PARA-BANKA-FAİZ KAVRAMLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ
İlk Uygarlık ve faiz sistemi.
Yazımıza Para , Faiz ve Banka kavramlarının tarihsel kökenlerinden günümüze kadar olan sürecini ve etkilerini dile getireceğiz.
Para kavramı , Değişim değeridir. Zorunluluklardan dolayı ilk yerleşik hayata geçilen şehirleşen bölge Sümerler olduğu için , Para kavramı da orada ortaya çıkmıştır. Yaygın olarak para olarak arpa kullanılıyordu. Bir sile arpa , günümüz itibarı ile yaklaşık 3,5 Kg geliyordu. Değişim birimi halk arasında arpa idi. Ticarette ise gümüş para kullanılırdı. (Gümüş para : Şekel ) Bu işlemler Zigurat adı verilen bu günkü anlamda Hükümet binası işlevi gördüğü gibi ticaret merkezi işlevi de görüyordu.
Arpa ve Gümüş , Biriktiği yer Ziguratların rahiplerinin denetim ve yönetimindeki depolardı. Aynı zamanda bu depolar Banka işlevi de görüyordu.
Zigurata arpa teslim edilir gümüz alınır , yada gümüş kadar arpa alınır. Kredi olarak da arpa ve gümüş verilirdi. Her şehir devleti kendine özgü faiz uygulardı.
M.Ö. 1792-1750 YILLARINDA Hüküm süren Babil Kralı Hammurabi , Hem şehir yasalarını toplamış aynılaştırmış ve hem de faiz oranlarını Babil ülkesinde merkezi yasalara geçilmiştir.
Yeni düzenleme ile Faiz oranları Gümüş de %20 , Arpada %33 olarak tespit edilmiştir.
Ülkemiz argo literatüründe paranın karşılığı arpadır.
Paranın icadı.
Para , Güncel anlamda kullanılan paranın ilk hali Lidya uygarlığı döneminde ( M.Ö.1300- M.Ö.546 ) Batı Anadolu’da kurulu uygarlık, M.Ö. 8 yy da Altın sikkeyi kullanmaya başlar. Bu icat bir zorunluluktan doğmuştur. Ordu sefere çıkar , zaferler kazanır , ganimetler toplar , toplanan tüm ganimetler sarayda toplanıp birikir. Kral askerlerine ganimetlerden parçalar dağıtır. Kimine altın vazo düşerken kimine altın bilezik düşer.
Bu durum eşitsizlik yarattığı ve askerler arsında husumete yol açtığı için , tüm sorunları gidermek adına , Toplanan altın ganimetler , Kralın sarayındaki darphanede altın sikke ye dönüştürülür. Her askere eşit sayıda altın sikke dağıtılır.
Altın sikke keşfi ile , çağdaş para kavramı da ortaya çıkmış oldu.
Bu tarihten itibaren , Altın sikke (Para) siyasi bir sembol haline geldi. Her Kral kendi adına , kendi ülkesinde geçecek Para bastırdı.
Batırılan paraların üzerinde , devlet , inanç, tarım ürünleri , Kral/Kraliçe gibi semboller yer aldı.
Kağıt Para – Çek/Senet .
Vatikan’ın teşvik ve yönlendirmesi ile ‘’ Hristiyan Haccı ‘’ Süreci başlatılmıştır. Özellikle Haçlı seferlerine eklenerek Haçlı ordularının arkasından gelen ‘’ Hristiyan Hacılar’’ güven hissederek ‘’ hac farizalarını ‘’ yapıyordu. ‘’ Haçlı seferleri ‘’ son bulduktan sonra. Sivil kafileler olarak yolda uğradıkları saldırılarda yanlarındaki ‘’ altın sikke ‘’ lerini kaybediyordu.
Vatikan ve Fransa kralının ortak projesi , Tapınak Şövalyeleri .
