Ropörtajlar

Yazdır
30 Temmuz 2012 tarihli haftalık Ulus gazetesinde Ulus Gazetesi Muhabiri Dilek Paksoy ile Bağımsız Cumhuriyet Partisi Genel Sekreteri Müge Gülses’in güncel sorunlarla ilgili söyleşisi:
 
 Soru 1 - Türkiye ile Suriye bir savaşın eşiğine gelmek üzere, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bu savaş bizim savaşımız değildir. ABD’nin ve İsrail'in savaşıdır. BOP projesinin bir aşamasıdır. Biz neden onların taşeronluğunu yapalım. BOP’u yok saysak bile bu gün Suriye ile gerginlik halindeki tek ülke İsrail’dir. AKP İsrail’ in taşeronluğunu yapmaktadır. Bizim gençlerimizin kanını bu kadar ucuz mu? Emperyalist sistem yoluna devam edebilmek için ulus devletleri bölerek veya yıkarak şehir devletleri halinde yönetmek ve onların sahip oldukları yer üstü ve yer altı kaynaklarını kendi lehlerine kullanmak istemektedir. Ortadoğu coğrafyası dünyanın merkezidir. Türkiye BOP projesinde taşeron olarak kullanılmaktadır. Siyasi iktidarın bu politikalarına muhalefet partileri bu kadar sessiz kalmamalıdır. Çünkü dökülecek kan bizim gençlerimizin ve yıllarca komşuluk yaptığımız ve yapacağımız Suriye halkının kanıdır. Bizim Suriye ile hangi problemimiz var ki? Başbakan bu gerginliği tırmandırmaya hevesleniyor. Ülke olarak bundan ne çıkarımız var? M. Kemal'in "Yurtta sulh, cihanda sulh " ilkesine sahip çıkmamız ve komsularımızla dayanışma içinde olmamız gerekmektedir.
 
Soru 2 - AKP iktidarının Ortadoğu politikalarına nasıl bakıyorsunuz, İsrail' e tepkisini samimi buluyor musunuz?
AKP iktidarı, ABD projelerini uygulamak için getirilmiştir. Böyle olduğu da hem Abdullah Gül’ün Powell ile yaptığı görüşme, hem de RTE'nin BOP'un eşbaşkanı olduğunu söylemesiyle ortaya çıkmıştır. Bu açıklamalar, AKP iktidarının Türk milletinin iradesini yansıtan bir Ortadoğu politikası olmadığını göstermektedir. İsrail'in “Büyük İsrail” projesini milletin gözünden kaçırmak için "Van minut" dayılanmaları gerçekliği yansıtmamaktadır. AKP Ortadoğu politikasında aslında İsrail ile kol koladır.
 
Soru 3 - Yeni Anayasa yapım süreci ile ilgili partinizin görüşü nedir?
"Yeni Anayasa" yapım süreci de yine emperyal projenin hayata geçirilmesine yönelik bir çerçeve çizilme surecidir. 174 maddesinin 114 maddesi değiştirilerek 28 yıldır uygulana gelmekte olan 1982 Anayasası, Sorunlarımızın çözümünde yapılması gerekli görülen değişiklikler için bir engel teşkil oluşturmamaktayken yeniden anayasa yapmanın altında yatan gerçek niyet cumhuriyeti halkın hizmetinde olma temelinden saptırarak bir avuç sermeye sahibine hizmet eder hale getirmektir. Bu nedenle yapılan yasal düzenlemelerin çoğunun yasama yürütme ve yargıyı tek elde toplama çabaları olduğunu görmekteyiz. Gizli niyeti sorgulamak gerekir.
 
Soru 4 - Son 26 maddelik anayasa değişikliği sizce neden yapıldı?
Referandumda değişen 26 madde aslında, yüksek yargı organlarını siyasi iktidarın denetimine alma girişimiydi, kamu idaresini yandaşlaştırma girişimiydi. O torba yasa değişikliğinde 12 Eylül yargılanacak deniyordu bu gün nasıl yargılandığını görüyoruz. Küresel güçler ülkede kendi hizmetinde bir devlet yapısı arzulamaktadır, dolayısıyla bu anayasa değişikliği, dünya çapındaki planın milli irade örtüsü altına saklanması girişimidir.
 
