TÜRK MİLLETİNİN BİR FERDİ OLARAK SORUYORUM

Yazdır
TÜRK MİLLETİNİN BİR FERDİ OLARAK SORUYORUM NEDEN YETER DİYEMİYORUZ?
 
Vicdanlarımızı sızlatan, uykularımızı kaçırtan günlerden geçiyoruz.
 
Sorunlar yumağımız çok karmaşık olduğundan nereden tutacağımızı şaşırmamız çok doğal.

Ama yalın ve samimi düşünceleri zemin alırsak daha kolay ilerleriz diye düşünüyorum.

Bu bağlamda düşüncelerimi iletmek istiyorum.
 
1-Şartlar ne olursa olsun, Evrensel değerlere inanan ve uygulayan bireyler olmalıyız.

İnsani değerler= insan hakları, hukukun üstünlüğü, etik kurallar
 
Ezberlerimizde olan bu bilgi çok kolay gibi görünse de günlük yaşam koşullarında uygulanması hiç kolay değildir.Örn.;kuyruklarda ,araçlarda v.b.  diğer insanların haklarına saygı gösterme yönünde davranmak.Kendi aleyhimize olacak durumlarda sessiz kalmamak veya şartları kendimize yada yakınlarımız lehine yontmamak gibi .

ekip içinde kendi düşüncemize yakın(doğru olup olmadığını sorgulamadan) kişilere eğilimli ve dostça davranırken  diğerlerine de mesafeli veya düşmanca tutumda olmamak  gibi..
 
2- Ezber bilgiler yetmemektedir uygulamalı  tutumlara ağırlık vermek gerekir
 
--bilgi sahibi olmak, hafızanın parçasıdır. Ezber bilgiler donma ve kalıplaşma riski içerir. Bu risk devamlı sorgulama ile aşılabilinir.

--bilmek ise varlığın parçasıdır içselleşmiş ve tutuma dönüşmüştür buda uygulama ile olur.
 
Siyaset kurumunu bu bağlamda sorgularsak şunları söyleyebiliriz.;

1946 çok partili rejimden bu yana paranın egemenliği  vardır. Siyaset, para aracılığı ile gurupların, siyasi gücü elde etmek için yaptığı örgütlenmedir.

Arzulanan güç ise oyların devşirilmesi ile belli çıkarlar karşısında  elde edilir. Milletvekilliği belediye başkanlıkları il meclis üyelikleri hep belli gurupların gücü elde etmek için  verdikleri  araçlar-makamlardır.

Yani bütüncül, halk menfaatleri hiç düşünülmez. Halk da kendine düşeni yapıp siyasi partilerde görev alıp uygulamaya geçemediğinden siyasi iradesini oluşturamaz.
 
Bilgisine ve kişiliğine güven duyduğumuz nice değerli insanın  kararlılık göstererek toplumun önünde yer alması gerçekleşememiştir.
 
Görev TÜRK MİLLETİNİNDİR.
 
Kimse kimseyi zorla değiştiremez, zorla bir şey öğretemez. İnsan ancak kendi isterse öğrenir ve kendini değiştirme ve geliştirme gayreti içinde olur.
"görevi bizden beklenen güven düzeyinde gerçekleştirme sorumluluğu ve terbiyesine sahip olma" tutumu ile siyasi irade oluşturmak üzere çalışmalıyız.
 
Türk Milleti olarak  biz dayanışma içinde gerçek bir çalışma ve üretme içinde olursak istediğimiz her şeyi başarabiliriz.
 
Burada gördüğüm en büyük sorun  insanların birbirlerini konum, birikim, tutumlarına göre kafalarında sınıflandırmaları ve ona göre davranmalarıdır. Bilgili ve deneyimli insanların çoğu kibirli ve dışlayıcı tutum içindedir ve belki de bunun farkında değillerdir.

Sorgulanmaya kapalı olmaları veya umursamaz davranmaları insan ilişkilerinde dayanışmayı zayıflatmaktadır. Halbuki millet olarak bizim birbirimize ihtiyacımız olduğunu bilerek "sevgi tutumu" içinde(Karl Marks  sevginin, bencillikle tek kişi ve obje üzerine değil tüm evreni içine alan bir tutumu içermesi gerektiğini savlar) dayanışmacı bir siyasi örgütlülük içinde olmamız gerekir.

Menfaatler üzerinden oluşan emperyal kültür alışkanlığının her birimizi de teslim aldığı görülmektedir.

Rüşvet değildir diye selam alınıp verilemeyen  yozlaşmış şehir kültürü insanları kendilerine yabancılaştırırken birbirine de yabancılaştırmış ve birlikte hareket edebilme ihtimalini zayıflatarak insani ve milli refleksleri ortadan kaldırmış, tüketim ve zevk odaklı robotlara dönüştürmüştür.

