JEO POLİTİKMAKALELERSEVGİNAZ HAMEVİOĞLUTARİH

VER KIRIM’I AL SURİYE’Yİ! VER SURİYE’Yİ AL UKRAYNA’YI!

Dedesi Osmanlı’yı İngilizlere satarak Ürdün’e kral olan Emir Şerif Hüseyin’in torunu Ürdün kralı II. Abdullah; “Ruslar Esad’ın devamlılığını umursuyor olsalar da birinci öncelikleri değil. Rusya’nın önceliği Kırım. Kırım Rusya’ya verilecek olursa Suriye’de uzlaşmayla sonuçlanacaktır.” “değerlendirmesini yapmış, ABD ve AB birliğine de “Kırım’ı verin Suriye’yi kazanın.” önerisinde bulunmuştu. Nitekim öyle de oldu. Kral Abdullah’ın Anıtkabirde Atatürk mozolesi önündeki saygı duruşunda duygulanıp ağlamışını hatırlatmadan geçemeyeceğim.

“Kırım, Rusya’nın Karadeniz’deki Batmaz Uçak Gemisi”

Kırım’ı stratejik açıdan vazgeçilmez “olarak tanımlayan Putin’e destek veren siyasi ve askeri analistler ile Rus medyası; Kırım’ın, Karadeniz’in tamamını kontrol eden yüzer üs olduğunu vurgulayan “Kırım yarımadası Rusya’nın Karadeniz’deki batmaz uçak gemisidir” söylemini geliştirdiler.

Kırım’ın 2014 yılındaki işgal ve ilhakı sonrasında Rus Karadeniz filosu ana üssü, hava üsleri, hava üsleri, gemi savar füzeleri konuşlandırarak NATO’nun Karadeniz’deki hareketini kısıtladı. Suriye ve Doğu Akdeniz operasyonlarına doğrudan destek verme olanağına kavuştu.  ABD’nin Doğu Akdeniz ve Hürmüz açıklarında demirleyen yüzen uçak gemilerinin yaptığı işi, Karadeniz’de batmaz sabit bir kara parçası olan Kırım yarımadasını Üs’e çevirerek elde etti.

Rus doğalgazı Ukrayna üzerinden Avrupa ülkelerine gidiyor. Enerji nakil hattının vanası elinde olsa da NATO ve AB üyesi Ukrayna’dan geçecek olma ihtimalini düşünmek bile istemiyor, tekelci konumunu kaybetme potansiyelini kabullenemiyor.

Kırım’ın Ukrayna’ya ait olduğunu savunan devletlerin külliyen ret veya kabul bağlamındaki akılcı ve gerçekçi olmayan stratejileri, kopan kola pansuman olamayacak bir karşı duruş aldatmacasıdır.

Güç ve Tehdit Dengesi Teorisi Nedir? Klasik Güç Dengesi Nedir?

          Devletlerin dengeyi sağlayarak bekalarını korumak adına ittifaklar oluşturması şeklinde özetlenecek olan Klasik Güç kavramı 1648 Westphalia Antlaşması ile kurulan Modern Devletler sistemiyle başladı 1991’de SSCB yıkılınca sona erdi. Dünya tek kutuplu hale geldi.

          1987 yılına gelindiğinde devletler sadece güçlü olana karşı değil en tehditkâr olana karşı denge kurar ve ittifak yapar fikri ortaya atıldı. Bir ülkenin nüfusu, sanayisi, askeri sanayi ve kapasitesi ve ekonomisi güçlendikçe yakınından başlayarak okyanus ötesine kadar uzanacak bir tehdit algısı savı ileri sürüldü. Ülkenin saldırgan mı , yayılmacı mı, niyeti ne gibi argümanlara bakılmadan.

Klasik Güç Dengesini Kavramayanların Kurtlar Sofrasına Kuzu Yapılması

          ABD Trump’ın hesaplı, planlı çıkışlarına kadar Avrupa’ya uzak olma avantajını kullandı. Güçlü olmasına rağmen uzaktaydı ve Savunma ittifakı yapma niyetinde görüldü. Bu nedenle, ABD’ye karşı bir duruş bir denge oluşmadı, bilakis ittifak yapıldı. Avrupa ülkeleri portföydeki silahlara değil o silahların kendilerine doğrulma ihtimaline bakarak önlem alma yoluna gittiler. Savunmasız ve yetersiz bir ülkeyi yem olarak ortaya atıp paylaşım kavgasında aslan parçasını alma hesabıyla hareket ettiler. Son olarak Ukrayna NATO’ya ve AB’ye alınma kandırmacasıyla Kurtlar sofrasına kuzu yapıldı.

Uluslararası sistemin tek kutupluluktan çok kutupluluğa evrildiği, ABD başta olmak üzere hegemonik güçlerin devasa borç yüklerinden kurtulma amacıyla çıkardıkları çatışma stratejilerini iyi okumak gerekiyor. Büyük güçler dünyayı yeniden nüfus alanlarına göre bölme savaşı veriyor. Coğrafi avantajını kullanamayan, sağlıklı ittifaklar kuramayan, siyasi, askeri, ekonomik olarak tehdit oluşturamayanlar masaya meze yapılır. Atlantik ittifakı Ukrayna’yı, 2019 yılında Devlet Başkanı yaptıkları cahil, Siyonist soytarı Zelenski marifetiyle 2022 yılında Rusya ile savaşa soktu.

