GÜNCEL ATATÜRKÇÜLÜK

Yazdır
GÜNCEL ATATÜRKÇÜLÜK
 
Türkiye Cumhuriyeti üniter, merkezi, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak kuruldu.

Atatürk’ ün ölümünden sonra Atatürk ve Kemalizm karşıtlığı tezgahlanırken halen varlığını sürdürmekte olan Atatürk Cumhuriyetinin kendisini savunmasına fırsat verilmemiştir. Toplumun ulusal reflekslerini kırmak için işbirlikçi basın-medya aracılığı ile sürekli psikolojik kampanyalar yapılagelmektedir. Böylece Türk toplumu akıl tutulması içine sokulmaktadır.

Türk milletinin fertleri olarak çağdaş çıkarlarımız açısından bakacak bir siyasal iktidarı işbaşına getirmektir.

Ya T.C ilelebet yaşayacak ya da Sevrde amaçlandığı gibi yok olup gidecektir.

Türk ulusu siyasal tarihinin en bunalımlı günlerinde Cumhuriyetine sahip çıkarak toparlanmak zorundadır.

Bölücü teröre, etnik, mezhepsel, dini ayrıştırmalara karşı bir bütün olabilmeliyiz. Her mevzinin güçlü olması cephenin güçlü olabilmesi demektir. Bu yüzden BCP nin neferleri olarak milli iradeyi oluşturmak üzere çevremizinde siyasete ilgisini artırmak görevimiz vardır. Ülkemizin yarı sömürge durumundan kurtulması bilinçli yurttaşların çoğalması ile mümkündür. Ülke sorunları ile ilgilenmeyen toplumlar her türlü tuzağa düşürülebilir.

Ülkemizi yönetenler Atatürk İlkelerini işlerine geldiği gibi yorumlayarak kolaycılığa kaçmışlardır. Ülkenin yarınlarını düşünmemişlerdir. Geçici çözümlerle sorunların birikmesine yol açmışlardır. Devletin asıl görevi toplumun ekonomik ihtiyaçlarını toplumsal eşitlik zemininde karşılamaktır.
 
Türk halkının, çıkar dayanışmaları dışında fikren ve yürekten devletine sahip çıkması tek kurtuluştur. Küresel sömürü düzeni evrensel faşizme dönüşürken ulus devletleri zayıflatmak için demokrasi kampanyaları sürdürülmektedir.

Türk devletinin kurucu iradesi, Türk ulusunun kurtuluş savaşında ortaya koyduğu bağımsızlık iradesidir. Bugünde silahsız olarak bilim ve akılla siyaseten kendi bağımsız yolumuzu çizebilmeliyiz.

İdealsiz ve hedefsiz kalmış toplumların yaşamlarını sürdürebilmeleri olanaksızdır.

En gerçek yol gösterici bilimdir. Bilimsel tutum aynı zamanda gerçekliği de içermektedir. Gözlemlemek temel ilkedir.

Sahte aydın tavrı ve işbirlikçi tüccar tutumu ile T.C.  milletin istediği aydınlık yola gidemez. Avrupa tipi sosyal demokrasi ise Avrupanın  yeni sömürü aracıdır.

Sosyalizm ve kapitalizm dışında bireysel özgürlüklerle toplumcu yaklaşımları, özel sektörle devletçiliği ulusal yapı içinde kaynaştırmayı amaçlayan M. Kemal’ in  yolu 3. yoldur.

M. Kemal Türk Ulusuna kaderle mücadele etme gücünü aşılamıştır. Bundan sonra bize düşen görev, sosyoekonomik gelişmeye uygun bir yenilikçi anlayış geliştirmek ve sistematik bir rotaya oturtmaktır.

“MİLLETİN KADERİNİ YİNE MİLLETİN AZİM VE KARARI BELİRLEYECEKTİR. M.KEMAL ATATÜRK”

“AYDINLANMA, AKLI CESARETLE KULLANMADIR. E.KANT”

“KENDİMİZDEN BAŞKA KURTARICI YOK.MÜMTAZ SOYSAL”

“İLKELER ÖNEMLİDİR.UYGULAMA DÜZELTİLİR.”

İlkeler; insan hakları, hukukun üstünlüğü, ahlaki ilkeler

BCP’nin ilkeleri bağımsız ve özgür düşünce, bilim ve ortak akıldır.
 
Kaynak:  Güncel  Atatürkçülük, Prof. Dr.Anıl Çeçen
 

ÖĞRENEMEME HASTALIKLARI

Yazdır
ÖĞRENEMEME HASTALIKLARI
 
1-SORUNU KABUL ETMEME “ASLINDA SORUN YOK”
Herkes sorunu fark etmesine rağmen sorunu ortaya çıkaracak cesaret gösterilmez. Gösterenin de ayağı kaydırılır.Çünkü sorundan çıkarı olanlar vardır.Yetkililer,olduğu gibi değil, görmek istediği gibi görür.En ciddi öğrenememe hastalığıdır çünkü hasta hasta olduğunu kabul etmemektedir.
 
2-SORUNU GÖRÜP TE GÖRMEME”BİZ SORUNU ÇÖZDÜK”
Merak etmeyin, hallediyoruz demek ya hiçbir  yapmamak yada daha önce ne yapılıyorsa onu yapmaya devam etmek demektir.
 
3-BİLGİYİ PAYLAŞAMAMA”HERŞEY AKLIMDA”
Bilgiler kişisel olarak saklandığı zaman amaçların uzun vadede başarılmasına katkısı olmayacaktır. Ne kadar iyi niyetli de olunsa bilgiler sadece akıllarda kaldığında üstünlük sağlayacak yeteneklere ve faaliyetlere dönüşemez.

4-İLİŞKİLENDİREMEME”GÖRDÜĞÜM BANA YETER”
Yaptığımız eylemlerin ikinci, üçüncü aşamadaki sonuçlarını göremediğimiz için kısa vadeli sonuçlara dönük eylemlere girişiriz. Bu kısa görüşlülüğü önlemek için olayların arasındaki bağları gösterecek mekanizmalar kurmak ve sistem araştırmaları yapmak doğru olur.

5-DERS ALAMAMA”DERS ALMAM, DERS VERİRİM”
Bu hastalık daha önce çözülmüş veya ortadan kalkmış bir problemin yeniden yaşanmasıdır. Geçici sorunlar ortadayken varlıkları kabul edilmezse sorun incelenmez ve önceden belirtiler tesbit edilmezse sorunun geldiği anlaşılmaz. Sorunu ortaya çıkmadan müdahale etmek yada sorun üreten ortamın yapısını değiştirerek sorunların üremesini engellemek gerekir.
 
6-BİLGİ ÜRETİLMESİNİ ENGELLEME”BEN BİLİRİM” SENDROMU
En kötü öğrenememe hastalıklarından biridir. Bu sendrom bütün öğrenme olanaklarının yitirilmesine neden olur. Her birimizin İşi, her şeyi bilmek değil, amaçlara ulaşmak için insanların, kaynakların ve bilginin organize edilmesine fırsat yaratmaktır.

Fikir üretmek ve edinilen bilgileri paylaşmak önemlidir. Fikirlere değer verilen ortamlarda insanlar motivasyon ile kendilerini aşarak başarmaya odaklı davranırlar.

7-SORUNLARLA KİŞİLERİ KARIŞTIRMA”SUÇLU KİM ? “
Sorunlarda ilk karşılaşılan soru kim yaptı? Sorusudur. Önemli olan, niçin sorusudur? Problemi ortaya çıkaran sebeplerin neler olduğuna 
tekrarlanmamasının nasıl engellenebileceğine kafa yorulmalıdır.

Başarı durumunda da, kim başardı? Sorusuna bulunan kişi ödüllendirilir. Başarıyı ortaya çıkaran sebep ve koşullar üzerinde durulmaz.

Halbuki başarıyı yaygınlaştırmak ve tekrarlanmasını sağlayabilmek için koşulları ve sebepleri anlamak gerekir.
 
8-SİSTEMİ ANLAMAMAK”ÇÖZÜM ŞU,HAYIR BU..V.B”
Herkes bir çözüm önerdiğinde bazıları kısmen geçici iyileştirme sağlar, bazıları ise sorunu beter eder.
Sorunların % 85 i sistemden kaynaklanır.
Bunun altında yatan da eğitim sistemidir. Çözüm aranmadan önce sistem tahlilinin doğru yapılması gerekir.

9-GEÇMİŞİN BAŞARILARINA SIĞINMA”BİZ BAŞARILIYIZ”
Geçmişte başarılı olan her yerde rehavet vardır. Daha önce başarı getirmiş olan kural ve sistemlerin gelecekte de onlara başarı getireceğine dair bir inanç vardır. Ancak başarı bazılarına bir alışkanlık gibi gözükse de bu bir yanılsamadır, öğrenmenin olmadığı bir ortamda başarı geçicidir. Çünkü ne bugünün şartları ne de yarının şartları, dünün başarılarının kazanıldığı şartlarla aynı değildir.
Dolayısı ile güncellemeler ve yenilenmeler yapılmadan eski kural ve sistemlerle başarıya ulaşılamaz. Ama önceden başarı getirmiş kural ve sistemler kendilerini kanıtladıkları için her zaman en güvenilenler olmuştur.
Önceden edinilen başarılar, öğrenmenin önünde birer engel olarak ortaya çıkar.

10-EĞİTİMLE ÖĞRENMEMEYİ GARANTİLEME”BİZ EĞİTİMDEYİZ”
Çoğu zaman verilen eğitimlerin amaçla bir ilgisi yoktur, eğitim sonrasında bu eğitimin uygulanacağı bir ortam hazırlanmamıştır. Gerçek bir öğrenme konusu hiç gündeme gelmez.
 
“ÖĞRENME, BİR DENEYİM YA DA DENEMENİN / BİLGİNİN SONUCUNDA DAVRANIŞLARDA MEYDANA GELEN SÜRDÜRÜLEBİLİR VE KALICI DEĞİŞİKLİKLERDİR”
 
Kaynak; Öğrenen organizasyonlar uzmanlık gurubu üyelerinin katkısı ile hazırlanmıştır.
 

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- Pusula Dergisi. Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free