MAKALELERZAFER GÖKCAN

DEDEM, BABAM, BEN VE OĞLUM

“Ölürse ten ölür, can ölesi değil.”
— Yunus Emre

Otağdan Devlete Uzanan Kültür

Türk inanç ve kültürü otağ (aile) üzerine kuruludur. Din adamlarına verilen “Dede” ve “Baba” sıfatları da bu anlayışın bir yansımasıdır.

Dede; yaşı, deneyimi ve doğayı-toplumu yaşayarak biriktirdiği bilgi ile bilgedir. Acı ve tatlı deneyimleriyle olgunlaşmış, hoşgörüsü derinleşmiştir. Yönü maddi dünya nimetlerine değil, manevi dünyaya dönüktür. Atalarından emanet aldığı töreyi ve birikimi evlatlarına bırakmaya her an hazırdır.

Dede Korkut, Dede Kargın… Bunlar yalnızca birer isim değil; birer ocak, birer kültür kaynağıdır. Dede köktür, gelenektir; geçmişi bugüne taşıyan köprüdür.

Dede ile torun, geçmiş ile geleceğin bugünde buluşması gibidir.

Dede Korkut’tan Dede Kargın’a Türk inanç ve kültürü, bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır.

Avşar Ocağından Gelen Bir Soy

Benim dedem de Dede Kargın Ocağının Avşar önderlerinden, bir aile otağının evladıydı.

Avşar Devleti’ni kuran Nadir Şah, 1700’lerde Türklük bilincini yaşatan ve “Türklük tendir, Müslümanlık gömlektir” anlayışını devlet politikası yapan bir Türk hakanıdır.

Avşar Devleti, Selçuklu’dan miras kalan devlet anlayışı içinde Ehli Beyt’e duyulan saygı ve hoşgörüyü barındırıyordu. Ancak Şii mollaların devlet içinde güç kazanmasıyla zayıfladı. Avşar hanedanının Kırşehir’den Erdebil’e giden kolu olan Kaçar (Gacer) Hanedanı iktidara geldi. 1925’te İngiliz-Fars darbesiyle bu düzen de yıkıldı ve Pehlevi Hanedanı yönetimi ele geçirdi. 1935’te devletin adı İran yapıldı.

Selçuklular İslam’ı devlet güvencesi altına alırken, Akkoyunlular Ehli Beyt soyundan gelenleri sarayda barındırdı. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’dan sonra yeğeni Şah İsmail, Yama Dağları eteklerinde Avşar boyunu Koçsalımı (21 Eylül) bayramında topladı ve sancak açtı. Türk töresinde sancak açmak devlet kurmaktır. Böylece Akkoyunlu Devleti, Safevi Devleti’ne dönüştü.

Maraş’tan başlayarak Doğu Anadolu’dan Horasan’a kadar uzanan bu coğrafya Safevi hakimiyetine girdi. Ancak 1516’daki Osmanlı–Safevi savaşı sonrası Safeviler Muş’a, Kanuni döneminde ise Tebriz’e kadar çekildi.

Devlet doğuya çekildi ama Avşar boyu Doğu Anadolu’yu terk etmedi. Hatta batıya, Balkanlara kadar yayıldı. Osmanlı ile ilişkiler ise çoğu zaman gergin oldu. Bozok, Şahkulu, Dadaloğlu gibi büyük ayaklanmalar ve mücadeleler yaşandı.

Bugün “Kürt” olarak gösterilen Güneydoğu’daki birçok topluluk, aslında Osmanlı’ya boyun eğmeyen Avşar oymaklarının torunlarıdır. Ne yazık ki Nadir Şah’ın torunlarından bazıları Türklüğünü dahi unutmuş; Avşar bayrağını başka kimliklerin sembolü haline getirmiştir. Dede Kargın türbesinin dibinde, kendi dedesine yabancılaşmış bir Avşar topluluğu bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Türk gençliği atalarını tanıdıkça özgüven sahibi olur.”

Dedemden Babama

Benim dedem Dede Kargın, Avşar Şah İbrahim Ocağı’nın rehberiydi. Dede Kargın süreğine bağlı olarak Hacı Bektaş Serçeşmesi’ne tabi idi.

Onun anlayışı açıktı:
Devlette süreklilik esastır.

Türk Safevi devleti çekilince Osmanlı hakimiyeti kabul edildi. Osmanlı çöktüğünde ise Kuvayı Milliye desteklendi, Türkiye Cumhuriyeti sahiplenildi.

Dedem, Avşar Türkmen kök inanç ve kültürünü babama bıraktı.

Babamın Mücadelesi

Babam ise Avşar Türkmeni kökenli bir Türk çiftçisi olarak Pancar Üretici Kooperatifleri örgütlenmesinde önderlik eden Kemalist bir köylüydü. Kendini her zaman Atatürk milliyetçisi, Cumhuriyetçi ve Halkçı olarak tanımladı.

Atatürk’ten sonraki İnönü dönemine tepki gösterdi. Oğlunun adını Menderes koydu. Ancak Menderes’in de beklentilerini karşılamadığını düşününce Yeniden Kuvayı Milliye hareketine katıldı.

1966’da emekli General Hasan Tahsin Berkman ile birlikte Türkiye Birlik Partisi’ni kurdu. Partisini ayakta tutmak için büyük mücadele verdi.

1969 seçimlerinde milletvekili adayıyken hapse atıldı. Adaylığı engellendi; yerine ikinci sıradaki isim seçildi. İşsiz kaldı. Sonra bir işçi kooperatifi aracılığıyla Almanya’ya işçi olarak gitmek zorunda kaldı.

Babam bana Türklük bilincini daha okula başlamadan önce verdi. Bana “Küçük Asker” şiirini ezberletti, asker elbisesi giydirdi.

Devletin Devamı

Bugün babamın sonsuzluğa sırlanışının yıl dönümü.

Ruhu şad olsun…
Mekânı cennet olsun…
Devri daim olsun…

Babam benim için hep devletimdi.

Çünkü Türk töresinde devlette devamlılık esastır.

Bugün ben…
Oğlumun devleti benim.

Ve Yunus Emre’nin söylediği gibi:

“Ölürse ten ölür, can ölesi değil.”

Gökcan Zafer
13 Mart 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir