İRAN VE ABD/İSRAİL SAVAŞI MI? İNGİLTERE (İRİÇ) VE ABD (AHİT) SAVAŞI MI?
Sovyetlerin çöküşü ile tek egemenli kalan dünyada; tek küresel emperyalizm, kendi içinde ABD ve İngiltere merkezli olarak ayrıştı. Finans merkezi olarak Rakıfelır ve Roltşilts aileleri ile kutup başları belirlenmiş oldu.
Dünya enerji kaynakları, Asya ve Afrika’da yeniden paylaşım için bir yarış ve rekabet ile önce vekalet savaşlarını tetiklemiş oldu.
“Şangay Beşlisi” ile başlayan Asya direnişi, İngiltere ve Çin arasındaki “İpek Yolu” projesi ile İngiltere, Rusya, İran ve Çin (İRİÇ) bloğunu ortaya çıkardı.
İngiltere 2013’ten bu yana bir makas değiştirdi. AB’den çıktı. AB’den çıkar çıkmaz Türkiye ile “özel ticaret” anlaşması yaparak, İran’ın doğalgazı ve Afrika’nın altınları ile Türkiye’de Katar aracılığıyla bir “kayıt dışı pazar” kurarak, İngiliz tefecilerini ve kayıt dışı paraların Türkiye’ye sıcak para olarak yığılmasını sağladı.
Peki İngiltere ne yapmaya çalışıyordu?
İngiltere, 1957’de kayıp ettiği Ortadoğu enerji kaynakları üzerindeki hegemonyasını yeniden kazanmak için Türkiye’yi köprü yapmayı hedefliyordu.
İngiltere’ye 1956’da ne olmuştu? Neden Ortadoğu’yu elinden çıkarmak zorunda kalmıştı?
1956: İNGİLTERE’NİN ÇÖKÜŞÜ
İngiltere’nin süper gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kanalı kontrol eden, dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956’da Mısır, Süveyş Kanalını millileştirdi.
İngiltere, “Açın, yoksa geliriz.” dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Amerika, Sovyetler ve BM “dur” dedi.
İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
Sterline güven azaldı. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere’den kaçtı. 20 yıl içinde İngiltere sıradan bir ülkeye dönüştü.
200 yıllık imparatorluk tek bir kanal yüzünden bitti.
Tek bir kanal değil aslında. Tek bir algı yüzünden: “Bu ülke artık güçlü değil” algısı İngiltere’yi bitirdi.
İngiltere, Türkiye ile iktisadi ve siyasi ilişkilerini eski dostları; Halidiye Nakşileri ile içeriden, Katar aracılığı ile dışarıdan destekli oyununu 15 Temmuz 2016 itibarıyla kurmuş oldu. Türkiye’de hükümet değişmeden, 15 Temmuz ile politikalar değişmişti. Artık İngiltere için uygun koşullar gerçekleşmiş oldu.
Türkiye ekonomisinin pusulasını İngiliz bankerleri ve İngiliz kaynaklı küresel finans merkezi belirlemeye başlarken, “Yeni Osmanlıcılık” siyaseti de yerleşmiş oldu.
İngiltere, Türkiye aracılığı ile Suriye “enerji koridoru”nu düzenleyerek, bir adım daha ilerleyerek Katar’a yedek lastik olacak “İngiliz güdümlü Suriye”yi gerçekleştirmiş oldu.
İngiltere için şimdi sıra, İran ile Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almak ve ABD güdümündeki BAE, Suudi ailesi, Kuveyt ve Dubai’yi ABD kontrolünden kendi kontrolüne alma hedefi kaldı.
İran’a saldırı nedeni “Hürmüz Boğazı” kontrolüdür. İngiltere, İran’ı at, Çin’i fil yaparak satranç oyunu gibi bir savaş oyunu kurmaktadır.
1956’da İngiltere’nin başına gelen “Süveyş Kanalı” algısı şimdi Amerika’nın başına gelebilir.
Dünya petrol arzının yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak’ın petrolü buradan çıkıyor.
Boğaz kapanırsa petrol fiyatları yükselir. Körfez ülkeleri ihracat yapamaz.
Amerika bu tüneli açamazsa her şey değişir. Süper güçler aşırı borçluyken askeri ve finansal kontrolünü kaybettiğini gösterdiğinde; müttefiklerin ve alacaklıların güvenini kaybetmesini, rezerv para birimi statüsünü kaybetmesini, para biriminin özellikle altına karşı zayıflamasını izleyelim.
Savaşta yıkımdan daha etkili olan direnme gücüdür.
Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek.
Bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmayacak.
Hürmüz Boğazı Amerika için son sınav. Kazanırsa hegemonya devam eder. Trump’ın gücü katlanır. Dolar güçlenir.
Kaybederse 1956 İngiltere senaryosu başlar. Dolar çöker. Altın fırlar. Müttefikler dağılır. Amerikan çağı biter.
ABD ile Büyük İsrail Projesi rafa kalkar, “uydu Kürt devletçikleri” projesi yerine İngiliz İslamcılığı etkinleşir; İran Şii yayılmacılığını Bahreyn, Lübnan, Yemen, Azerbaycan ve Suudi Arabistan’a etkin kılar.
İran, kazansa da kaybetse de Türkiye için “iki ucu pis sopa” durumundan başka bir sonuç olmayacaktır.
⸻
22 Mart 2026
Gökcan Zafer
PUSULA