Bu robotlar ancak komutlarla ve kendilerine uzatılan havuçlarla harekete geçebilir. Bu kitle sadece AKP ye oy verenleri değil ama genel olarak tüm toplumu kapsamaktadır diye düşünüyorum.

Dolayısı ile sadece düşman veya karşıt  bellediklerimizi suçlamak adil değildir. Kendimizi düzeltmeden, sorgulamadan gereğini yapmadan kendi dışımızdakileri suçlamak, aşağılamak, dışlamak  insani ilkelere aykırıdır.

Tamda zor olanı seçerken adil olabilmek ama kendi adımıza değil tüm toplum adına adil olabilmek gerçekten çok yüksek gelişmişlik ister.

Bilgi toplumu değilseniz bu çok zordur. Ve Cumhuriyeti savunanlar ya da savunduğunu söyleyenlerin çoğu kendi gelişmişliklerini sorgulayıp  ilerleme gayreti içinde olmak yerine kolayı seçmiş, birbirine dayatmacı, birbirinden faydalanmacı ve gününü gün etme tutumu içinde olmuşlardır.

Bu tutum doğal olarak yaşamın her alanında olurken siyaset alanında da geniş bir şekilde uygulanmış ve uygulanmaktadır.

Amacımız, tüm toplumun iyiliğini düşünebilecek kendi şablonlarını da sorgulayabilme cesaret ve iyi niyetini taşıyan insanların birlikteliği ile oluşacak halkın iktidarını oluşturmaya yönelik bir siyasi örgütlülüğü gerçekleştirmek olmalıdır.

Bu tutumun  şu anda hiç bir partinin başarma amacı olduğunu düşünmüyorum. Her parti en iyi ben bilirim diyor.

Siyasi erki  "ne olursa olsun  elde etmek" tutumu yanlışlara katkı yapmak değil midir? Önce inşa edeceğimiz doğruları, nasıl, neden, niçin, nereye, ne kadar gibi sorulara cevap verecek şekilde, bağımsız ve toplumsal eşitlik düzlemindeki ortaklaştığımız değerler bağlamında tasarlayıp birlikte ortaya koymamız gerekmiyor mu?

Türk halkı oradan buradan çekiştirilmekten, aşağılanmaktan, bıkmadı mı kendi iradesini koymak üzere neden insiyatif alma konusunda geri duruyor?
 
HÂLBUKİ KENDİ KADERİMİZİ TAYİN HAKKINA SAHİBİZ. BÜTÜN MESELE EVRENSEL İLKELERLE BAĞIMSIZ ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ BİLİM ZEMİNİNDE
 ORTAKLAŞMAYI GERÇEKLEŞTİREBİLMEMİZDİR.

TÜRK KİMLİĞİ VE ŞUURU YOK EDİLİRKEN KENDİMİZİ SORGULAMALIYIZ!

KENDİMİZİ HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ HİSSEDİYORSAK KARŞI ÇIKMALIYIZ.
 
KENDİMİZİ TÜRK MİLLETİ OLARAK GÖRÜYOR VE TÜM BİZE DAYATILANLARA KARŞI  VİCDANIMIZ SIZLIYORSA. HALKIN EGEMENLİĞİNİ OLUŞTURMAK ÜZERE TÜM VATANSEVERLERİ  ŞUCU BUCU YAFTALAMASI TUZAĞINA DÜŞMEDEN, EMPERYALİZME KARŞI  BİRLEŞTİRECEK SEÇENEĞİ YARATABİLMELİYİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

BUNU BAŞARMANIN YOLU TÜM PARTİLERİN İDEOLOJİK SORGULANAMAZLIKLARINI AŞAN BİLİMSEL TUTUM GEREĞİ OLAN ÖZGÜR AKIL-BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE ŞEMSİYESİ İLE bilim zemininde siyasi örgütlülüktür.

Sorunlarımıza  rasyonel -akılcı tutumla  çözüm bulunabilir.

Akılları teslim almış sorgulanması önlenen ideolojik tutumlar toplumu ayrıştırmış,düşmanca ve emperyal tutumları hedefleyenlerin işlerini kolaylaştırmıştır.Bu ayrışma antiemperyal büyük birlikteliği önlemektedir.
 
M. Kemal Atatürk' ün nihai hedefi ideolojik bağımsızlıktı.
 
"MİLLETİN GÜCÜ  VİCDANİ İMANIDIR. HÜKÜMETİNİ DE ORDUSUNU DA VAR EDER. M. KEMAL
1922  AFYON KARARGAHI KONUŞMASINDAN"
 
15.01.2014
 
Saygılarımla
Müge Gülses



 
 

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- Pusula Dergisi. Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free