NATO ve AB’ye güvenerek ülkesini paylaşım sahası yapanlar Putin’in iştahından Kırım Özerk Cumhuriyetini, Kırım’ı pey akçesi yaparak kurtulma hesabı yaptılar.

Zelenski ve Ekibine Yönelik Yolsuzluk Suçlamaları

Ukrayna Devlet başkanı Zelenski ve ekibi enerji satışı ve savaşın finansmanı için ABD ve AB’den gönderilen paraları zimmetlerine geçirerek yurt dışına kaçırmakla suçlanıyorlar. Eski menajeri ve ikinci adamı yolsuzluk nedeniyle tutuklanmamak için vatandaşı olduğu İsrail’e kaçtığı biliniyor. Trump’ın barış görüşmelerinde önüne konulanı ya imzalarsın yada imzalarsın tehdidiyle Zelenski’den savaş için gönderilen 330 milyar doların hesabını sorduğu biliniyor. Rusya ile anlaşma imzalandığında kimler yargılanacak, kimler kaçacak göreceğiz.

Ahtem Çiygöz’ün Ukrayna Parlamentosu’ndaki Feryadı

Kırım Tatar Türkü Ukrayna parlamentosu milletvekili Ahtem Çiygöz parlamentoda yaptığı talihsiz konuşmasına “Kırım Ukrayna’dır” diyerek başladı. Kırım Özerk Cumhuriyetinin devamından yana bir irade koyamadı. “Kırım Ukrayna’ya bağlı Özerk bir Cumhuriyettir.” diyemedi!.

          Kırımın tek kurşun atılmadan tesliminin hesabının diaspora tarafından sorulduğunu dile getirirken suçu sadece Ukrayna hükümetinin temsilcileri, güvenlik güçleri, polisler, sadakat yemini edenlere yükledi! Kendisinden Cemiloğlu’nun Rusya’nın öncesinde sivil işgali başlattığını bilerek bir hafta öncesinde Kırım’ı terk etmesine, Çubarov’un Kırım parlamentosu önüne çıkarak işgali protesto etmek isteyenlere” evlerinize dönün” diyerek tepki göstermesine açıklama getirmesini de beklerdik.  

            Çiygöz, “Hükümetimiz Yerli Halklar yasasını Kırım Tatar Milli Meclisinin statüsünü belirleyecek şekilde uygulamaya koymadı. Yıllardır Kırım Tatar Milli Meclisi ile görüşmediğini anlayamıyorum. Hiç kimse Uluslararası hukuku çiğneyemez, Kırım’ı parantez dışında bırakamaz. “ diyerek feryat etti.

Kırım Tatar taburu kurarak cepheye asker gönderen Kırım Milli Meclisi eski yöneticilerinin muhatap alınmadığını bu şekilde öğrendik!

KTMM’ne Resmi Statü Verilme Aldatmacasının Zamanlaması

          Ahtem Çiygöz’ün feryadı sonrasında 3 Nisan günü Zelenski, “Kırım Tatar Halkının Haklarının Güvence Altına Alınmasıyla İlgili Bazı Konular.” başlıklı bir kararı imzalayarak KTMM’ nin tanınması yolunda bir adım attı. Söz konusu karar ile Zelenski’ye KTMM’ye Kırım Tatar Türklerinin temsil organı statüsünün resmileşmesi için gereken sürecin başlatılması yetkisi verildi. Ukrayna’nın Devlet Başkanı olarak kalacakmış gibi…

          Neden hala KTMM’ne resmi statüsü verilerek Anayasa’ya konulmadığını soran yok. 2014 Kırımın işgali öncesinde ve  sonrasında geçen 12 yılda sanki KTMM’ne resmi statü verilmiş gibi etkisiz ve yetkisiz elemanlarca teşekkür ediliyor. Kırım, Türkiye, Romanya vb ülkelerde algı yaratılıyor. BM nezdinde olumlu hava estiriliyor!

1 Temmuz 2021 tarihinde Ukrayna’nın yerli halklarından biri olarak tanıdığı Kırım Tatar Türklerinin temsil organı KTMM’nin tanınmasına dair bir Çerçeve oluşturulmuştu. Kırım Tatar Türklerine Anayasal statü verilmesi de vurgulandı ancak Anayasa tadiline dönüşmemişti. Aynı oyun sahneye konuldu. 2021 yılında çerçeve oluşturuldu, 2026 yılında süreç başlatıldı! Bu ne yaman oyun, çelişki…

Zelenski süreci başlatma kararını imzaladıktan yine bir gün sonra 4 Nisan 2026’da “ Önce Güvenlik Sonra Ekonomi” vurgusuyla Türkiye’yi “ stratejik ortaklık “kurulması gereken 4 ülkeden ( Türkiye, Ukrayna, Norveç, İngiltere) biri saydı ve Avrupa güvenliği için vazgeçilmez olduğunu söyledi. Veya söylettiler.

İYİ Parti, MHP, CHP’nin milli kanadı TBMM’de “ Kırım, tarihi ve insani bağlarımız olan ŞEREF meselemizdir.” şeklinde bir ortak bildiri imzaladılar. Türkiye ile stratejik ortaklık kurma projesi öncesinde havuç uzatılmış gibi yapıldı.

Sevgiyle ve saygıyla

SEVGİNAZ HAMEVİOĞLU
18.04.2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir