ALTIOK AKADEMİSİARAŞTIRMA - İNCELEMEİZLETİLERTÜRK TARİH TEZİ

DİMAĞIN EN KIYMETLİ MAHSULÜ: KADİM TÜRK LİSANI VE MİRASI

LİSAN:
İnsanların ilk kullandıkları dillerin çok basit olduklarına şüphe yoktur. Özellikle fikirlerini işaretlerle anlatmış olmaları ve kullandıkları kelimelerin bir kısmının; telaş, hırs, ıstırap gibi heyecan ve duyguları ifade eden istemsiz seslenmelerden veya doğadaki sesleri yarı bilinçli olarak taklit eden kelimelerden oluşması ve belirli eşyalara karşılık gelmesi muhtemeldir.
İnsanın zihni, uzun zaman içinde yavaş yavaş gelişerek hareketleri ve hareketlerle eşyalar arasındaki ilişkileri ifade edebilecek duruma gelmiştir.
İlkel diller her hâlde çok az kelime içeriyordu. Günümüzde diller oldukça zenginleşmiş bulunmaktadır. Bazı geniş bölgelerde dağınık hâlde yaşayan insan topluluklarının kullandıkları diller arasında, benzer köklere ve aynı fikri ifade etmek için benzer yapılara sahip dil grupları vardır. Buna karşılık, başka bölgelerde bu dil gruplarından önemli ölçüde farklı olan başka dil grupları da bulunmaktadır.
Dünya üzerinde yaşayan kavimlerin kullandıkları diller hakkında genel bir fikir edinmek için bazı büyük dil gruplarını sayalım:

a) Türkçe
Bu dil özgün ve bağımsız bir dildir.
Türk dili bugün Tuna Havzası’ndan doğuda Lena Nehri ve Kingan Dağları’na kadar; Kuzey Buz Denizi’nden Umman Denizi’ne kadar uzanan geniş bölgede yaşayan insanlar tarafından konuşulan ve bu insanlar arasında anlaşma aracı olarak kullanılan genel bir dildir. Türk dilinin temel özellikleri, doğrudan doğruya Türk adını taşıyan kavimler tarafından kullanılan lehçelerde daha belirgin ve gelişmiştir. Macar ve Finlerin kullandıkları diller, Türk dilinin temel unsurlarını içermekle birlikte, farklı biçimlerde değişmiş ve gelişmişlerdir.

BEŞER TARİHİNE GİRİŞ

Avrupalılar, Türk lisanını Ural-Altay adı altında Moğolca ile bir sayarlar. Bu telakki tamamen yanlıştır. Hakikat şudur: Moğolca, Türkçeden, Çinceden, Tibetçeden alınmış birtakım kelimelerin Moğollara has bir tarzda birleştirilmesinden teşekkül etmiştir. Bugün yanlış olarak Tatar denilen, meselâ Kırım, Kazan, Azerbaycan Türkleri ile Kırgız-Kazaklar ve Başkurtlar gibi Türk kabilelerinin kullandıkları lisan da, az veya çok birtakım lehçe farklarıyla Türkçedir.

b) Hemen bütün Avrupa milletlerinin, Asya’da Rusların ve bir kısım İran ve Hint halkının konuştukları lisanlar bugün Hint-Avrupa lisanları grubu olarak tanıtılmaktadır. Bu grupta Lâtin, Cermen ve İslav lisanları büyük lisan ailelerini teşkil eder.

c) Asya’nın cenub-ı garbisinde, Arabistan’da Arapların, Yahudilerin ve Afrika’da Mısırlılarla Habeşlerin ve sair bazı kavimlerin konuşmuş oldukları lisanları Hami ve Sami diye müstakil bir lisan grubu olarak gösterirler. Mısır’ın Kıptî lisanı ile Berberi lisanlarını ve umumiyetle Şarkî Afrika lisanlarını kapsayan Hami lisanlarını ayrı bir zümre hâlinde gösterenler de vardır. Sami lisanlar zümresi, iptida Hami grup şeklinde zuhur etmiş olabilir.

d) Asya’nın şark ve şark-ı cenubisinde Moğol ve Mongoloit kavimlerin lisanları da bir lisan grubu telakki olunabilir.
Bu saydığımız belli başlı lisan gruplarından başka, her kıtada bazı mahallî, münferit lisanlar da vardır.
Beşer ırklarını tasnifte ren k esasına saplananlar olduğu gibi, elyevm insanların kullandıkları lisanlara göre de ırk tasnifi yapanlar görülmektedir.