Soru 5 - AKP iktidarının uygulamalarına kaygılı bir tepkiniz olduğunu görüyorum. Sizce bu iktidar Türkiye’yi  nereye götürür? Hiç olumlu yanları yok mu? Bakın ekonomi düzeldi, borç ödemede sıkıntı çekmiyoruz diyorlar.
İki partili ve alternatifsiz bir demokrasi, kamu yönetimi ve bağımsız kurumların güç odaklarınca belirlendiği bir demokrasi, böyle bir demokrasi ülkeyi nereye götürebilir. AKP’nin bu günkü rolü böyle bir düzenin yerleştirilmesinde piyonluktur.
Ekonomide, sosyal adalette ve yaşam seviyesinin yükselmesinde esasta ileriye doğru bir gelişme yoktur. Çağın teknolojik olanaklarının zorlaması ve küresel sermayenin çıkarına uygun olduğu ölçüde göreceli bir düzelme vardır. Bunun için fazla söze gerek yok, AKP’nin son 10 yıllık aşağıdaki icraatlarına bakmak yeterlidir.
 
2002 Aralık ayında bir gram altın 18 TL.
2002 Aralık ayında Bir çeyrek altın23.TL.

2012 Mayıs ayında Bir gram altın 92 TL.
2012 Mayıs ayında bir çeyrek altın156 TL.

2002 Aralık ayında Asgari ücret 250 TL.
2012 Mayıs Ayında Asgari Ücret 659 TL.’dır.

Şimdi bu rakamlardan yola çıkarak AKP iktidarının bir mini karnesini birlikte çıkaralım

2002 de 1 gram altın 18 TL.’iken bu gün 92 TL.’dir. Artış %510 dır.

2002 de çeyrek altın 23 TL.’iken bu gün156 TL.’dir. Artış %670 tir.

2002 de asgari ücret 250 TL.’dir. 250 : 18 =14 yani asgari ücretle 14 gram altın alınabiliyordu.

2012 de asgari ücret 659 TL Altın ise 92 TL.’dir bölerseniz 7 çıkar. Yani bu gün asgari ücretle 7 gram altın alınabiliyor.

Şimdi biraz daha rakamlara boğulmadan incelemeye devam edelim. 2002 den bu yana külçe altının bir gramı temel alınırsa hayat %510 pahalanmıştır.

Asgari ücret yine altın temel alınırsa alım gücü %100 azalmıştır.

Bu rakamlar AKP iktidarında milletimizin yaşamının ne kadar kötüye gittiğinin rakamlarıdır.
 
Soru 6 - Atatürk ilkelerine bağlı bir parti olduğunuzu söylüyorsunuz. CHP den ayrılan yönünüz nedir? Neden CHP içinde siyaset yapmak yerine ayrı bir siyasi parti olarak varlığınızı sürdürüyorsunuz?
Evet. Programımızda Kemalist bir parti tanımı var.1920-1938 arası uygulanan tam bağımsızlık ilkesi 10 Kasım 1938 den itibaren adım adım kaybedildi. Bilerek veya bilmeyerek yapılan hatalarla geldiğimiz nokta tam teslimiyettir. Bu süreçte CHP ilkelerine sahip çıkamamıştır. M. Kemal’in ne yaptıkları nede hedefledikleri anlaşılamamıştır.
CHP, özellikle 12 Eylül Darbesi sonrasında varoluş ilkelerinden ve işlevinden uzaklaştırılmıştır. Tam bağımsızlık ve toplumsal eşitlik hedefine sahip çıkmamıştır. Bu görüşleri benimseyen üyelerini çeşitli bahanelerle dışlamıştır. Ülkemizin Batı Emperyalist sistemine eklemlenmesi sürecine payandalık eder duruma gelmiştir. Hatta kuruluşuna ve devrimlerini tamamlamasına öncülük ettiği Cumhuriyetin geçmişini sorgular, temel değerlerinden vazgeçer bir yola giriş çabalarına yeşil ışık yakar bir konuma sürüklenmiştir. Bu nedenle de,  90’lı yılların sonlarında başlayan yeni arayışlar kaçınılmaz olmuş, bu arayışların bir sonucu olarak da BCP doğmuştur.
BCP, içselleştirilebilmiş bir Kemalist felsefenin, sorunlarımızı ihtiyaçlar ve olanaklar çerçevesinde rasyonel bir planlama ve öngörü ile çözebileceği inancını taşır ve bunu anlatmaya çalışır.
Toplumun algısının doğru yönde temellendirilebilmesine katkı vermek üzere kurulmuştur. M. Kemal "Medeni Bilgiler" kitabında yurttaşlara şunu öğütler: "Fikirlerin ve ruhların kavrayış sınırlarını genişletin"
Fikirlerin kavrayış sınırları bilgi ile ruhların kavrayış sınırları ise vicdanla genişletilebilir. Kemalizm bir sistemdir ve bu sistem bilim ve özgür akil anahtarları ile çalışır. Bu anahtarların ortak frekansı ise vicdandır. Bütün mesele nereden ve nereye baktığımızdaki vicdan içeren niyetimizdir.
 
