aynı zamanda demokrasiyi zayıflatan, siyasi cinayetler işleyen, askeri darbeler planlayan ve toplumları korku atmosferine sürükleyen bir paralel devlet aygıtı olarak faaliyet göstermiştir. İtalya’dan Yunanistan’a, Belçika’dan Türkiye’ye kadar uzanan bu ağ, Soğuk Savaş boyunca Avrupa’nın siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır.
Gladio’nun ifşası, yalnızca geçmişin karanlık sayfalarını aydınlatmakla kalmamış; aynı zamanda NATO’nun ve ABD’nin Avrupa’daki gizli operasyonlarının boyutunu da gözler önüne sermiştir. Ancak ifşa, hesap sormayı beraberinde getirmemiştir. Sorumluların büyük çoğunluğu cezasız kalmış, arşivler açılmamış ve yüzleşme sağlanamamıştır.
Avrupa halklarının demokratik iradesine karşı yürütülen bu gizli savaşın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması, yalnızca tarihsel bir zorunluluk değil; aynı zamanda gelecekte benzer yapılanmaların önlenmesi için stratejik bir gerekliliktir. Gladio’nun arşivleri tozlu raflardan indirilmeli, tüm sorumlular ve arkalarındaki yapılar somut delillerle ortaya çıkarılmalı ve bağımsız yargı önünde hesap vermelidir.
Kaynakça
- Andreotti, Giulio. Gladio: İtalya’da Gizli Ordu. Roma: Editori Riuniti, 1991.
- Cossiga, Francesco. Gladio Üzerine Açıklamalar. Roma: İtalyan Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 1992.
- Ganser, Daniele. NATO’nun Gizli Orduları: Gladio Operasyonu ve Terörizm. Çev. Emre Can, İstanbul: Kalkedon Yayınları, 2008.
- Willan, Philip. Puppetmasters: The Political Use of Terrorism in Italy. London: Constable, 1991.
- İtalyan Parlamentosu. Gladio Komisyonu Raporu. Roma, 1992.
- Avrupa Parlamentosu. Gladio Hakkında Karar. Strazburg, 1991.
- The Independent. “Gladio: NATO’s Secret Armies Across Europe,” 1 Aralık 1990.
- The Independent. “Turkey’s Deep State: Gladio’s Hidden Hand in Ankara,” 15 Kasım 1996.
- La Repubblica. “Gladio: L’ombra della Nato sulla Turchia,” 22 Mart 1997.
- Le Monde. “Les armées secrètes de l’OTAN,” 12 Kasım 1990.
- Der Spiegel. “Gladio: Die geheime Armee der NATO,” 19 Kasım 1990.
- De Standaard. “De Bende van Nijvel en de SDRA-8,” 5 Mart 1991.
- CIA. “Stay Behind Networks in Western Europe,” Declassified Documents, 1990-1997.
- CIA. “Memorandum on Turkish Counter-Guerrilla Activities,” Declassified Document, 1997.
- SISMI Belgeleri. Türkiye’deki Gladio Bağlantıları. İtalyan İstihbarat Arşivi, 1996.
- Turhan, Talat. Derin Devlet: Kontrgerilla ve 12 Mart. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1997.
- Yalçın, Hasan. Kontrgerilla: NATO’nun Gizli Ordusu. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1990.
- İlsever, Ferit. Kontrgerilla ve 12 Eylül. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1995.
- Mumcu, Uğur. Kürt-İslam Ayaklanması: Rabıta ve Kontrgerilla. Ankara: UMAG Vakfı Yayınları, 1993.
- Ecevit, Bülent. Kontrgerilla İfşası Basın Toplantısı. Ankara, 1974.
- Aydın, Erdoğan. 12 Eylül ve Kontrgerilla. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2010.
- Susurluk Komisyonu Raporu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanakları, Ankara, 1997.
- Aygan, Abdülkadir. JİTEM İtirafları. Derleyen: Mehmet Eymür, İstanbul: Güncel Yayıncılık, 2005.
- Ersever, Cem. İtiraflar. Hazırlayan: Soner Yalçın, İstanbul: Doğan Kitap, 1994.
- Kışlalı, Mehmet Ali. Faili Meçhul: Paralel Devletin Anatomisi. İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları, 2018.
- Ergenekon ve Balyoz Davaları Beraat Kararları. Türk Yargıtay İlamları, Ankara, 2016-2019.
