BUTLANA KATLANMAK,YADA YENİ BİR YOL YAPMAK
Türk Siyasetinde “Butlana Katlanmak” ya da Yeni Bir Eksen Arayışı: CHP İçi Güç Savaşlarının Jeopolitik Anatomisi
Giriş: Hukuki Bir Kavramın Siyasal Karşılığı Olarak “Butlan”
Hukukta “butlan”, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki sakatlık nedeniyle baştan itibaren geçersiz sayılması, hiç doğmamış kabul edilmesidir. Siyaset sosyolojisi bağlamında “butlana katlanmak” ise; meşruiyetini yitirmiş, yapısal olarak sakatlanmış ve asli misyonundan kopmuş bir siyasal organizmaya rıza göstermek, onun varlığını sürdürmesine sessizce ortak olmak anlamına gelir. Bugün Türk ana muhalefetinin yaşadığı kimlik krizi ve liderlik mücadeleleri, salt bir “koltuk kavgası” değil; 1992 sonrasında yeniden açılan CHP’nin sosyolojik ve ideolojik olarak uğradığı yapısal mutasyonun ve bu mutasyona karşı geliştirilen “katlanma” ya da “başkaldırı” stratejilerinin çatışmasıdır.
1. 1992 CHP’sinin Genetik Kodu: Tabela CHP, Ruh SHP
1980 askeri darbesinin ardından kapatılan Cumhuriyet Halk Partisi, 1992 yılında yeniden açıldığında tarihsel mirasını fiziken devralmış görünse de, tüzük, program ve kadro derinliği açısından Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin (SHP) ideolojik mirası üzerine inşa edilmiştir. Bu durum, partinin kurucu felsefesi olan Kemalist-Ulusal Cumhuriyetçilerin tasfiyesiyle sonuçlanmış ve partiyi çizgisel bir sosyal demokrasiye hapsetmiştir. 1992 CHP’sinde kurucu iradeyi temsil eden “Kemalist Ulusal Cumhuriyetçiler”in tasfiye edilmesi, partinin aslına rücu etme (orijinal kimliğine dönme) olasılığını ortadan kaldırmıştır. Tabela CHP olsa da, içerik AB/İNG merkezli sol paradigmalara eklemlenmiş bir SHP dir .
2. Kılıçdaroğlu Dönemi ve “Truva Atı” Stratejisi
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık dönemi, partinin bu mutasyonunu bir üst aşamaya taşımıştır. ANAP, DYP ve MHP gibi sağ/merkez sağ gelenekten yetişmiş aktörlerin CHP’nin merkez kadrolarına taşınması, iddia edildiği gibi bir “helalleşme” veya “taban genişletme” hamlesi değil; partinin tarihsel ve ideolojik barikatlarını yıkma işlevi gören bir Truva Atı stratejisidir.
Bu stratejinin küresel ölçekteki karşılığı, muhalefeti “kazanamayan ama sistemin meşruiyetini sağlayan” bir aparata dönüştürmektir. Nitekim girilen 13 seçimde iktidar blokunun zaferlerini tescilleyen, yapısal muhalefetsizliği kurumsallaştıran ve statükoyu tahkim eden bu tasfiye süreci, Batı merkezli (özellikle ABD/İsrail güdümlü) statüko tasarımının bir parçası olarak okunmalıdır. Buradaki temel misyon; AB ve İngiltere güdümlü, daha yerel rasyonaliteye sahip SHP çizgisini, küresel ölçekteki ABD/İsrail eksenli projelere entegre etmek adına 92 CHP’sinin içinden söküp atmaktı.
3. “Butlana Katlanmak” ya da Döğüşerek Çekilmek: İki Siyasal Yol
Bu tarihsel kesitte muhalif aktörlerin önünde iki seçenek belirmiştir:
- Butlana Katlanmak (Statükoya Teslimiyet): Kılıçdaroğlu tarzı siyasetin yarattığı meşruiyet krizini kabullenmek, yenilgiyi rasyonalize etmek ve küresel merkezlerin çizdiği sınırların dışına çıkmamaktır. Bu yol, ABD/İsrail güdümlü merkezin Türkiye iç siyasetini dizayn etmesini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Çıkışı olmayan bir dehlizdir.
- Döğüşerek Çekilmek (Tarihsel Çıkış): Mevcut yapısal sakatlıkla mücadele ederek, gerektiğinde yeni bir siyasal hat inşa etmektir. Türk siyasi tarihi, statükoya bayrak açarak büyüyen hareketlerin tarihidir. 1973’te Bülent Ecevit’in “Akgünlere” hareketiyle partiyi dönüştürüp 1974’te iktidara yürümesi veya 2001 yılında AKP nin yerleşik merkez sağ/islamcı statükodan koparak kendi iktidar yolunu açması bunun en somut örnekleridir.
4. Özgür Özel ve Küresel Kutuplaşmanın Siyasi Cephesi
Özgür Özel’in liderlik çıkışı ve değişim iddiası, bu döğüşerek çekilme ve iktidar alternatifi olma potansiyelini barındırmaktadır. Ancak bu kavga, sığ bir iç siyasi çekişme değildir. Arka planda küresel hegemonya savaşları yürümektedir: Kavganın gerçek tarafları Kılıçdaroğlu ve Özel değil; ABD/İsrail ekseni ile AB/İngiltere eksenidir.
Özgür Özel, geri adım atmadığı, radikal değişim iradesini koruduğu sürece, küresel ölçekte ABD hegemonyasına karşı daha dengeli ve rasyonel bir hat savunan AB ve İngiltere’nin jeopolitik desteğini arkasına alarak iktidar alternatifi olma şansına sahiptir. Batı Bloku içindeki bu çatlak, Türkiye’deki muhalefetin de fay hattını oluşturmaktadır.
5. Üçüncü Yol olasılığı: Sorosçu Liberalizm ve Oğuz Kaan Salıcı
Eğer Özgür Özel, yerleşik “butlana katlanma” siyasetine teslim olur ve geri adım atarsa, kurultay ve kongreler zemininde statüko kendi alternatifini üretecektir. Bu durumda sahneye çıkacak olan aktör, AB ve Soros vakıfları tarafından fonlanan, kendisini “liberal ve sosyal demokrat” olarak tanımlayan küreselci sol/foncu damardır.
Bu yapının doğal lider adayı ise Oğuz Kaan Salıcı’dır. Bu “Üçüncü Yol”, partiyi tamamen ulusal bağlamından kopararak, küresel finans kapitalin ve Sorosçu sivil toplum ağlarının Türkiye şubesi haline getirme riskini taşır. Bu ihtimal, CHP’nin kurumsal varlığının nihai tasfiyesi anlamına gelecektir.
Sonuç: Tarihsel Eşik
“Butlana katlanmak”, Türkiye’de muhalefeti küresel merkezlerin laboratuvarlarında üretilmiş bir simülasyona hapsetmektir. Bu siyaset tarzının hiçbir çıkışı, toplumsal karşılığı ve iktidar vaadi yoktur. Muhalefetin önündeki tek sahici seçenek; küresel tasarımların (ABD/İsrail veya Soros fonculuğu) aparatlığına soyunmak yerine, döğüşerek, risk alarak ve toplumsal dinamiklere yaslanarak yeni bir iktidar yolu açmaktır. Tarih, katlananları değil, statükonun geçersizliğini ilan edip yürüyenleri yazar.
9 Haziran 2026
Gökcan Zafer