Soru 7 -CHP ve MHP gerçek muhalefet görevini yapabiliyorlar mı? -CHP kurultayından çıkan sonuç sizce nasıl değerlendirilebilir?
Türkiye’nin bugünkü koşullarında gerçek muhalefet, Türk Halkının aleyhine gelişen düzenin değiştirilmesi esasına yönelmiş olmalıdır. Örneğin; uluslar arası ilişkileri tam bağımsızlık temelinde yeniden düzenlemeyi öngörmeli. Küreselci emperyalist serbest piyasa sistemini sona erdirmeyi ve ulusal planlı ekonomik kalkınmaya geçişi istemeli. Bölgeler ve toplumsal kesimler arası eşitsizlikleri gidermeyi hedeflemeli. Bilimsel, özgürleştirici ve yurttaşlaştırıcı bir eğitim anlayışına yönelmenin gereğine inanmalı. Sağlık hakkının kamusal ve parasız olarak topluma sunulmasını istemelidir. Oysa ne CHP, ne de MHP böyle bir değişimi hedeflememekte, tam tersine bu işbirlikçi sermaye düzeninin daha da kökleşerek yerleşmesinde figüran olmayı kanıksamış durumdadırlar.
Son zamanlarda, CHP ve MHP siyasi iktidarla daha da uyumlu hale gelmiş, ılımlı bir muhalefetin gereğini yapar konumdalar. Sanıyorum bunda, yukarıda değindiğim ilkesiz muhalefetin yanında, baskı altına alma unsuru olarak kullanılan CHP ve MHP’ ye düzenlenen kaset olaylarının etkisi de vardır. Her iki siyasi partide, kaset olayları sonrası istikrarlı ılımlı muhalefet çizgisine oturdular.
CHP Sosyal Demokrasi adına ulus bağımsızlığını göz ardı etmekte, ekonomide kamunun düzenleyici rolü önemsenmemekte, laiklik anlayışı Avrupa din tarihinin kendi içinde tutarlı olduğu kilise önderliği tutumuna paralel çizgiye çekilmektedir. Kemalist felsefe bu görüşlerle bağdaşmamaktadır.
 
Özellikle AKP’nin iktidar olmasından bu yana CHP toplum tarafından umut olma noktasına taşınmış ama CHP tutum davranış ve söylemleri ile bu umuda paralel bir başarım gösterememiştir.

Bu kurultayda soldaki farklı eğilimlerden bir parti meclisi oluşturulmaya çalışıldığını gözledik. Ulusalcı kesimden adayların azlığı dikkat çekicidir. Bununla birlikte oluşan parti meclisinde anahtar isimlerin liberal sol eğilimlilerden oluşacağa benziyor. Umudumuz CHP’yi özüne döndürecek bir parti meclis olmalarıdır. Yeni CHP söylemlerinin bu kurultayda da sık sık dile getirilmesi ise bu umudumuzun da boşa çıkacağı sinyalini vermektedir. Buna rağmen CHP’yi ilkelerine döndürecek bir parti meclisi olmasını diliyoruz.

M. Kemal  "BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR"     derken hem siyasi hem  ekonomik bağımsızlığı hedefliyordu.

Bu başat konu da, CHP'nin ,AKP den farklı bir tutum alamadığını görüyoruz. Ülkenin ekonomik sorunlarına ve uluslararası politikalara yaklaşımı, Atatürk’ün kurduğu CHP’yi istemeyerek, Yeni CHP söylemi ile ortaya çıkışı maalesef CHP’nin Mustafa Kemal'in söylediği anlamda bir siyasi çizgi izlemeyeceğini göstermektedir. 
 
Siyasette sorumluluk alan herkes, halkın bütününün çıkarına hizmet edecek çözümler üretmek için çaba göstermelidir.
M. Kemal  toplum olarak zor  günlerde  ihtiyacımız olan çözüme  birlikte hareket etmekle ulaşabileceğimizi de ifade etmiştir.
Bu durumda birlikte "tam bağımsız ve toplumsal eşitlik " temelinde   çalışmamız için fırsatların değerlendirilmesi sorumluluğunu CHP üzerine almalıdır.
 
 

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- Ropörtajlar. Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free