SOKAK MI, STRATEJİ Mİ?
Şimdi seni, tek yol kaldı “SOKAK” diye kandıracaklar!
SOKAK MI, STRATEJİ Mİ?
Bu coğrafya, 1960’lardan 1980’lere kadar nice toplumsal başkaldırılara sahne oldu.
Son olarak 2013’teki Gezi Direnişi, milyonların sokağa aktığı büyük bir dalgayı temsil etti.
Peki tüm bu hareketlerin ardından ne değişti?
Sistem sarsıldı mı, yoksa her defasında kendini yeniden üreten yapılar, toplumun öfkesini soğurup yoluna devam mı etti?
Burada kritik soru şudur: Sokak, tek başına bir çıkış mıdır?
Tarih bize gösteriyor ki, bir stratejiye dayanmayan, sistemin can damarlarını hedef almayan her sokak hareketi, kısa süreli bir öfke patlamasından öteye geçemiyor.
Sonuçta kaybeden, bedel ödeyen yine halk oluyor.
Çünkü düzen, sadece meydanlarda slogan atarak değil; üretim zincirlerinde, finans damarlarında, iletişim ağlarında, hukuk mekanizmalarında sıkıştırıldığında zorlanır.
Gerçek dönüşüm için, sokak çağrısı arkasında bir eylem planı ve strateji bulunmalıdır.
Bu strateji, sistemin en zayıf noktalarını hedeflemeli; halkın emeğini, üretimini, iletişimini örgütlemelidir.
Aksi halde her spontane çıkış, egemenlerin oyun alanına dönüşür.
İşte bu noktada fark şuradadır:
Plansız sokak: Öfkenin boşalması, düzenin kendini yeniden üretmesi.
Planlı stratejik hamle: Sistemin damarlarını kesen, yeni bir düzenin kapısını aralayan gerçek devrim.
Bugün yapılması gereken, kitleleri plansız çağrılarla sokakta yıpratmak değil, halkın gücünü uzun soluklu bir plan, sabırlı bir örgütlenme ve stratejik bir akılla buluşturmaktır.
Unutma: Stratejisiz bir öfke, sistemin en büyük sigortasıdır.
DEVRİM, Planı, stratejisi, alt yapıda komutası, üst yapıda sistemin can damarlarına vuracak, sıkıştıracak hamleleri olan, taktiksel çıkışları ile sistemi aşağı çeken ve kendi yükselen bir EYLEMSEL harekettir.
FUAT YEŞİLKAYA
06.09.2025

