BAĞIMSIZ CUMHURİYET MECLİSİKEMALİST GENÇLİKSİYASET

ÇİFTE BAYRAM İÇİN KURGULANMIŞ OPERASYON

Galip KARAKUŞ / 26.05.2026

Geçmişte CHP hakkında gerçeği yansıtan öngörülerimizi dile getirip bu konuları yazdığımızda, fanatik partililer tarafından CHP düşmanı olmakla suçlandık!

Oysa CHP’nin tarihine bakıldığında, ihanetlerin her dönemde var olduğu görülecektir.

Ocak 1932 tarihinde, Kemalist Cumhuriyet’in kadrosunu ve ideolojisini oluşturmak amacıyla bir araya gelen Şevket Süreyya Aydemir, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Vedat Nedim Tör, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin; Atatürk’ün de desteğini alarak “Kadro” isimli bir dergi çıkardılar.

Recep Peker, Celal Bayar ve İş Bankası ekibinin temelsiz suçlamaları karşısında dergi yalnızca üç yıl dayanabildi ve 36’ncı sayısıyla yayın hayatını sonlandırdı. Dergiye makale yazan İsmet İnönü bile bu operasyona sessiz kaldı.

Sonraki yıllarda, düşünsel temeli 1930’lu yıllarda atılan ve CHP’nin aydınlanmacı kadroları tarafından kurulan Köy Enstitülerinin kapatılması süreci de İnönü döneminde başladı. Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in 1946 yılında görevden alınarak yerine Reşat Şemsettin Sirer’in atanmasıyla bu süreç hız kazandı.

CHP’nin “Köylüyü Topraklandırma Kanunu” ve “Ekonomide Devletçilik” politikalarına karşı çıkan Adnan Menderes ve arkadaşları, partiden ayrılarak Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti’yi kurdular. Ardından, 14 Aralık 1953 tarihinde kabul edilen 6195 sayılı kanunla partinin mal varlığına ve gayrimenkullerine el koydular; partiyi kapatmak amacıyla da 1960 yılında “Tahkikat Komisyonu”nu oluşturdular.

Sonraki tarihlerde de parti içerisinde yönetim krizleri, kargaşa ve ihanetler devam etti.

Dikkat edilirse, Türk siyasi yaşamında kısa süreli de olsa varlık gösteren neredeyse tüm sağ görüşlü partiler, CHP’nin içinden çıkmıştır.

Bana göre; parti içinde siyasetin halka hizmetin aracı olduğu bilincini özümsemiş yurtsever ve liyakatli insan anlayışının gözetilmemiş olması, ayrıca demokrasinin olmazsa olmazı olan “Laiklik İlkesi”nden sürekli ödün verilmesi, yaşananların başlıca nedenidir.

Tüm bunlar yaşanmış olmasına rağmen, partinin kuruluşundan günümüze kadar geçen süreçte yönetimde bulunan hiçbir yetkili; yaşananlardan ders almak bir yana, parti tarihinde meydana gelen olumsuzluklarla ilgili ciddi bir özeleştiri yapma gereği duymamıştır.

Bugüne kadar CHP’deki çalkantılar daha çok parti içinden yaşanmaktaydı.

21 Mayıs 2026 Perşembe günü ise Türkiye için Cumhuriyet tarihinde örneği görülmemiş, eşi benzeri olmayan bir “siyasi kırılma noktası” olmuştur.

Bu tarihte yaşananların diğerlerinden farkı; emperyalist kuşatmanın desteğini alan iktidarın, yargıyı ve kolluk güçlerini devreye sokarak plastik mermiler ve biber gazıyla CHP Genel Merkezi’ni işgal etmiş olmasıdır.

Bu operasyonda kullanışlı aparat olarak da; 13 yıl CHP Genel Başkanlığı yapmasına rağmen 13 seçim kaybetmiş, bunun sonucunda 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilen 38’inci Olağan Kurultay’da koltuğunu Özgür Özel’e bırakmak zorunda kalan Kemal Kılıçdaroğlu uygun görülmüştür.

Kılıçdaroğlu, günler öncesinden operasyon sonrasında bu görev için hazır olduğunun sinyalini vermişti.

O Kılıçdaroğlu ki; 16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa halkoylamasında CHP’nin genel başkanıydı. Oylamada kullanılan yaklaşık 2,5 milyon mühürsüz oy, toplam 55,5 milyon geçerli seçmen üzerinden yüzde 4,5’lik bir dilime karşılık gelmekteydi. Buna rağmen, “Silahlı adamlar yolumuzu kesebilir” gerekçesiyle YSK önüne gidilmesi yönündeki önerileri reddetti ve hukuken geçersiz olan 2,5 milyon mühürsüz oyun peşine düşmedi.

Cumhuriyet Gazetesi’nin, 24’üncü dönem CHP Milletvekili Avukat Hüseyin Aygün’ün anlatımına dayandırdığı “Kılıçdaroğlu’nu İstihbarat Kontrol Ediyor” başlıklı haberini (*) okuyunca, kendi kendime “Taşlar yerine mi oturuyor?” diye sormadan edemedim.

O gün Avukatlarının başvurusu üzerine gelen kolluk güçlerinin, CHP Genel Merkezi’nin kapısını kırarak açmalarını; partililere biber gazı sıkarak etkisiz hâle getirdikten sonra taraftarlarının Ankara sokaklarından topladıkları, CHP ile ilgisi olmayan mafyatik tiplerle birlikte parti binasına girme eylemini içine sindirebilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin ihanet edenler listesinde en üst sıralarda yer alacağını söylemek kehanet olmasa gerek!

CHP örgütlerinin tamamıyla birlikte tüm muhalefet güçlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin Özgür Özel’e destek vermesi umut vericidir. Halkla bütünleşme eylemleri hız kesmeden sürdürülmelidir.

Kılıçdaroğlu sayesinde TBMM’ye girmiş olan 6’lı masa bileşenleriyle birlikte tüm muhalefet partilerinin ve demokratik kitle örgütlerinin Özgür Özel’e destek vermiş olması da son derece değerlidir.

Umudumuz; yakın zamanda bir “Kurultay Kararı” alınması ve Özgür Özel’in bugüne kadar yaratmış olduğu toplumsal enerjinin devreye girmesiyle ortaya çıkacak demokrasi yanlısı değişimdir.

(*) Cumhuriyet Gazetesi. “Hüseyin Aygün: ‘Kılıçdaroğlu’nu İstihbarat Kontrol Ediyordu’” 25 Mayıs 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir