Devletin hangi harcamaları artıyor?

Yazdır

 

Sevmiyoruz ancak kimi zaman gerekli oluyor. Kullandığımız tablolar genelde devletin resmi verileridir.

Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılı, Ağustos ayı sonundaki ayrıntılı bütçe harcamaları verilerine göre, savunma-güvenlik mal ve hizmet alımlarında önemli bir artış yok.

Savunma ve güvenlik harcamaları

Bütçede hızla büyümekte olan açık, 2012 yılının Ocak-Ağustos ayları arasında, sekiz aylık dönemdeki savunma ve güvenlik harcamalarında olan bir artışa bağlı olarak artmış değil.

Bu harcamalardaki beklenmedik artışa bağlı olarak bütçe açığı büyüyor değil.

Yılın ilk üç aylık döneminde artış olmadığı halde, sonraki aylarda terördeki artışa ve sınırlardaki güvenlik sorunlarına bağlı olarak harcamalarda artış yok.

Gerçekte böyle bir artış varsa, henüz bütçeleşmemiş ve bütçeye yansımamıştır. İlerdeki aylarda yansıyabilir.

Faiz dışındaki bütçe harcamaları Ocak-Ağustos ayları arasında %16.3 oranında beklenenin çok üzerinde bir artış gösterdi.

Savunma ve güvenlik harcamaları bu dönemde sadece %5.4 oranında artmıştır.

Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mal ve hizmet alımlarında Bakanlığın açıklamış olduğu harcama sonuçları bunu gösteriyor. 2011 yılının aynı dönemi ile karşılaştırmalı olarak tabloyu veriyoruz.

Türkiye’nin terör sorunu mevsimlik olduğu için genelde kış mevsimindeki savunma-güvenlik harcamalar daha düşük tempoda seyrediyor.

Mart ve takip eden bahar ve yaz aylarında hızla artıyor.

Bütçe açığı neden artıyor

Bu ayrıntıyı vermemizin nedeni, savunma-güvenlik harcamalarında artış olmamasından kaynaklanmıyor.

Biz de, 2012 yılında bu harcama kaleminin hızla artmakta olduğunu düşünüyoruz. Henüz bütçeye yansımadı.

Büyük olasılıkla yılın son ayı olan aralık ayı harcamalarına yansıtılacak.

Harcama büyüklükleri o zaman ortaya çıkacak.

Söylediğimiz şu, yılın sekiz aylık döneminde ortaya çıkmış olan 8.5 milyar TL tutarındaki açık, şu anda hangi boyutlara ulaştığını bilemediğimiz savunma harcamalarından etkilenmiş bir açık değildir.

Bu dönemde yaşanmış olan açığın harcama yönünden esas kaynağı, bütçede cari transferler başlığı altında toplanmış olan harcamalardır.

Gelirler yönünde görünen gelişme ise (ötv -özel tüketim vergisi-, dahilde kdv ve ithalde alınan kdv) bilinen harcama vergilerinin çok düşük gerçekleşmesidir.

Harcamalar beklenenin üzerinde genişlerken, gelirler beklenenin altında kalmaya devam etmektedir.

Başbakan yardımcısı, 2012 yılındaki bütçe açığının/ GSYİH oranında, yıl başı tahminine göre %1 oranında ek bir artış beklediklerini açıkladı.

Bu beklentiyle, yıl sonunda 1.400 milyar olması beklenen GSYİH’nın %2.5’u oranında bir bütçe açığının yaşanacağı varsayımıyla, bizim bulduğumuz yıl sonu açık büyüklüğü 35-38 milyar arasındadır.

Buradaki kritik nokta, Başbakan Yardımcısı’nın yıl sonu için verdiği tahmine, henüz bütçeleştirilmemiş olan savunma-güvenlik harcamalarındaki artışın yansıması durumunda,açığın 40 milyar TL’nin de üzerindeki bir büyüklüğe tırmanmasıdır.

Açığın finansmanı

Açığın finansmanına yönelik izlenen yol, vergi oranlarının yükseltilmesi oldu.

Toplam vergiler içinde dolaylı vergilerin payı %70 düzeyine çok yaklaşmıştı. 2012 sonunda bu kritik eşik de aşılmış olabilir.

Arızi gelirleri geçen yıllarda olduğu gibi dilediğince kullanılamayınca, dolaylı vergilere dönüldü.

AKP hükümeti kabul etmiyor.

Tasarruf imkanlarını -iç ve dış- geçen on yıl içinde büyük ölçüde tüketmiş bir ekonomik yapı ortaya çıkmış durumdadır.

Özellikle dünyada yaşanan 2008 ekonomik krizinin somut etkilerini, 2009 yılında %5 düzeyine yaklaşan bir reel daralma ile yaşayan Türkiye, takip eden iki yılda (2010-2011) ne pahasına olursa olsun yeniden büyüme patikasına çıkabilmek için, dış tasarruflara dayalı -cari açığı arttırarak- iç taleple büyüme zorlamasını gündeme getirdi.

Bu iki yılda yurt-dışından çok önemli dış kaynak kullandı. GSYİH’nın %8 ve sonra%10’u oranında kaynak kullandı. Yurt-içi tasarruflar ise düşmeye devam ediyor.

Ancak bu şekilde bir büyümeyi sürdüremeyeceği konusunda 2011 yılı sonunda ciddi bir biçimde uyarıldı. Uyarı IMF’den geldi.

Türkiye bu uyarılara karşın yurt-dışı tasarrufları yüksek tutmayı sürdürebilir miydi? Biz ihtimal vermiyoruz.

Ekonomi yönetimi de bu nedenle 2012 yılı büyüme hızını %4 düzeyine çekti. Daha düşük olmasına da razı görünüyor.

Büyüme sürebilir miydi

Sıkça duyurmaya çalıştık. İkili açığın büyüdüğü ve Türkiye’nin geçen deneyimlerinden çok yakından bildiği bir kısır döngüye bir kez daha sürüklenmekte olduğunu vurguladık. Şimdi gelinen noktada açıkların daraltılabilmesi için maliyetin kime ödetileceği tartışmaları ürkek bir biçimde gündeme taşınmaya çalışılıyor.

En son değerlendirme Merkez Bankası’ndan geldi. Eylül ayında enflasyonda beklenen yavaşlamanın son yapılan zamlardan sonra artık çok zor olduğunu açıkladı.

Peki, istense büyüme sürdürülebilir mi?



Nazif Ekzen
 
Aydınlık, 27 Eylül 2012