EĞİTİMMAKALELERZAFER GÖKCAN

LİYAKATSİZLİĞİN  BEDELİ!..

  1. yüzyılda Koçi Bey bir gerçeği bütün çıplaklığıyla yazmıştı:
    “İş ehline verilmez oldu.”

Aradan yüzyıllar geçti. Değişen sadece zaman oldu; sorun aynı kaldı.

Bugün etrafımıza baktığımızda gördüğümüz tabloyu romantize etmeye gerek yok. Yağmalanan topraklar, yakılan ormanlar, zehirlenen sular, çöken aileler, katledilen kadınlar ve çocuklar, yok edilen hayvanlar… Bunlar birbirinden kopuk olaylar değil. Hepsinin ortak bir kaynağı var: liyakatsizlik.

Bir ülkenin toprağı neden yağmalanır?
Çünkü o toprağı koruması gerekenler, onu bir emanet değil, bir rant kapısı olarak görür. İhaleler ehline değil, “yakın” olana verilir. Denetim yapması gerekenler gözünü kapatır. Sonuç: Dağlar delinmiş, ovalar talan edilmiş, şehirler nefessiz kalmıştır.

Ormanlar neden yanar?
Elbette yangın çıkar. Ama mesele yangının çıkması değil, önlenememesi ve söndürülememesidir. Yıllarca uyarılan risklere rağmen hazırlık yapılmazsa, liyakatsiz kadrolar kritik kurumları doldurursa, yangın bir doğa olayı olmaktan çıkar, yönetim krizine dönüşür.

Sular neden zehirlenir?
Çünkü denetim yoktur. Çünkü “nasıl olsa bir şey olmaz” zihniyeti vardır. Çünkü çevreyi korumakla yükümlü olanlar, kirletenlerle aynı masada oturur. Ve sonuçta sadece nehirler değil, gelecek de zehirlenir.

Kadınlar ve çocuklar neden korunamaz?
Çünkü adalet sistemi güçlü değilse, caydırıcılık yok olur. Çünkü sosyal yapıyı ayakta tutacak kurumlar içi boşaltılmışsa, aile dediğimiz yapı sessizce çöker. Çünkü ehil olmayanlar, toplumun en hassas alanlarını yönetemez.

Hayvanlar neden yok edilir?
Çünkü merhamet, sadece bireysel bir duygu değil; aynı zamanda bir yönetim meselesidir. Doğayı ve canlıyı koruyacak politikalar üretmeyen, ürettiğini uygulayamayan bir sistem, en zayıfı her zaman kaybettirir.

Tüm bunların ortasında bir gerçek var:
Sorun tek tek olaylar değil, bu olayları mümkün kılan çürümüş düzendir.

Koçi Bey Risalesi bize yüzyıllar öncesinden sesleniyor. Koçi Bey, rüşvetin yaygınlaştığı, görevlerin ehline verilmediği, dalkavukluğun yükseldiği bir düzenin devleti içten çürüteceğini söylüyordu. Bugün “dalkavuk, hırsız, rüşvetçi ve sahtekâr” dediğimiz tiplerin sistem içinde yer bulması tesadüf değildir. Bu, liyakatin terk edilmesinin doğal sonucudur.

Acı bir gerçek:
Liyakatsizlik sadece kötü yönetim üretmez, felaket üretir.

Yangınlar kader değildir.
Yoksulluk kader değildir.
Şiddet kader değildir.

Bunlar, yanlış tercihlerin, yanlış kadroların ve yanlış zihniyetin sonucudur.

Ve belki de en acı olanı şudur:
Bu düzen bir günde kurulmaz ama bir gün bile sorgulanmazsa kalıcı hale gelir.

Koçi Bey’in yüzyıllar önce yaptığı uyarı hâlâ geçerli:
Devletin temeli adalettir, adaletin temeli ise ehliyettir.

Ehil olmayanların elinde ne toprak korunur, ne orman, ne su, ne insan, ne de vicdan.

Geriye sadece enkaz kalır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir