HABERLERMAKALELERSİYASETSUAY KARAMAN

ULUSAL EGEMENLİK

Suay Karaman

106 yıl önce açılan Büyük Millet Meclisi’nin kökeni, Ulusal Kurtuluş Savaşı’na dayanmaktadır. Mustafa Kemal’in önderliğinde, dünyada ilk kez emperyalist devletlere karşı zafer kazanılmıştır. Bu meclis hem ülkemizin kurtuluşuna hem de yeni bir devletin kuruluşuna öncülük eden tarihi bir olguya sahiptir. Çürümüş ve yozlaşmış bir imparatorluktan yepyeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, demokratik ve laik yönetim biçiminin gerçekleşmesi, çağdaş ve aydınlık bir yaşam biçiminin belirlenmesi ve bunun için yapılan tüm yenilikler, 23 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal’in liderlik ettiği Büyük Millet Meclisi’nin attığı o büyük ve kalıcı adımlarla gerçekleşmişti.

Ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık olmak üzere devletimizin başlıca iki temel niteliği bulunmaktadır. Ulusal egemenlik, ulusun kendi kendisini yönetmesidir. Tam bağımsızlık, başka bir devletin yönetimi altına girmemektir. Egemenliğin ülke içinde kullanımı ulusal egemenlik, ülke dışında kullanımı ise tam bağımsızlıktır. Emperyalizmi rahatsız eden bu iki temel nitelik, günümüzde türlü işbirliği ve oyunlarla yok edilmek istenmektedir.

Ulusun kendi kendini yönetmesi olan ulusal egemenlik kavramı uzun yıllardan beri yok sayılmaktadır. Ülkemizin her yerine, her işine yabancıların el attığı bir ortamda ulusal egemenlikten söz etmek, artık nostalji halini almaktadır. Bugün 106. yılını kutladığımız ulusal egemenliğin, artık elimizde olmadığını bilmek zorundayız. Çünkü günümüzde ulusal egemenlik, küresel emperyalizme devredilmiştir.

Bu nedenle Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızdan geriye sadece çocuk bayramı kalmıştır denebilir. Ama bugün çocuklarımız da açlık ve sefalete terk edilmiş, her türlü suistimal ve tecavüze uğramakta, yaralanmakta ve öldürülmektedir, psikolojileri bozulmuş durumdadır. İşte bu koşullarda çocuk bayramı kutlanmaktadır. Eşsiz liderimiz Atatürk “vatanı korumak, çocukları korumakla başlar” sözünün çok gerisinde kaldığımız anlaşılmaktadır.

Anayasalarımızın temel hükümlerine bakarak, ulusal egemenlik kavramı hakkında bilgi edinmeliyiz. Ülkemizin ilk anayasası olan 1924 Anayasası’nın egemenlik, yasama, yürütme ve yargı ile ilgili temel hükümleri şöyledir:

Madde 3- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Madde 4- Türk milletini ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve Millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır.

Madde 5- Yasama yetkisi ve yürütme erki Büyük Millet Meclisinde belirir ve onda toplanır.

Madde 6- Meclis, yasama yetkisini kendi kullanır.

Madde 7- Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır. Meclis, Hükûmeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir.

Madde 8- Yargı hakkı, millet adına usul ve kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

Ülkemizin ve dünyanın en çağdaş anayasası olarak nitelendirilen 1961 Anayasası’nın egemenlik, yasama, yürütme ve yargı ile ilgili temel hükümleri şöyledir:

Madde 4- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir. Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.

Madde 5- Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

Madde 6- Yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir.

Madde 7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Bugün yaklaşık %70’i değiştirilen 1982 Anayasası’nın egemenlik, yasama, yürütme ve yargı ile ilgili temel hükümleri şöyledir:

Madde 6- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletine aittir ve millet, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar aracılığıyla kullanır.

Madde 7- Yasama yetkisi, Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir ve devredilemez.

Madde 8- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır.

Madde 9- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Tüm anayasalarda ulusal egemenlik, yasama, yürütme ve yargı erkleri açık açık yazılmış ve titizlikle korunmuştur. Ancak 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halk oylamasında, Yüksek Seçim Kurulu’nun son dakika kararı ile mühürsüz oy pusulalarının geçerli kabul edilmesiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen tuhaf bir sisteme geçilmiştir. Yani ülkemizin rejimi sahte oylarla değiştirilerek, egemenlik tek adam yönetimine devredilmiştir. Bugün TBMM yönetimi yerine, siyaset biliminde benzeri olmayan Cumhurbaşkanlığı yönetiminin çok büyük olumsuzluklarını yaşamaktayız.

Cumhurbaşkanının partili olmasıyla, bu makam iç siyasette herkesi kucaklayıcı bir makam olmaktan çıkmıştır. Bugün, TBMM fiilen etkisizleşmiştir. Yürütme erki Cumhurbaşkanı ve bakanlar, Meclise karşı sorumsuzdur. Demokrasinin olmazsa olmazı olan güçler ayrılığı ilkesi fiilen yok sayılarak, bağımsız yargı tamamen yok edilmiştir. Ülkemiz artık Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yönetilmektedir. Ülkemizde adı konmamış bir sivil darbe yaşanmaktadır.

Bugün genel durum ve görünüm hiç iyi değildir. Ulusun kendi kendini yönettiği ulusal egemenlik kavramı uzun yıllardan beri yok edilmiştir. Demokrasi bitmiş, yerine tek adam diktatörlüğü getirilmiştir. Ancak her durumda mücadeleye devam etmek gerekmektedir. Ulusal egemenlik, tam bağımsızlık, emperyalizm karşıtlığı ilkelerinde birleşerek, Kemalist ilke ve devrimleri özümseyenlerin bir araya gelerek yapacağı örgütlü mücadele sonunda, bu karanlık gidişten aydınlığa çıkmak olasıdır. Bütün bu olumsuzluklara karşın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun.

Azim ve Karar, 27 Nisan 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir