Çelişki Korkusu

Yazdır
BU ürpertici “korku” sözcüğünü bir yazı başlığında kullanmak bile tahmin edemeyeceğimiz sayıda soruyu yanıtlamayı göze almak demektir. 
 
Olağandışı yetkiler elde etmek için yasa çıkarmak, sonuçlarını fazla düşünmeden olur olmaz anlatımlarla sonu gelmez açıklamalara sapmaya yol açar.

Apar topar “özel yetkili yasa” yapma yoluna gitmek zorunda kalmak ve hele hemen uygulamaya koymak elbet tehlikelidir. Bu konuda toplumsal uyum sağlanmış mıdır? Özgürlükler güvenceye bağlanmış mıdır? 
 
Ortaya çıkan tablo tam tersi. İlan edilmemiş bir sıkıyönetim midir söz konusu olan? 
 
Bununla da ilgili bir başka konu: Ekonomik verilerin alarm verdiği anlaşılıyor. Kimilerinin aptalca “saçma, çağdışı” filan gibi sıfatlarla nitelendirdikleri, oysa doğru ve planlı uygulanınca pekâlâ doğru sonuçlar veren karma ekonomi gibi ciddi bir kavrama sarılmak varken, uçlara kaçarak yanlış siyasal tercihler yapıldığında, sosyo-ekonomik politikalar alarm vermeyi kaçınılmaz kılan tablolar yaratıyor. 
 
Acaba zorunlu sayılan bir dış politika çizgisi değişikliğine kalkışınca, o yolda gerekli bütün koşulları belirlemek ve uygulanmalarını sağlayıcı hükümler getirmek daha tutarlı olmaz mıydı? 
 
Yine ister istemez, “inceldiği yerden kopsun” diye hiç yakışıksız, yersiz, kötü, kendinize aykırı sözler gelebilir dilinizin ucuna ve buna da engel olamazsınız. 
 
O zaman, görmemeye, düşünmemeye, yazmamaya, konuşmamaya, öğrenmemeye ve hatta öğretmemeye mi karar vermeli? 
 
Böylesine çelişkili bir tutum olur mu? 
 
Kültürümüzde “çok şükür eliniz ayağınız tuttuğu sürece sonuna kadar uğraşmalı” diye bir söyleyiş var ve başka türlüsü de mümkün değil.  
 
Mümtaz SOYSAL
 
19 Mart 2014 - Cumhuriyet

 

Kırım ve Komşumuz Rusya

Yazdır
DENİZ MİLİ yahut kilometre olarak daha az uzak olan, ama halkının bir bölümü dolayısıyla yakınlık duyduğumuz Kırım yarımadasının Rusya’ya bağlanmasına karşı çıkmamız akıllıca olmaz. Daha doğrusu, onların da karşı çıkmak gibi bir lüksleri yoktur.
 
Uzun uzadıya anlatmaya gerek var mı? Ayıp olur, hiç kuşkusuz onların çoğunluğu herhalde bizlerden ve başkalarından daha iyi takdir eder; tam ulusal bağımsızlık ilan edilmesini isteseler ve uğrunda ölmeye hazır olma marşları söylense de pek akılcı bir davranış olmaz; çünkü en azından yakın komşu kalacak olan Ukrayna’yla ilişkiler hep bozuktur, hatta tepelerindeki Rusya ile savaş çıkar. Artık Soğuk Savaş yok, savaşlar hep gerçek ve sıcak oluyor. Uzaktan ahkâm kesmek çoğu zaman yanlıştır. Sonuç, Rusya’ya bağlanma olarak çıkarsa kızmamalı, ikisi de komşumuz. 
 
Artık bugünlerin dünyasında halkların siyasal tutumları değişiyor ya da toplumların demokrasi yoluyla ifade edilen tepkilerinde bile farklar ortaya çıkıyor. Devletleri yönetenler de bu tepkileri insanca ve uygarca yorumlamayı beceremeyebiliyorlar. 
 
Talihsizlik şurada: Ne yazık ki şimdi Kırım’da bu konunun kesin karara bağlanması için referandum yapılıyor. Çoğumuz halkoylamasının her zaman ve mutlaka “demokratik” olduğuna inanırız ya da inandırılırız. Ama bazı referandum sonuçları neredeyse bir çeşit “ulusal intihar” olmuştur. Demagoglar her yerde var; evrensel barışı sağlayacak ideolojiler tam üretilmedi, mekanizmalar yaygın ya da etkin değil. 
 
Bütün insanların dünyaya bakışlarını değiştirebilecek kadar güçlü ve etkili de sayılmayız. Ama, hiç değilse bizi ilgilendirmesi aşikâr olan bu gibi durumlarda uluslararası kuruluşlarımızın ya da uluslararası kurumlarımızın açıklamalarla ve bildirilerle birtakım doğru sesler çıkarması gerekmiyor mu?
 
Mümtaz SOYSAL

17 Mart 2014 - Cumhuriyet
 
 

Sayıştay Kararları

Yazdır
BAZI işlerin gecikmesi hayra alamet sayılmaz, doğru düzeltilmezse de daha fazla gecikir. Kurallar eskiden “hesab-ı muhasebat” denen Sayıştay hesaplarının Meclis’e gönderilmesini emrediyor ki, halktan kesilen paralar doğru harcansın. 
 
Yasa, anayasa ve yasa kurallarının doğru uygulanmaması veya doğru düzeltilmemesi yüzünden yaşanan yanlışların sonu gelmiyor. Son pişmanlık diye bir kavram var. Madem Sayıştay diye bir denetim kurumu kurulmuş, onun da yeterince doğru zamanda devreye girmesi gerekiyordu. 
 
Türlü türlü insanlar arasında yaşanan yanlışların sonuçları böyle olabiliyorsa, devletler arasında da aynı durumlar ve yanlışlar olmaz mı? 
Devletler de insanlardan oluştuğuna göre, olur elbette. 
 
O zaman devletler arasında da insanlarda olduğu gibi, pişmanlık, affetme, barışma gibi durumlara da kapıyı açık tutmak gerekiyor. 
 
Kuşkuyu saklamak, ölçüyü kaçırmamak, dengeyi fazla bozmamak koşuluyla tabii. Yoksa, yanlış dış politika, aldanma, bilgi eksikliği benzeri kusurlar her zaman ve her yerde var. 
 
Kısacası, hangi iş yapılacaksa demek ki başından başlayarak doğru yapılması gerekiyor. Devlet işlerine getirilen eleştirinin de yapıcı, hatta yaratıcı olması ihmal edilmemeli. Dolayısıyla, eleştirinin çok açık, kesin, yol gösterici, kolaylaştırıcı ve çabuklaştırıcı olmasından kaçınılmamalıdır. 

Sık sık yeni kurumlar kuruyoruz diye nafile, vakti geçmiş, yararsız işlerle uğraşmak yerine aynı amaç için başka çareler üretmeli ve aynı zaman diliminde doğru kurumlar kurulmalıdır.  
 
Mümtaz SOYSAL
 
12 Mart 2014 - Cumhuriyet

 

Acı

Yazdır
BERKİN olayı, hiç kuşkusuz her yönüyle acı. Konuşulması, yazılması bile acı veriyor. Gözleriniz yaşarmadan anlatmak kolay değil, çünkü, trajik ve dramatik, her yönüyle ve hakkını vererek anlatmaya kalkarsanız da olmaz, kitap yazmak gerekir. Olabilir bazen, çok acı verici bir olay ister istemez tarih veya edebiyat konusuna dönüşüyor. 
 
Hiç unutulmaz ve hep acı verici kaldıkları için. 
 
Yine de, tam bir sonuca varmak amacıyla daha derin düşünmemiz gerekiyor. 
 
Çünkü öyle bir kültürümüz var; konuya, yerine ve zamana göre “münasebetsiz” kaçabilecek bir anlatım veya açıklama korkusu yüzünden bu tür eğilimlere kolayca kayabiliyoruz. Oysa, derinliğine düşünüp doğru çareler bulabilmek zaman ister. 
 
Demek ki, kültürde “bile” biraz değişiklik gerekebiliyor. 
 
O halde, kıssadan hisse, her şeyi kendi ölçüsünde tutmak gerekir. Derin bir üzüntü kısa anlatılamıyor, değil mi? 
 
Fransız düşünürlerden Boileau, “yazarken bin kere okumalı” anlamına gelen bir şeyler yazmıştır, hatırladığıma göre. 
 
Ama, affedersiniz, zaten çoktan anlamış olmalısınızdır. Keşke kelime ve düşünce oyunları yapmak yerine, olayın hiç bitmeyecek acılığını olabildiğince vurgulayıp daha kısa yazabilmeliydim. 
 
Ama, ne yazık ki, olmadı. 
 
Daha doğrusu olamadı, yahut ben yapamadım, pek elim varmadı.  
 
Mümtaz SOYSAL
 
14 Mart 2014 - Cumhuriyet

 

İnsan

Yazdır
ÖMER Seyfettin gibi birinci sınıf bir hikâyeci iseniz bütün ortaokul kitaplarındaki “Diyet”teki ustalığınızla, değme psikiyatri profesörünün bile zor anlatabileceği bir ruh halinin sonuçlarını herkesten daha iyi anlatmış olursunuz bazen. Aynı durum, edibin aklını oynattığı herhangi bir olayda tıbbi rahatsızlığı doktora aktarma açısından edebiyatçının da başına gelebilir. Ustalıklara veya becerilere yer değiştirterek başka beceriler, sanatlar, bilimler, kavramlarla oynamaya kalkınca başarısızlık kaçınılmaz oluyor
 
Tuhaf olan şudur: Becerilerin ve sanatların faili insan, başarısızlıkların faili de o. “Tabii, her şeyi yapmaya kalkınca elbet böyle olur, sapıtılır” dersiniz; haklı da sayılırsınız. İsterseniz, “bilimsel açlık, sanatçı hevesliliği” gibi kavramları imdada çağırıp kendinizi kurtarmaya çalışarak kabahati “insan” gibi bir soyutluğa yükleyip kendinizi temize çıkarabilirsiniz. 
 
Yine haklı olarak onlar da insan siz de. O zaman? 
 
Mutlaka, mistisizme, tasavvufa, İslami veya başka dinsel inançlara. Ama onlar “bir bakıma insan ürünü” değil mi? Şöyle ya da böyle. Ayrıca inançların, duygularla sevapların ve günahların, yer yer ve zaman zaman ayrılıklar, düşmanlıklar, kavga, cihan savaşları doğurmak gibi yanları da var. Bereket, inançlar yine insandan, daha doğrusu insanlıktan yahut “hümanizm” denen düşüncelerden kaynaklanan birtakım kavramlar var da onların öğretilebildiği ölçüde gerginlikler ve savaşlar önlenebiliyor. 
 
Ne o? Yine dönüp dolaşıp eğitim, içtenlikli temiz inanç, dua, ecdattan, aileden gelen duygular var da “insan gibi” yani “insanca” yaşayabiliyoruz.  
 
Mümtaz SOYSAL
 
10 Mart 2014 - Cumhuriyet

 

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- Sizden Gelenler. Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free