ATATÜRKÇÜLÜK -- KEMALİZM --

Yazdır

Sistem (izm) bir düzenekler zinciridir. Örneğin bir otomobili düşünelim; şase üzerine oturtulmuş bir sürü parçanın birbirleriyle bağlantısı sonucu ortaya çıkmış bir nesnedir. Hiç kullanılmamış ya da kullanılmış bir otomobili onu oluşturan ustaların eline, takım aletlerinide tutuşturup bu aracı sökün dersek; o insanlar hiçbir parçaya zarar vermeden otomobili tek tek parçalara ayırarak bir kenara yığarlar. Bizde Kemalizm’i bir sistem olarak görüyorsak, bu sistemin önce nasıl kurulduğunu, nasıl işletildiğini daha sonra da; nasıl parçalanarak sökülmeye çalışıldığını ve son bölümde bu parçalardan elimizde kalanları nasıl tekrar bir araya getireceğimizi düşüncelerimle sizlere aktarmaya çalışacağım.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında büyük tarihi çalkantıların yaşandığı dünyada, Avrupa ihtilalleri yerini git gide Avrupalı olmayan ülkelere kayması dünya tarihi için en çarpıcı ve itiraz kabul etmeyen olaylarından biridir. Bu dönem milli duyguları meşrulaştırarak, ezilen sınıfların yanında ezilen halklarında rolünü de ağır bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Mustafa Kemal’in 14 Ağustos 1920’de BMM kürsüsünde söylediği şu sözleri 

’Arkadaşlar, hep biliyoruzki, Dünya savaşının son yıllarında Rusya içinde patlak veren devrim, insanların mutlak çoğunluğunu teşkil eden yoksul halk içinde, özellikle bu halkın en çok acıya, zorluğa ve ıstıraba uğramış olan işçi sınıfı içinde eskiden beri mevcut olan sosyalistlik maksat ve amaçlarını ilan etti ve bütün insanlığın emperyalist ve kapitalist idarecilerin tahakkümü ve zalimce sömürüsünden kurtulmasını amaç edindi ve son hareket noktası da bu amaca bütün insanlığın katılmasını sağlamak için teşebbüse girişmesi oldu. Ruslarda çarın müstebit idaresi altında geçen savaş yıllarının dahada ağırlaştığı sefalet sonucunda bu duygular en yüksek noktasına varmıştı. Memleketin gayet geniş olmasına ve bir çok şart tabii ve gereklere sahip bulunmasına dayanarak bütün dünyanın emperyalistlerini düşman saymaktan ve onlara savaş açmaktan çekinmediler.

 Batı emperyalistleri de bütün kuvvetlerini, bütün kudretlerini, bütün araçlarını onlara karşı kullandıkları halde, yaptıkları devrim hareketini bugüne kadar mükemmel bir başarıyla yaşatmayı başardılar. İslamiyetin en yüksek kanunlarını ihtiva eden ileri sosyalizmin bizim dahi mevcudiyetimize kast etmiş olan ortak düşman aleyhine bugün sağlamış olduğu zafer bizim içinde teşekküre şayan bir neticedir.’’

Devamını oku: ATATÜRKÇÜLÜK -- KEMALİZM --

Sorun ONUR Sorunudur !

Yazdır

İZİN VERECEK MİSİNİZ ?

 
Devleti Yeniden inşa Edelim !.
 
Devleti Yeniden inşa Edelim !. 7 ağustos ta Yeni Kapı'da Cumhurbaşkanı ve parti başkanlarının çağrısı bu idi!.
 
Bizler,üstümüze düşen görevi yaptık, AKP-CHP-MHP başkanlarına ve hatta mecliste olmayan bir kaç partiye ve kitle örgütlerine ülkenin nasıl düzeleceğine dair (Yol Haritası)nı imza karşılığında ilettik.
 
Ancak;
a) Bugüne kadar İktidar ve muhalefet partilerinin çeşitli dönemlerdeki yönetimleri Ülkemiz, dünya devletleri karşısındaki saygınlığını yitirmiş,
 
b) Bu gün,FETO terör örgütünün deşifre olması ile CIA-MOSSAD ve MI5,MI6 elemanlarının TÜRK ORDUSU ve Devletinin tüm Kurum ve Kuruluşlarında bulunan gizli belgelerin düşman tarafından öğrenilmesinde araç oldukları ortaya çıkmıştır ,
 
c)AKP-FETO ve TEÖR örgütlerinin arasındaki ilişkilerin ,ayrıca Suriye faaliyetleri ve , 27 Mart 2014 de sızdırılan kaset ile de iktidar ve muhalefetin toplumda güven bunalımına sebep olduğu ortada iken bu bunalımdan nasıl çıkılacağı nı hep birlikte düşünmek zorundayız. Üstelik Türkiye halkı dışında her yere servis edilen öz savunmamız darma dağınıkken,ne Ana vatanımız ne de yavru vatan-Kıbrıs emniyette değildir.
 
