TÜRKİYE CUMHURİYETİ YOKOLURKEN BİZLER NE YAPIYORUZ?

Yazdır
TBMM'nin, bizleri temsil etmediği gerçeğinden hareket ederek vatanseverlerin birlikte çalışacağı siyasi çalışma zeminini ve düzeneğini  oluşturmalıyız.
 
Eğitim - görgü - kültür  düzlemlerinin  çok farklı olduğu  Anadolu coğrafyasında insanların  çil yavrusu gibi dağınık tutum ve davranışları (bölünmüş  ve din ağırlıklı eğitim sistemi yüzünden), toplumu  içler acısı bir noktaya sürüklemektedir. Vatanın ve milletin  tehlikede olduğunu herkes görmekte fakat  bu badirelerden nasıl çıkılacağı konusunda öğrenilmiş çaresizlikle  endişe ve umutsuzluk gittikçe artmakta ve iç savaş  ve belki de  dünya savaşı tehlikesi hepimizin uykularını kaçırmaktadır.
 
Çözüm için yaşanmış deneyim ve başarılarımıza bakmamız ilk adım için önemlidir. Kurtuluş savaşımız ve M.Kemal Atatürk'ün başarı öyküsü bize yönderlik yapmalı ama çerçeveyi bilim ve yeni teknolojilerle  genişletmeliyiz. Bunun için sokak eylemleri yeterli değildir. Birlikte  zihni faaliyet içeren masa başı çalışmalar yapmamız gerekmektedir.
 
 Başarılar aynı zamanda öğrenememe hastalığına da sebep olacaklarından   tuzağa düşmeden  neden ve niçinlerine odaklanmalı eski başarıların bizi sürüklediği ataletten kurtulmalıyız.
 
ÇARE KENDİMİZİZ
 
Masa başı çalışmalarda değişik seviyelerde farklı bilgilere sahip insanların birlikte çalışması kolay değildir. Çünkü Kavram, kelime ve tanımların herkesçe anladıkları (çıplak gerçeği kavramak) yerine anlamlandırdıkları (algıları içeren) içerik farklılıkları, birbirini anlamayı zorlaştırmakta, var olan  önyargılar birbirimize farklı yaklaşımlar nedeniyle  üretken bir çalışma disiplinini  sürdürebilir noktaya taşıyamamaktadır. 
 
Bütün bu sorunlara çözüm odaklı gereken rotanın oluşturulması için yapılacak çalışmalar sevgi tutumu, özveri, kararlılık ve dayanışma gerektirir.
 
Dayanışma  kelimesinin anlamı aynı değerleri savunan insanların birbirine duyduğu bağlılık duygusudur.
 
 Kapitalist düzen insanların birbirine bağlılık duygusunu zayıflatmış  maddi ve sahte değerlere  atfettiğimiz önem hakiki değerlerin yerini almıştır.
 
Bugün dayanışmanın önündeki en önemli tuzak budur. Bu yüzden bireyler şu ve ya bu havuçlarla kolayca avlanmaktadırlar.
 
Sorunun bu yönü aslında bütün insanlığı tehdit etmektedir. Metalaştırılan insan varlığı  duygu ve düşüncelerininde metalaştırıldığının ne kadar farkındadır? 
 
Anadolu coğrafyasının kültür kodlarına sarılmamız için farkındalığımızı  artıracak  eğitim çalışmaları yapmalıyız.
Diploma denen  para kazanma aracı olarak metalaştırılan kağıt parçasının İNSAN ' a insanlaşması için  ne kadar katkı yapabildiğini sorgulamalıyız.
 
Bize gerçeklik adına yapılan, dayatılan, öğretilen, satılan, her türlü, araç, gereç, bilgi, düşünce, olgu ve tutumları derinden sorgulamalıyız. Hakikate ulaşmak için  yapmakta olageldiğimiz  düşünme faaliyetlerini ve tutum  davranışlarımızı da  sergileme sürecinde ayrıca  sorgulamalıyız. Bu bilimsel tutumdur ve kendi içinde ahlaklılığı gerektirir.
 