TÜRK IRKI

TÜRK IRKI
Dünyada insan cemiyetlerinin tahavvüllerini, terakkilerini ve milletlerin sureti teşekküllerini tetkik ederken, coğrafî muhitin ehemmiyetinin yanında ırk meselesi de bazı noktalardan oldukça ehemmiyetli bir surette dikkati celbeder. Irk mefhumu ve tarifi, bugüne kadar birçok münakaşalara ve birbirine zıt mütalealara mevzu olmuştur. Bazı müellifler ırkları lisanlara veyahut renklere göre tasnif etmişlerdir. Halbuki muhtelif ırkların tesalübünden hâsıl olan bazı kavimlerin müşterek lisanları olduğu gibi, aynı ırka mensup olan bazı kavimler de başka başka lisanlarla konuşmaktadırlar. Renk taksimine gelince, bunun zamanla ve muhit değiştikçe nasıl ehemmiyetini kaybettiğini ırklar bahsinde izah etmiştik.
Avrupa âlimlerinin beşeriyet ve beşer ırkları hakkında verdikleri malûmat hep kendi nokta-i nazarlarındandır. Bunlar çoğu defa ırkları, takip ettikleri gayelere nazaran tasnif ediyorlar. Filhakika bugünkü Avrupa’nın büyük millet kütleleri doğrudan doğruya bir ırka mensup olmadıkları gibi, bu cemiyetlerin ekserisinde bariz vasıflarını muhafaza etmiş hâkim bir ırk da mevcut değildir. Bu milletler, birbirleriyle aynı kemiyet ve keyfiyette tesalüp etmemiş muhtelif ırkların husule getirdiği yepyeni birer heyettirler.

BEŞER TARİHİNE GİRİŞ

İrsî vasıfların hiç şüphesiz büyük ve ehemmiyetli tesirleri vardır. Bu nokta-i nazardan, “aynı asıldan gelen ve büny evi vasıfları ile birbirine benzeyen insanlar kütlesidir” diye tarif edilen ırkların ehemmiyeti bir derece tebarüz eder. Tarihin en büyük cereyanlarını yaratmış olan Türk ırkı, en çok benliğini muhafaza etmiş ırklardan biridir. Tarihten evvel ve tarihî devirlerde bu ırk, işgal ettiği geniş mıntakalardaki ve yurtlarının hudutlarındaki komşu ırklarla tesalüp etmiştir. Bu tesalüplerin ekserisinde Türk ırkının bariz ve uzvî, dimağ eseri olan harsî vasıfları hâkim kaldığından, bu karışmalar Türk ırkına kendi hususiyetini kaybettirmemiştir. Ancak uzun devirlerde ve büyük ekseriyetler içinde ihtilâta maruz kalanlar, zamanla temessül edip isimlerini ve dillerini muhafaza edememişlerdir. Dimağın en kıymetli mahsulü olan lisan, bilhassa Türk ırkının büyük ekseriyetinde, tarihî devirlerin husule getirdiği tekâmül silsilesi dahilinde daima ana hatlarını muhafaza etmiştir.


Tarihten evvelki zamanlarda ve tarihî devirlerde ayrı ayrı cemiyetler, medeniyetler ve devletler vücuda getirmiş olan bu büyük ırkın mensupları; kuvvetli dimağlarının muhtelif muhitlerde yarattıkları müşterek lisan ve harslarla ve irsî vasıfları ile, uzun veya kısa müddetler zarfında yekdiğerinden daima müteessir olmuşlardır. Görüyoruz ki tarihte daima göze çarpan bir birlik arz eden Türk ırkı, daima hâkim kalan bariz uzvî vasıflarıyla, dimağın en kuvvetli mahsulü olan müşterek lisanlarıyla, bu lisanla nakledilmiş olan harslarıyla ve tarihî müşterek hatıratıyla, aynı zamanda bugünkü millet tarifine de uyan büyük bir cemiyettir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir