İLK ÇIĞLIKTAN MEDENİYETE: İNSANLIK DİLİNİ NASIL BULDU?
LİSAN
LİSAN:
İnsanların ilk kullandıkları dillerin çok basit olduklarına şüphe yoktur. Özellikle fikirlerini işaretlerle anlatmış olmaları ve kullandıkları kelimelerin bir kısmının; telaş, hırs, ıstırap gibi heyecan ve duyguları ifade eden istemsiz seslenmelerden veya doğadaki sesleri yarı bilinçli olarak taklit eden kelimelerden oluşması ve belirli eşyalara karşılık gelmesi muhtemeldir.
İnsanın zihni, uzun zaman içinde yavaş yavaş gelişerek hareketleri ve hareketlerle eşyalar arasındaki ilişkileri ifade edebilecek duruma gelmiştir.
İlkel diller her hâlde çok az kelime içeriyordu. Günümüzde diller oldukça zenginleşmiş bulunmaktadır. Bazı geniş bölgelerde dağınık hâlde yaşayan insan topluluklarının kullandıkları diller arasında, benzer köklere ve aynı fikri ifade etmek için benzer yapılara sahip dil grupları vardır. Buna karşılık, başka bölgelerde bu dil gruplarından önemli ölçüde farklı olan başka dil grupları da bulunmaktadır.
Dünya üzerinde yaşayan kavimlerin kullandıkları diller hakkında genel bir fikir edinmek için bazı büyük dil gruplarını sayalım:
a) Türkçe
Bu dil özgün ve bağımsız bir dildir.
Türk dili bugün Tuna Havzası’ndan doğuda Lena Nehri ve Kingan Dağları’na kadar; Kuzey Buz Denizi’nden Umman Denizi’ne kadar uzanan geniş bölgede yaşayan insanlar tarafından konuşulan ve bu insanlar arasında anlaşma aracı olarak kullanılan genel bir dildir. Türk dilinin temel özellikleri, doğrudan doğruya Türk adını taşıyan kavimler tarafından kullanılan lehçelerde daha belirgin ve gelişmiştir. Macar ve Finlerin kullandıkları diller, Türk dilinin temel unsurlarını içermekle birlikte, farklı biçimlerde değişmiş ve gelişmişlerdir.
BEŞER TARİHİNE GİRİŞ
Avrupalılar, Türk lisanını Ural-Altay adı altında Moğolca ile bir sayarlar. Bu telakki tamamen yanlıştır. Hakikat şudur: Moğolca, Türkçeden, Çinceden, Tibetçeden alınmış birtakım kelimelerin Moğollara has bir tarzda birleştirilmesinden teşekkül etmiştir. Bugün yanlış olarak Tatar denilen, meselâ Kırım, Kazan, Azerbaycan Türkleri ile Kırgız-Kazaklar ve Başkurtlar gibi Türk kabilelerinin kullandıkları lisan da, az veya çok birtakım lehçe farklarıyla Türkçedir.
b) Hemen bütün Avrupa milletlerinin, Asya’da Rusların ve bir kısım İran ve Hint halkının konuştukları lisanlar bugün Hint-Avrupa lisanları grubu olarak tanıtılmaktadır. Bu grupta Lâtin, Cermen ve İslav lisanları büyük lisan ailelerini teşkil eder.
c) Asya’nın cenub-ı garbisinde, Arabistan’da Arapların, Yahudilerin ve Afrika’da Mısırlılarla Habeşlerin ve sair bazı kavimlerin konuşmuş oldukları lisanları Hami ve Sami diye müstakil bir lisan grubu olarak gösterirler. Mısır’ın Kıptî lisanı ile Berberi lisanlarını ve umumiyetle Şarkî Afrika lisanlarını kapsayan Hami lisanlarını ayrı bir zümre hâlinde gösterenler de vardır. Sami lisanlar zümresi, iptida Hami grup şeklinde zuhur etmiş olabilir.
d) Asya’nın şark ve şark-ı cenubisinde Moğol ve Mongoloit kavimlerin lisanları da bir lisan grubu telakki olunabilir.
Bu saydığımız belli başlı lisan gruplarından başka, her kıtada bazı mahallî, münferit lisanlar da vardır.
Beşer ırklarını tasnifte ren k esasına saplananlar olduğu gibi, elyevm insanların kullandıkları lisanlara göre de ırk tasnifi yapanlar görülmektedir.
