Kıbrıs Barış Harekatı

Yazdır

 

Bu gün Kıbrıs barış harekatının 38 nci yıldönümünü kutluyoruz.Ne mutlu Kıbrıs Türk Halkına.Adada barışı sağlamak uğruna şehit ve gazi olanları minnetle anıyoruz. Türk Devleti ,ordusuyla bir insanlık dramını başlangıcında önlemiştir. Bu tarihi olayın haklı sebeplerinin bilinmesi ve hatırlanması gerekir.

Yunanistandaki Askeri Cunta talimatı ile ,15 Temmuz 1974 günü eski EOKA tethişçilerinden ve cinayetleri ile meşhur Nikos Sampson, Rum Milli Muhafız teşkilatını da yanına alarak, yaptığı bir darbe ile Makarios’u düşürdü ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni ilan etti. Makarios kaçmayı başardı ve hayatını zor kurtardı. Sampson darbesi ise, Enosis, yani adanın fiilen Yunanistan’a zorla bağlanmasından   başka bir şey değildi. Hadise aynı zamanda Yunanistan’ın Kıbrıs’a açık silahlı bir müdahalesi idi.

15 Temmuz öncesi,Makarios ve EOKA eliyle işlenen Türk kıyımı hızla tırmandı ve Türklerin adadan tamamen çıkarılması ve yok edilmesine yönelik kıyımlar arttı. Yunanistan’ın,  Kıbrıs’ta Türk varlığının yok edilmesi ve Kıbrıs Rum kesmi temsilcisi Makarios’un da elinden her türlü inisiyatifin alınması amacıyla ,EOKA isimli illegal yapılanma ile adaya silahlı müdahalesi Kıbrıs barış harekatının gerekçesini oluşturmuştur.

Türkiye garantör devlet olarak  Zürih ve Londra Antlaşması‘nın IV. maddesine istinaden bu insanimüdahaley igerçekleştirmiştir.Buna rağmen Birleşmiş Milletlerve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendirmiştir.

20 Temmuz 1974 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘nin 353 sayılı kararındaYabancı askeri müdahaleye derhal son verilmelidir.” diyerek harekata karşı olduğunu belirtti ve ateşkese çağırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 11 Mayıs 1984 tarihindeki 550 sayılı kararındaise durumu “işgal” olarak niteledi.Avrupa Konseyi Parlamentler Meclisi‘nin 29 Temmuz 1974 tarihli 573 sayılı kararı ve Atina’daki Temyiz Mahkemesi’nin 21 Mart 1979 tarihli kararı, Türk müdahalesinin yasalolduğunu vurgulamıştır.

Kıbrıs meselesinin çözümü yıllarca BM ,ABD ve İngiltere tarafından çözümsüzlüğe sevk edilmiştir. Türk devleti Kıbrıs’ta   srebrenicadaki gibi bir katliamın yapılmasını önlemiştir.11 temmuz 1995′de srebrenica‘da sırp güçler her yaştan 8 bin erkek müslüman boşnak’ı katlettive BM buna engel olamadı.Kıbrıs’ta Türk varlığınının korunması  ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımızın  korunması, Akdeniz’de Türk Devletinin haklarının muhafazası açısından Kıbrıs meselesi Türkiye için vazgeçilmez bir meseledir. Buna rağmen, mevcut iktidar Annan planı ile tavizler vererek,Kıbrıs davasının en önemli lideri Rahmetli Rauf Dentaş’ı dışlayarak bu meseleyi uluslararası güçlerin arzuları doğrultusunda çözmeye çalışmış ve çözememiştir.Türkiye’ ningeleceğive ulusal çıkarları doğrultusunda ulusal planlardan vazgeçenleri tarih yargılayacaktır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin dünya durdukça barış içinde varlığını sürdürmesi dileğiyle, bu uğurda canları pahasına mücadeleedenleri saygıyla anıyoruz.