ALİ DOĞANSİYASET

ADALET MÜLKÜN TEMELİ MİDİR?

Adalet mülkün temeli midir? Bize ezberletilen bu cümleyi temelinden incelemek istiyorum.

Hayır. Adalet mülkün temeli değildir. Adalet olsa olsa mülkün, yani devletin sürdürülebilirliğini temin eden bir unsurdur. Aslında mülkün, yani devletin temeli savunmadır. Savunma olmadan, güçlü bir savunma sanayii ve güçlü bir ordu iradesi, ordu kudreti ve kuvveti olmadan bir devleti, bir mülkü ayakta tutmak mümkün değildir.

Şimdi düşününüz; yüzlerce hâkiminiz, savcınız, adaletiniz, yargınız, mahkemeleriniz, her şeyiniz var. Ama siz o ülkeyi, o devleti, o vatanı savunabilecek askerî kudrete ve savunma sanayii gücüne sahip değilseniz, gelir birileri onu bir gecede ya da bir sabahın şafağında yerle yeksan eder. Tarih bunun en büyük kanıtıdır, ispatıdır.

Bugün bakarsanız Mete Han konuşuyoruz, Cengiz Han konuşuyoruz, Timur konuşuyoruz, Hannibal konuşuyoruz, Fatih Sultan Mehmet konuşuyoruz, Napolyon Bonapart konuşuyoruz, Mustafa Kemal Atatürk konuşuyoruz. Demek ki devleti var eden, o organizasyonu, o yapıyı ayakta tutan savunma gücüdür.

Adalet de çok önemli ama tarihe mal olmuş hiçbir hâkimin, savcının, yargıcın ya da buna benzer herhangi bir yargı mensubunun adını anımsamıyoruz, hatırlamıyoruz.

Benim demem o ki; bugün Türkiye’yi yönetmek isteyen insanlar, başta NATO’nun savunma gücü olmak üzere, Türk Ordusunun ve Atatürk’ün askerlerinin öz millî savunma gücüne ve savunma sanayiine çok büyük değer vermek zorundadır.

Bendeniz acizane, bütün savunma şirketlerinin projelerini değerlendiren ve o konuda karar mercii olan Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın, yeni adıyla Savunma Sanayii Başkanlığı’nın ilk kurucu daire başkanıyım. Bütün proje değerlendirme esaslarını yazan insanım. Bu konuyu çok iyi bilirim.

Dünyada Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da, Kanada’da, Almanya’da ve İtalya’da bu konuya nasıl bakıldığını gözlerimle görmüş, şahit olmuş bir insanım.

Bakınız; eğer bugün savunma sanayiinde güçlü bir Türkiye varsa, işte o, rahmetli Turgut Özal döneminde kurduğumuz Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın kudretiyle, fonlamasıyla, yönetimiyle ve proje değerlendirme esaslarıyla ortaya çıkmış bir yapıdır.

Bugün NATO toplantıları yapılıyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda en gözde konulardan biri Türkiye savunma sanayiinin gücü, geldiği nokta ve ulaştığı kudret olacaktır.

Ben o kurumların çoğunun kurucusu ve yöneticisi oldum. TAI/TUSAŞ’ın kurucu dönem yönetim kurulu üyelerindenim. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’ndaki görevimin doğal uzantısı olarak bu görevleri icra ettim.

Roketsan’ın kuruluşunda yer aldım, Kurucu Koordinatörü ve Yönetim Kurulu Eş Başkanıyım; adını koyan, ana statüsünü yazan insanlardan biri oldum. FNSS Savunma Sistemleri’nin dört yıl kurucu koordinatörlüğünü yaptım. Bütün ihale süreçlerini yöneten ekiplerin başında bulundum.

Mercedes Unimog Aksaray Taktik Tekerlekli Araç Projesi’nin proje koordinatörlüğünü yaptım. Çankırı Mikroelektronik Projesi’nin koordinatörlüğünü yaptım. Türkiye Elektronik Sanayii’nde genel müdür yardımcılığı görevinde bulundum.

O dönemlerde ASELSAN daha çok montaj ağırlıklı çalışan bir yapıdaydı. Daha sonra gerçek anlamda bir elektronik ve savunma teknolojileri şirketine dönüşmesinde Türkiye’nin teknoloji politikalarının önemli etkileri oldu.

Bunları niye söylüyorum?

Çünkü bu işler kolay olmadı. Bir akşamdan sabaha gerçekleşmedi. Türkiye’yi yönetecek insanlar önce savunma sanayiinin bilincine ve önemine varmak zorundadır.

Aksi takdirde sadece “Adalet mülkün temelidir” diyerek ve içi boşaltılmış bir adalet anlayışına dayanarak Türkiye’nin gideceği bir yol yoktur.

Aynı şekilde “Kahrolsun Amerika”, “Kahrolsun NATO”, “Kahrolsun emperyalizm” diyerek de gidilecek bir yol yoktur. Gerçekçi olmak zorundayız.

Bugün dünya belirli gruplaşmaların ve ittifakların gücüyle yönetiliyor. NATO var, Avrupa Birliği var, Kuzey Amerika ekonomik yapılanmaları var, Arap Birliği var, Afrika Birliği var, Latin Amerika iş birlikleri var, Türk Devletleri Teşkilatı var.

Bu işler çocuk oyuncağı değildir.

Sinek, böcek, kelebek, şiir, müzik, destan ve dansla dünya yönetilmiyor. Evet, bunların hepsi güzel, hepsi değerlidir. Ama güvenliği ve varlığı teminat altına alınmış bir dünyanın içinde güzeldir.

Önce o dünyanın gerçeklerini kavramak zorundayız.

Bu ülkeyi yönetecek olanlar bu gerçeği görmek zorundadır. Aksi takdirde bu halk bir şekilde onları teşhis eder, anlar, kavrar ve siyasi olarak elimine eder.

Bizim milletimiz tarih boyunca güçlü bir millettir. Ordu-millet anlayışını benimsemiş bir millettir. Savunmayı ve savunma sanayiini yüreğine sindirmiş bir millettir.

O olmadan hayatta kalamayacağını, özgürlüğünü sürdüremeyeceğini bilen bir millettir.

Onun için savunma konusunu birinci sıraya koymak zorundayız. O yoksa ekonomi de yoktur, adalet de yoktur, özgürlük de yoktur, yol da yoktur, uçak da yoktur, gemi de yoktur. Hiçbir şey yoktur.

Önce savunma.

Bunu bilelim.

Atatürk önce savunmanın kahramanıdır. Daha sonra adaletin, yönetimin, demokrasinin ve modern devletin kahramanı olmuştur. Bütün bunlar, birinci perdede verilen bağımsızlık ve savunma mücadelesinin üzerine inşa edilmiştir.

Saygılar sunuyorum.

Ali Doğan

  • SSB Kurucu kadro daire başkanı
  • TAI-TUSAŞ yönetim kurulu üyesi
  • Roketsan kurucu Yönetim kurulu ve proje koordinatörü
  • FNSS Kurucu proje koordinatörü
  • ASELSAN Mikro Elektronik proje koordinatörü
  • Mercedes Unimok Taktik Tekerlekli Araç Proje Koordinatörü
  • MKEK-Oerliokon Açak Savar Proje Koordinatörü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir