EGEMENLİK MİLLETİNDİR!…
Bu kavga yeni değil.
Akılla, sorgulamayla, halk iradesiyle kavga… Cumhuriyet aydınlanması ile kavga, yüz yılı aşkın süredir sürüyor.
Bakın geriye.
Mithat Paşa, meşrutiyet diyordu.
Meclis diyordu.
Milletin yönetime katılması diyordu.
Karşısında kim vardı?
II. Abdülhamid.
Mithat Paşa Meclisi açtı… II. Abdülhamid sonra kapattı.
Mithat Paşa Anayasayı ilan etti… II. Abdülhamid askıya aldı.
Çünkü halkın söz sahibi olduğu bir düzen, sarayın mutlak gücünü sınırlıyordu.
Bu bir tercih değildi.
Bu, bilinçli bir geri çekilişti.
⸻
Cumhuriyet kuruldu.
Mustafa Kemal Atatürk, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” dedi.
Cumhuriyet ile Eminönü ve Üsküdar’daki “cariye-köle pazarları” kapatıldı.
Ne oldu?
Şeyh isyanları patladı.
Hilafet geri gelsin diye ayaklanmalar çıktı.
Şeyh Said İsyanı sadece bir isyan değildi; doğrudan doğruya aydınlanmaya karşı bir başkaldırıydı.
Medeni Kanun geldi — itiraz.
Kadın hakları geldi — itiraz.
Eğitim birliği geldi — itiraz.
Neye itiraz?
Aslında tek bir şeye:
Akla.
Çünkü akıl, sorgular.
Sorgulama ise ayrıcalıkları bitirir.
⸻
Bugüne gelelim.
Adı değişmiş olabilir ama zihniyet aynı.
Halkın doğrudan söz sahibi olacağı yapılar — örneğin “Kamutay Yurttaş Meclisi” gibi katılımcı modeller — neden güçlenmez?
Çünkü katılımcılık, merkezî gücü sınırlar.
Onun yerine ne konur?
Bürokratik merkezcilik.
Halktan kopuk karar mekanizmaları.
Yukarıdan aşağıya dayatılan partili siyaset.
Peki ya partiler?
Halk meclisleri yerine ne var?
Zümre partileri.
Dar kadroların, dar çıkarların, dar hesapların partileri.
Adına “demokrasi” deniyor ama işleyişi elitler kulübü gibi.
Bu da bir tercih.
⸻
Ve bu tercihlerin ortak noktası ne?
Aydınlanmadan korku.
Çünkü aydınlanma şunu ister:
Toplumsal denetim.
Açık ve meşru meclis.
Doğrudan ve temsili katılım.
Eşitlik.
Bunlar geldiğinde ne gider?
Ayrıcalıklar gider.
Dokunulmazlıklar gider.
Kutsallaştırılmış otoriteler gider.
⸻
O yüzden tarih boyunca aynı refleksi görüyoruz:
Meclise karşı saray,
bilime karşı dogma,
halka karşı zümre.
İsimler değişiyor, dönemler değişiyor…
Ama saf değişmiyor.
⸻
Bugün de soru aynı:
Gerçekten milletin egemenliğini mi savunuyorsunuz,
yoksa onu kontrol etmenin daha dolaylı yollarını mı?
Çünkü aydınlanma yarım kabul etmez.
Ya aklın tarafındasınızdır,
ya da onun karşısında.
Ortası yok.
⸻
Her şey zihinde, düşüncede başlar.
Akılcı, bilimsel düşünce; üretir, geliştirir ve egemenliği millete yayar.
Dinsel dogma zihniyeti ise; tek adama, peygambere, padişaha, patrona ve lidere bağlar; itaat, biat, saltanat ve saraylara yöneltir.
Aydınlanma egemenliği millete verir.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
— Mustafa Kemal Atatürk
⸻
23 Nisan 2026
Gökcan Zafer