M.Kemal' in bize bilim ve akıl mirasını bırakmış olması çok önemlidir ama bizim toplum olarak bunun ne anlama geldiğini düşünemediğimiz ortadadır, yeteri kadar düşünüp aynı paralelde uygulayabilmiş olsaydık bugün bu acıları çekiyor olmazdık.
 
M.Kemal'in TBMM de yaptığı gizli celse konuşmalarını ders olarak çalışmalıyız.
 
Eğitim skalasının daha düşük düzlemde yer aldığı 1920’lerde  çok çetrefilli konularda demokratik kararları alabilmede  gösterdiği tutumun altında yatan" doğru, faydalı, gerçek" üçlüsünü her durumda bütüncül olarak değerlendirebilme alışkanlığı idi.
 
Her birimize, her guruba, her topluluğa  göre  değil tüm topluma, herkesi içine alabilecek doğru ve faydalıyı gerçeklikler üzerinden değerlendirebilme alışkanlığını edinmeli ve  söylemlerimizin  ve tutum davranışlarımızın da buna paralel olmasına çaba göstermeliyiz.
 
Bilginin peşinden gitmek önemli ama hangi bilgi,nasıl bilgi, ne için bilgi sorgulaması her birimizin kendi bağımsız ve özgür akıllarımızın değerlendirmesi sonucunda   ortaklaşmalı.. MİLLİ İRADE ancak bu şekilde ortaya çıkar.
 
Bu çalışma tarzı hiç bir partide mümkün değildir. Çünkü var olan kemikleşmiş yargılar birbirimizi  önkabulde zorlamaktadır.
 
 Ancak, özgür ve bağımsız düşüncenin zemininde  düşüncelere saygı duyulabilir ve  milli iradenin ortaya çıkması mümkün olabilir.
 
Bu zemini oluşturarak çalışma niyetinde olanlar birbiri hakkında hiçbir ön tanımlamada bulunmadan çalışmaya başlamalı ve 2015 seçimleri için toplumun sorunlarını çözebilecek  TAM BAĞIMSIZ – AYDINLIK - TOPLUMSAL EŞİTLİK içeren  tasarım ortaya koyabilmeli ve iktidar seçeneği yaratmalıdır.
 
Bu çalışmayı  senelerdir önermemize rağmen   acıları yaşamadan öğrenemeyen  gelişmemiş bir toplum örneği olarak geldiğimiz noktada öğrenebilmiş olabilmemizi  diliyorum. Birinden beklemek yerine vatandaş-yetkin birey olabilmenin gereğini yapmayı hedeflemeliyiz.
 
Gelişmemişliği yenecek olan tutum, farkındalığı yüksek bireylerin birlikte çalışarak çözüm üretmesidir.
 
Kendi hallerinden memnun bireyler bütüncül olarak tüm  toplumu düşünme alışkanlığına sahip olmadıklarından  kendi pozisyonlarından memnunlar ve bütünün yararına çalışmak yerine kendileri aileleri ve gurupları için çaba göstermeyi yeterli görüyorlar.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de cumhuriyet cephesinin baştan  kaybetmiş olduğunu  söyleyebiliriz. Ekmel beyin kazanması belki  zaman kazandırır ama ciddi bir çalışma isteğinin  toplumda olmadığı görülmektedir. Bu isteksizliğin altında yatan bir kurtarıcı beklentisidir ki yanlış bir tutumdur, gelişmiş toplumlar kurtarıcı beklemez, her birey  kendilerine düşeni yapar .
 
Herkes bulunduğu noktadan  kendi gözlüğü ile değerlendirmede bulunuyor ve o noktadaki kazanımlarını kaybetmek istemiyor.
 
M.Kemal'in yaklaşımı gibi TÜRK MİLLETİNE geçeklik  üzerinden  bütüncül gözlük ile bakabilme alışkanlığını  edinemezsek  bu vatana sahip olma hakkımızın da olamayacağını kavramalıyız.
 
Saygılarımla,
 
Müge GÜLSES
BCP Genel Başkanı