ORTADOĞU’DAKİ BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELLER
Ortadoğu’daki barışın önündeki en büyük engel olarak hep Amerika’nın Büyük Ortadoğu Planı ve İsrail’in Ortadoğu’da büyük İsrail Devleti’nin kurulması (Arz-ı Mevud ) hedefi gösterilmiştir. Bu iki planı özet olarak incelersek aşağıdaki kamuoyuna yansımış tespitleri buluruz.
Dünyadaki ilk 500 büyük şirketten 244’ü Amerikan şirketidir. (Financial Times, 27 Ocak 1999). Bu şirketler sermayeleri ile Amerika’yı gizlice yönetmektedirler. Bu şirketlerinin sahipleri araştırıldığında ise karşımıza büyük çoğunlukla İsrail oğullarından Yahudiler ya da Museviler çıkmaktadır. Bugün İsrail’in en büyük destekçileri olarak da Amerika’da yaşayan Amerikan Yahudileri tanımlanmaktadır. Amerika’daki Yahudi lobileri ve örgütleri arasında ilk akla gelenler American Israel Publıc Affairs Commitee (AIPAC), American Jewish Committee ve American Jewish Congress’dir. Bu Yahudi lobilerinin Amerika’daki hedeflerini bulmak için bu örgütlerden yalnızca birisi olan AIPAC’ı incelemek yeterli olacaktır.
1951’de kurulan American Israel Publıc Affairs Commitee (AIPAC), Amerika’nın İsrail ile alakalı politikalarında etki sahibi olmak adına Kongre ve yürütme mercii üzerinde lobi çalışmaları yürütmektedir. Kuruluş amacını ‘’Karar alıcıları Birleşik Devletler ve İsrail’i birleştiren bağlar konusunda eğitmek ve Yahudi devletinin güvende ve güçlü olmasına yardım etmenin Amerika için ne kadar önemli olduğunu yaymak’’ olarak tanımlayan AIPAC, ülkedeki her iki parti ile de ortak çalışmalar yapmaktadır. ( Smith, 1989, ss.215-229 ; Umerova, 2006, ss.79-80)
Amerika’daki bütün Yahudi örgütlerinin liderleri en az ayda bir defa toplanarak genel bir durum değerlendirmesi yapmaktadır. ’’Conference of Presidents of Major American Jewish Organizations’’ ( Amerikan Büyük Yahudi Örgütleri Başkanlar Konferansı ) olarak bilinen ve 1948’den beri faaliyet gösteren bu mekanizma, şemsiye örgüt olarak kabul edilmektedir. Daha çok kamuoyuna yönelik çalışmalar yapan bu örgüt İsral’i ilgilendiren önemli karar ve yasa tasarılarının görüşülmesi esnasında üyelerini harekete geçirmektedir. Başkanlar Konferansında Yahudi örgütler arasındaki görüş ayrılıkları ve varsa çatışmalar giderilmektedir. ( Keller, 1981, s.1523)
Bu Yahudi örgütlerinin Amerika yönetimlerinin karar alma süreçleri üzerindeki etkilerine somut örnekler olarak aşağıdaki olaylar verilebilir.
İsrail Devletinin kuruluşu 14 Mayıs 1948’de Tel-Aviv’de toplanan Yahudi Milli Konseyinin yayımladığı bir deklarasyonla ilan edilmiştir. Yeni devlet, tam on dakika sonra Amerika Başkanı Truman tarafından fiilen tanınmıştır.(Risler: (Çev.Nihal ÖNOL), 1974, s.66 ve Armaoğlu: 1989,s.17 )
Amerika Başkanı Donald Trump, 6 Aralık 2017 günü İsrail’i tanıyan tüm ülkelerin büyükelçileri Tel Aviv’de bulunurken Kudüs ile ilgili; ‘’Ben artık zamanı geldiğine inanıyorum. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma vakti artık gelmiştir. Büyükelçiliği Kudüs’e taşıma kararı veriyorum.’’ açıklamasını yapmıştır. Bu açıklama ile Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan tarihteki ilk ülke Amerika olmuştur. ( Yeniçağ Gazetesi, 7 Aralık 2017)
Ve tarihler 28 Ocak 2020 yi gösterdiğinde Amerika Başkanı Donald Trump , İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında, ‘’Yüzyılın Anlaşması’’ olarak adlandırdığı tek taraflı Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştır. Bu plana göre kısaca Kudüs İsrail’in başkenti kabul ediliyor, Filistinli mültecilere dönüş hakkı tanınmıyor ve denizde İsrail’in egemenliği kabul ediliyor. . İsrail Başbakanı Netanyahu ise aynı toplantıda Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması konusunda ABD’den onay aldıklarını açıklamıştır.(Hürriyet Gazetesi, 29 Ocak 2020)
Amerika’nın bir önceki başkanlarından olan Barack Obama da ‘’Hepimiz İsrail yanlısıyız’’ diyerek bu açıklamaya paralel görüşlere geçmiş zamanlarda ortak olmuştur. ( Haber Türk Gazetesi, 31 Ağustos 2015 )
Kısaca; İsrail’in kurulduğu 1948 yılından günümüze Amerika devamlı İsrail’in yanında olmuştur. Amerika’nın ve İsrail’in bugünlerde İran’a saldırmasının asıl sebebi yıllardan beri Amerika’daki Yahudilerin ve İsrail’in gizli hedefi olan Büyük Ortadoğu Projesidir. Büyük Ortadoğu Projesinin asıl hedefi ise Ortadoğu’da büyük İsrail Devleti’nin kurulmasıdır.