Ordumuz ve elimizden alınan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün kalelerimiz dediği bankalar, fabrikalarımız hepimizin gözü önünde kılımızı kırpmadan talan edildi.
 
Kemalizm demek Kurucu anayasaya göre kurulan ordu,banka,fabrika ,okul v.b. kurum ve kuruluşlar demektir.
 
Bu durumda görev halkımıza düşmektedir. Ayağa kalkıp ülke inşasını yeniden tam bağımsız ve toplumsal eşitlik düzleminde oluşturmadığımız takdirde sömürü güçleri 1920 de yapamadıklarını bu gün yapacaklardır.
 
İZİN VERECEK MİSİNİZ?
 
Saflar NET !.

....Ya İHANET Ya da CUMHURİYET !.
 
============== 000 ===============
 

T.C. 1924 ANAYASA'SI

Yazdır

T.C. 1924 Anayasası'nın Devlet Modelini açıklayan önemli maddeleri.

1924 ANAYASASI 

T. Düstur, Cilt 26, s.170

Resmi Gazete 15/1/1945-5905

Kanun No Kanun Tarihi
4695 10/1/1945



BİRİNCİ BÖLÜM

Esas Hükümler
Madde 1- Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir.

Madde 2- Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi Layik ve Devrimcidir. Devlet dili Türkçedir. Başkent Ankara’dır. (**)

Madde 3- Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.

Madde 4- Türk milletini ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve Millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır.

Madde 5- Yasama yetkisi ve yürütme erki Büyük Millet Meclisinde belirir ve onda toplanır.

Madde 6- Meclis, yasama yetkisini kendi kullanır.

Madde 7- Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır.

Meclis, Hükûmeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir.

Madde 8- Yargı hakkı, millet adına usul ve kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

Kendin OL, Kurtarıcı SENSİN!..

Yazdır


Ülke perişan, Ordu,Toplum, Emniyet, İstihbarat, Devlet darmadağınık.
Belki ATATÜRK' ün Şu Söylemi Yüzümüzü Kızartır, Bizi AYAĞA Kaldırır DİYORUM !

" EFENDİLER,


Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz, müsait yer de yoktur. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülahaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanî imanıdır.

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını takip ettiler ve ediyorlar.

Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayı mahvetmek, aşağılamak lâzımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.

Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak huzuruna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vuramayacaktır.

Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lâzım olduğunu söylediğim kaynak -ki milletin vicdanî imanıdır- mevcuttur. Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulunur. Malûm bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardadır. ". O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.

Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların, subayların yüce olan vazifesi budur.

Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve felsefeleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsi ve hususi itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır; şerefini korumak! Hâlbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına almaktır.

Dolayısıyla subay için "YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM!" vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafazaederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız."

Mustafa Kemal, 31 Temmuz 1920

 

Lozan Antlaşması ve Bağımsız Cumhuriyet Partisinin Yıldönümü‏

Yazdır

Elimizden alınmaya çalışılan Türkiye' nin tapusu Lozan Antlaşmasının 92 yılı ve BCP nin 13. kuruluş yılı kutlu olsun.

Lozan Antlaşması der ki; "Ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye' de yaşayan ve Türk devlerine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk Ulusunu oluşturmaktadır."

Ama bugün ülkemiz fiili olarak bölünmüş, ulusumuzda siyaset madrabazlarının elinde oyuncak olmuştur.

Biz BCP olarak bu yok oluşa sürükleniş sürecini durdurmaya Türk Milletinin  gücünün yeteceği  inancıyla birlik içinde çalışılması gerektiğine inanıyoruz.

Bütün mesele milletin bireyleri  olarak zihinlerimizi işgal eden zincirlerden kurtulmayı başarmaktır.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti !

Yaşasın  Türk Milleti !




BAĞIMSIZ CUMHURİYET PARTİSİ

===================================

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- Haberler. Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free