ULUSAL UZLAŞI MI, SİYASİ KAMPLAŞMA MI?
Dünya tek kutuplu emperyalist düzene sürüklenirken Türkiye’de siyaset giderek daha sert kamplara ayrılıyor. İktidar-muhalefet gerilimi toplumu kutuplaştırırken ulusal birliğin temeli olan ortak akıl ve uzlaşı zemini zayıflıyor. Türkiye’nin önünde bugün temel bir soru duruyor: Kutuplaşma mı, ulusal uzlaşı mı?
⸻
Tek Kutuplu Dünya
1992’de Sovyetler Birliği çökünce dünya iki kutuplu kamplaşmadan çıkarak tek merkezli küresel emperyalizmin egemen olduğu bir düzene girdi. Tek egemen güç olarak ortaya çıkan bu yapı, dünyayı yeniden paylaşma, yeni bir düzen kurma ve şekillendirme politikasına kaldığı yerden devam etti.
Birinci Paylaşım ve İkinci Paylaşım süreçlerinde kendi sınırlarını korumak zorunda kalmayan ABD, NATO aracılığıyla dünya sömürgeciliğinde liderliği 1957’de İngiltere’nin elinden almış oldu.
“Soğuk Savaş” stratejisi ile Sovyetlerle doğrudan savaşmadan Avrupa ülkelerini “Bu kış komünizm gelebilir” korkusu ile kendi güdümü altına aldı ve NATO denilen uluslararası terör örgütüne biat ettirdi.
⸻
Emperyalizmin Yöntemi
ABD’nin ayağını bastığı hiçbir yerde ot bitmez, huzur gelmez oldu. İngiliz sömürgeciliğinin “eğit, donat, yetkilendir, sürdür” politikasının tersine ABD; işgal et, gasp et, kaos ve kargaşa çıkar, dağıt-boz politikasını sürdürdü ve hâlâ da sürdürmektedir.
ABD emperyalizmi tarihinde ilk tokadı Cezayir Dayısı Hasan Paşa’nın ABD donanmasına Akdeniz’de el koymasıyla, en sert tokadı ise Vietnam’da Vietnam önderi Ho Şi Minh ve General Giap’tan yedi.
ABD emperyalizmi, dünyanın katiller, hırsızlar, dolandırıcılar, tefeciler ve sapıklar bileşkesi olarak kurulmuş “Birleşik Haydutlar Devleti” gibi davranmaktadır. Yahudi tefecilerin ve siyonist katillerin elinde bir sopa gibi dünya halklarının başında döndürülmekte; kim dik durursa onun tepesine bombalar yağdıran, dünya güvenliği için nükleer tehdit oluşturan bir güç hâline gelmiştir.
⸻
Ortadoğu Planı
Küresel emperyalizmin saldırgan haydut devleti olan ABD, İsrail’in sapkın hayali için başta İslam coğrafyası olmak üzere Avrasya’dan savaşı eksik etmeyerek bütün ülkeler için tehdit oluşturmaktadır. Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını gasp etmektedir.
Kuzey Afrika ülkelerinden başlayarak Batı Asya’da Irak, Suriye ve İran ile “Büyük İsrail” projesi ekseninde işgal, iç savaş, yağma, katliamlar ve nüfus göçü ile devletleri çökertip ülkeleri parçalayarak İsrail için kolay lokma hâline getirmektedir.
⸻
Türkiye’de Yeni Sistem
ABD/İsrail proje ve programı çerçevesinde oluşturulan AKP de patronu ABD gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün yapısını bozarak, kaynaklarını yağmalayarak, işgal yerine istilaya zemin hazırlayarak ulus devleti “Bütünşehir” sistemi ile eyaletlere dönüştürmektedir. Savaş yerine seçim yöntemi ile ABD/İsrail çıkarları için çalışmakta, ülkeye giydirdiği “Seçilmiş Sultanlık” sistemi ile halkı kutuplaştırıp kamplaştırmaktadır.
AKP’nin ülkeye giydirdiği bu “Seçilmiş Sultanlık” sistemi kamplaşma ve kutuplaşmadan beslenmektedir. Muhalefete hukuk dışı saldırılar yapılmakta; belediye başkanlıkları gasp edilmekte, milletvekilleri şantaj ve satın alma yöntemleri ile etkisiz hâle getirilmektedir.
⸻
Toplumsal Kutuplaşma
AKP’nin başlattığı kutuplaşma ve kamplaşma, ulusal birliğin ve ülkesel bütünlüğün geleceğini tehdit etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, tarikatlar, mafyalar, aşiretler ve eşraflar konfederasyonuna dönüşmektedir.
AKP yalnızca patronları gibi davranmakla kalmayıp kendi tarzını ve üslubunu da geliştirerek ana muhalefeti de kendine benzetmektedir. “Seçilmiş Sultanlık” sistemi Covid virüsü gibi bütün toplumsal kuruluş ve kurumlara bulaşmıştır.
Apartman yöneticisinden belediye başkanına, dernek başkanından oda başkanına kadar nerede seçimli başkanlık varsa orada “Tek Adam” anlayışı egemen olmakta, kendisine muhalefet eden herkes karşıtlaştırılarak toplum kutuplaştırılmaktadır.
⸻
İran Tartışması
ABD/İsrail İran’a saldırı başlattıktan sonra iktidar medyası ABD/İsrail yanlısı olurken, AKP ile yandaşlık ve yoldaşlık eden Vatan Partisi de İran yanlısı bir tutum alarak sosyal medyadan kişisel sohbetlere kadar kişileri ve kitleleri savaş yandaşlığında taraf olmaya kışkırtmaktadır.
İran’a karşı saldırılara yalnızca sol kesim tepki gösterirken sağ kesimden hiçbir tepki gelmemektedir. Müslüman, milliyetçi, muhafazakâr veya etnikçi olduğunu söyleyen kesimler ABD/İsrail haydutluğu karşısında sessiz kalmaktadır.
İran halkını sosyalistler dışında savunan yoktur.
⸻
Üçüncü Yol
Oysa AKP’nin Amerikancılığı da Vatan Partisi’nin İrancılığı da Türk ulusunun ve ulusal laik cumhuriyetçilerin seçeneği değildir.
Ulusal laik cumhuriyetçiler ne ABD’nin ne de İran’ın yandaşıdır. Türk ulusunun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığından yanadır.
Türk ulusu ve onun varlık, birlik ve dirlik ideolojisi olan Kemalist Ulusal Cumhuriyetçilik; emperyalistler ve şeriatçılar arasında taraf olmaz, daima bağımsız ve bağlantısız olmayı seçer.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içeride ulusal uzlaşıyı, dışarıda emperyalist kamplardan bağımsızlığı her şeyin önüne koymalıdır.
AKP ve ana muhalefetin tahterevalli siyaseti çıkmazı dışında üçüncü yol ittifakı ulusalcılar ve cumhuriyetçiler tarafından kurularak Türk ulusu kutuplaşma ve kamplaşma girdabından çıkarılmalıdır.
Ulusal uzlaşının temeli; Türk ulusunun birliği, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, Türk yurdunun bütünlüğü ve laik demokratik hukuk devletinin birleştiriciliği olacaktır.
⸻
10 Mart 2026
Gökcan Zafer
KAMUTAY Kurucu Üyesi

