NASIL BİR PARTİ İSTİYORUM?
Türkiye’nin içinden geçtiği tarihsel eşikte, artık yalnızca seçim kazanmaya odaklı bir siyasal örgütlenmeye değil; köklü bir dönüşüm iradesi taşıyan, ilkeleri kişilerin önüne koyan, toplumsal seferberliği örgütleyebilen bir partiye ihtiyaç vardır. İstediğim parti; lider merkezli değil, ilke merkezli bir kitle partisidir. Kişilerin değil, ortak aklın egemen olduğu; üyelerin eşit haklara sahip olduğu; katılımın bir lütuf değil, temel ilke sayıldığı bir örgüt anlayışına dayanmalıdır.
Katılımcı ve Demokratik Bir Yapı
Böylesi bir parti, tabandan gelen düşünce ve önerileri merkeze taşıyan; merkezde alınan kararları da örgütün tüm katmanlarında tartışmaya açan demokratik bir işleyişe sahip olmalıdır. Üyeler yalnızca oy veren değil, karar süreçlerine doğrudan katılan öznelerdir. Parti içi demokrasi göstermelik değil, gerçek olmalıdır. Eleştiriden korkmayan, geçmişiyle ve hatalarıyla yüzleşebilen, hesaplaşmayı bir zayıflık değil güç sayan bir siyasal kültür inşa edilmelidir.
Devrimci ve Ulusal Kurtuluşçu Bir Hat
Bu parti, düzen içi iyileştirmelerle yetinmeyen; gerektiğinde köklü değişiklikleri savunabilen devrimci bir cumhuriyetçi sol parti olmalıdır. Türkiye’yi bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük temelinde yeniden ayağa kaldıracak bir ulusal kurtuluşçu anlayışı temsil etmelidir.
Bu perspektif, Kemalist Cumhuriyet’in kurucu değerlerini, bilinçli ve planlı bir toplum projesi olarak yeniden yorumlamalıdır. Kuvay-i Milliye ruhunu günümüze taşıyan; bağımsızlığı yalnızca askeri ya da siyasi değil, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla da ele alan bir yaklaşım şarttır.
Küreselleşmeye Karşı Onurlu Bağımsızlıkçı Duruş
Teknolojik gelişmelerin hızlandırdığı küreselleşme gerçeğini görmezden gelmeden; ancak “yeni dünya düzeni” adı altında dayatılan küresel sömürgeciliğe boyun eğmeden yol almak gerekir. Bu parti, evrensel rekabetten kaçmayan; ama ulusal çıkarları pazarlık konusu yapmayan bir anlayışa sahip olmalıdır.
Avrupa Birliği süreci de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Tam üyelik bir tutku değil, bir ulusal çıkar meselesidir. Türkiye’nin egemenlik haklarını zedeleyen, ülkeyi oyalayan ya da Ege, Kıbrıs ve Güneydoğu sorunlarını baskı aracı olarak kullanan bir yaklaşım karşısında geri adım atmayan; gerektiğinde başvurusunu geri çekebilecek cesareti gösterebilen bir siyasal irade gereklidir.
Yurttaşlık Temelli Bir Toplum
Bu parti, etnik ya da mezhepsel ayrışmaların değil, yurttaşlık bilincinin birleştirici gücünün temsilcisi olmalıdır. Resmi dilde eğitimi tüm yurttaşlara sağlarken, herkesin kendi anadilini serbestçe konuşma, geliştirme ve yayın yapma hakkını güvence altına alan özgürlükçü bir yaklaşım benimsemelidir.
Laiklik, yalnızca bir anayasal ilke değil; özgürlüğün güvencesidir. Devletin tüm inançlara eşit mesafede durduğu; inanç alanındaki kurumların yeniden düzenlendiği; bireyin vicdan özgürlüğünün güvence altına alındığı bir düzen kurulmalıdır.
Toplumsal Kalkınma ve Planlı Ekonomi
Ulusal bütünlük soyut sloganlarla değil; dengeli ekonomik kalkınmayla sağlanır. Kırsal ile kent arasındaki eşitsizlikleri gideren, bölgesel özellikleri dikkate alan demokratik merkezi planlama anlayışı benimsenmelidir.
Devletin halk için olduğu bilinciyle; rantiye düzenine son veren; üretimi, sanayiyi, tarımı ve kooperatifçiliği destekleyen bir ekonomi politikası uygulanmalıdır. KİT’leri tasfiye eden değil; çağdaş, özerk ve verimli işletmeler olarak yeniden yapılandıran bir yaklaşım esastır.
Ulusal ulaşım planlamasında demiryolu ve denizyoluna ağırlık veren; tarımı ve hayvancılığı uzun vadeli planlarla destekleyen; kayıt dışı ekonomiyi ortadan kaldıran; vergi adaletini sağlayan bir mali disiplin anlayışı gereklidir.
Sosyal Devlet ve Toplumsal Adalet
Yaşam hakkını en temel hak sayan bir parti; sağlık hizmetlerini ticaret olmaktan çıkarıp kamusal bir hak haline getirmelidir. Eğitim bütünüyle parasız ve bilimsel olmalı; yabancı dil öğretimi desteklenirken yabancı dilde eğitime son verilmelidir. Üniversiteler gerçek anlamda akademik ve yönetsel özerkliğe kavuşmalıdır.
Emeği en yüce değer sayan; çalışma hakkını temel hak kabul eden; sendikal özgürlükleri güvence altına alan; kadın-erkek eşitliğini yalnızca sözde değil, yaşamın her alanında gerçekleştiren bir anlayış hâkim olmalıdır. Ev içi emeğin toplumsallaştırılması ve kadınların sosyal güvenceye alınması ,her yurttaşa ,asgari yurttaşlık maaşı bu perspektifin vazgeçilmezidir.
Bilim, Kültür ve Aydınlanma
Bilgi, bilim ve teknoloji alanında piyasanın tekeline karşı çıkan; bu alanları insanlığın ortak mirası olarak gören bir yaklaşım benimsenmelidir. Kültür ve sanatı elit bir azınlığın ayrıcalığı olmaktan çıkarıp toplumsal bir zenginliğe dönüştürmek; Cumhuriyet’in aydınlanma devrimini tamamlamak temel hedeflerden biri olmalıdır.
Sonuç
İstediğim parti; söz yerine işi, vaat yerine eylemi koyan bir partidir. Siyaseti çıkar kapısı değil, hizmet kapısı sayan; yurttaşla seçimden seçime değil, her gün ilişki kuran; meclisçi ve katılımcı bir örgütlenmeye sahip olan bir partidir.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden ulusal, bağımsız, demokratik, sosyal ve hukuk devleti niteliğine kavuşturacak; çağdaş uygarlık düzeyini aşma hedefini somut programlarla hayata geçirecek bir siyasal irade mümkündür.
Benim istediğim parti; işte böyle bir partidir.
Zafer GÖKCAN
24 Temmuz 2015
BCP Program Önerisi