Tapınak şövalyelerinin görevi , ‘’ Hristiyan hacıların ‘’ haça gidip gelirken güvenliğini sağlamak. Hacıların yanlarındaki altınları , Vatikan’daki Merkez kiliseye teslim ediyor. Teslim ettiği altın karşılığında isme yazılı çek/senet bir belge veriliyor. Hacılar ,Kudüs’e ulaştıklarında , ellerindeki
çek/senet belgesini Kudüs kilisesi rahibine verir , Rahip çek/senet belgesinde yazan tutar kadar altını hacıya öder. Hacı , Hac farizası için gerekenleri yapar , parası/ altını artar ise aynı şekilde Kudüs Kilisesi rahibine verir ve karşılığında çek/senet belgesi alır. Dönüş yolu tamamlandığında .Vatikan Merkez kilisesinde gider çek/senet belgesini verir ve teslim ettiği altını alır.
Tapınak şövalyeleri , tüm bu süreçte koruma ve para emaneti için komisyon ve ücret alır.
Hepimizin aklına yaklaşık aynı şeyler uyanmış olabilir. Çok sayıda Hac kafilesi kaybolmuştur. Vatikan’ın zenginlik kaynaklarından biri halen hac organizasyonudur.
Hristiyan cemaatler içinde en zengin ve etkili cemaat Tapınak şövalyeleridir.
‘’Hristiyan Haccı ‘’ vesilesi ile altın karşılığı ( çek/senet) kâğıt para icat edilmiş oldu.
Banka Kavramı.
Haçlı seferleri , son bulunca , Haçlı seferlerinde hedeflerine ulaşamayan Vatikan , Avrupa da Keşifler çağı ( Sömürgecilik çağı ) başlanmasına ön ayak oldu. Sömürgecilik dönemi yaklaşık 200 yıl sürdü. ( 1418 / 1610 )
İspanya , Portekiz, İtalya , Hollanda ilk dalga olarak Yelkenli gemiler ile seferlere çıkıldı. İkinci dalga sürece katılan ülkeler İngiltere , Belçika, Fransa , dünyayı dolaşmaya ve keşifler(!) yapmaya başladılar. Yeni keşfedilen bölgelerden ganimet olarak değerli madenler getiriliyordu. Keşfedilen bölgeler keşfeden ülkenin alanı ( ülkesi) oluyordu. Sömürge ülkelerine karşılıklı ticaret misyonerliği başladı.
Tüccarlar çoğu zaman elinde bulunan sermayesi , hem gidecek mal/ürün alıp gemiye yüklenecek , dönüşte de sömürgeden mal/ürün alıp getirecek sürece yeterli olmuyor. Tüccar geminin tamamını yüklemesi gerekiyor dolayısı ile sermaye gerekiyor.
Özellikle italya’da , Venedik , Roma gibi büyük şehirlerde , Tefeciler Limana yakın Sahilde Bank’larda otururdu. Sermaye ihtiyacı olan tüccarler Bank’er lere sermaye talebinde bulunur ,
Ancak , Banker talebi inceler, hangi ülkeye ne mal/ürün götürecek, güzergah üzerinde riskler bunlar analiz edilir. Paranın sağlıklı geri dönüşü olacağına karar verilir ise
Bu gün çağdaş anlamda noter huzurunda ,varlıklı iki kefil ile birlikte borç senedi ve faizi ve ödeme vadesi tespit edilir ve para tüccara teslim edilir.
Ayrıca birde sigorta yapılırdı hem gemiler hem de taşıdıkları yükleri.
Sömürgecilik dönemi yelkenli gemiler ile hareket ediliyordu. Bu süre içinde Yüzyıllar boyu yük taşımış ipek yolu zayıflamaya başladı. İpek yolu üzerindeki ülkeler. Yoksullaşmaya başladı. Ticaretten gelen kazanç tükendi.
Sömürgecilik döneminde Bankerler , Banka’ya dönüştü ve kurumsallaştı. Sigortacılık kurumsallaştı.
Ülkeler arası para transferleri , Vatikan üzerinden gerçekleşiyordu. Vatikan her sömürge ülkeye bir kilise kuruyor ve kilisedeki rahiplerin ikinci görevi para transferi yapan bankacıydı. Uluslararası para transferi işlemleri de başlamış oldu.
Bugün içinde yaşadığımız finans sisteminin temellerini Sümer uygarlığı ile başlamış ve gelişen süreç içinde zamanın koşullarına göre şekil alarak günümüze ulaşmıştır.
Bilgilerinize Sunulur.
Saygılarımla
Ertuğrul ÇAY