Kamuya yansımış araştırmalarda şu anda Ortadoğu’daki barışın önündeki en büyük engel olarak hep yukarıda özetlemeye çalıştığımız Büyük Ortadoğu Planı ve Ortadoğu’da büyük İsrail Devleti’nin kurulması gösterilmiştir. Bu doğru bir tespittir. Ancak şu anda Ortadoğu’da barışın önünde bu plandan daha etkili iki plan daha vardır.
Benjamin Netanyahu, İsrail siyasetinin en uzun süre görev yapan başbakanıdır. 2026 yılı itibariyle hem iç hem de dış politikada yoğun baskılarla karşı karşıyadır. Son dönemdeki gelişmeler, koalisyon yapısı, yargı reformları ve uluslararası ilişkiler Netanyahu’nun siyasi geleceğini şekillendirmektedir. İsrail kamuoyunun büyük kısmı istifasını istemekte ve siyasi rakipleri güç kazanmaktadır. Bu gelişmeler Netanyahu’nun siyasi geleceğini belirsiz hale getirmektedir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 21 Kasım 2024’te eski İsrail savunma bakanı ve Netanyahu hakkında Gazze’deki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emri çıkartmıştır. UCM’ye taraf olan 124 ülke, Netanyahu bu ülkeleri ziyaret ettiğinde tutuklamakla yükümlüdür.
Sonuç olarak Netanyahu’nun siyasi geleceği ciddi şekilde tehlikededir. .İçeride halk desteği azaldı, koalisyonu çözüldü, dış baskılar arttı. Eğer erken seçim olursa iktidarı kaybetme ihtimali çok yüksek.
New York Post, The Times, Al Jazeera, The Washington Post ve Euronew gibi haber kaynaklarında kısmen ve dolaylı olarak yer aldığı gibi İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, iktidarda kalmasını devam ettirmek için yeni savaşlar çıkartmaktadır.
Amerikan Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde özellikle 2026 yılında Amerikan siyaseti bir ‘’açık savaş’’ alanı halini aldı. Trump’ın iç ve dış politikadaki sert adımları muhalefetin büyük tepkilerine ve engellemelerine sebep oldu. Bugünlerde Kasım 2026 da yapılacak Kongre seçimleri bir referandum olarak görülüp şu anda bazı anketlerde % 40 ın altında görülen Trump ın partisinin Temsilciler Meclisinde çoğunluğu muhalefete bırakacağı değerlendiriliyor.
Trump sadece muhalefet partisi ile değil federal bürokrasi ve eyaletler düzeyinde de ciddi bir direnç ile karşı karşıya. New York ve California gibi eyaletler Trump’ın kitlesel sınır dışı etme ve çevre düzenlemelerini geri çekme politikalarına karşı eyalet haklarını kullanarak direniyor. Trump’ın federal hükümeti küçültme ve kendine yakınlarını atama hamleleri sivil toplum kuruluşları ve sendikalar tarafından sert politikalarla eleştiriliyor.
İşte İsrail Başkanı Netanyahu Arz Mewud’u tekrar canlandırarak muhalefeti dizginlemeyi ve Amerikan Başkanı Trump ise Büyük Ortadoğu Planına destek vererek Yahudi lobilerinin desteğini alıp aslında kendilerinin iktidarda kalmalarını devam ettirmek istemektedirler.
Şu anda Ortadoğu’daki barışın önündeki en büyük engel olan Amerika’nın Büyük Ortadoğu Planı ve İsrail’in Arz Mewud dan daha etkili iki insanın yani Trump ve Netanyahu’nun iktidarda kalmak için bu planları tekrar ortaya sürüp savaş çıkartarak iktidarda kalmak için kişisel hedefleri.
Ancak II. Dünya Savaşının fitilini kendi çıkarı için ateşleyen Hitler’in Avrupa’nın en büyük gücü olan Almanya’yı nasıl uçuruma sürüklemişse şimdi Netanyahu Ortadoğu’da en büyük gücü İsrail’i, Trump ise şu anda dünyanın en büyük gücü olan Amerika’yı uçuruma sürüklüyor.
Dr. Tuğtigin ŞEN
KAYNAKÇA
Kitaplar
Bill Keller , ‘’Supporters of Israel, Arabs Vie for Friends and Influence in Congress, at White House’’ Congressional Quarterly Weekly Report, Vol:39, No:34 April 22 1981
Fahir Armaoğlu, Filistin Meselesi ve Arap İsrail Savaşları, Ankara,1989
Hedrick Smith, The Power Game: How Washington Works, New York: Ballantina Books,1989 J
Jacques R.Risler: Çağdaş İslam Dünyası (Çev.Nihal ÖNOL), İstanbul ,1974
Dini Kitaplar
Tevrat Tekvin Bâb 15
Tezler
Zenife Umerova , ‘’Yahudi Lobisinin ABD İçindeki Konumu ve Ortadoğu Politikasındaki Rolü’’, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslar arası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara,2006 Umerova, 2006, ss.79-80)
Gazeteler
Financial Times, 27 Ocak 1999 .
Habertürk Gazetesi, 31 Ağustos 2015
Yeniçağ Gazetesi, 7 Aralık 2017
Hürriyet Gazetesi, 29 Ocak 2020)
Dr.Tuğtigin ŞEN
26.03.2026

