Seçim.. Seçim.. Seçim..

Yazdır
Ankara 1. Bölge örneğinde 2011 Genel Seçiminin sayısal analizi. Çobanla eşit olmak istiyorum !..
 
Toplam 16 Milletvekilliği verilen Ankara 1. Bölgede 2011 seçiminde geçerli oyların sayısı 1 milyon 548 bindir; yani ortalama 97 bin seçmene bir Milletvekili düşüyor demektir. Oysa Türkiye genelindeki ortalamada her 78 bin seçmene 1 milletvekili düşmektedir. Bir başka ifade ile Ankara 1. Bölge seçmenlerinin 300 bin oyu daha başta ellerinden alınmıştır. Bunun yanı sıra %10 ülke barajı altında kalan partilerin ve bağımsızların 75 bin oyu da çöpe gitmiştir (yada birinci sıradaki parti hesabına yazılmıştır diyebiliriz)
 
Baraj ve d'Hondt sayım sistemi sayesinde Ankara 1. Bölgede 693 bin oy alan ve oransal olarak 7 milletvekili çıkarması gereken AKP bir fazlasıyla 8 milletvekili çıkarmıştır. Bir başka ifade ile AKP'ye bu seçim sistemiyle %12 bonus tanınmıştır; öte yandan 229 bin oyla sadece 2 milletvekili çıkaran MHP nin 30 bin oyu da sıfır çekmiştir, yani işe yaramadan çöpe gitmiştir. MHP 199 bin oy alsaydı yine de 2 milletvekili çıkarabilecekti. 
 
Baraj altında kalarak çöpe giden, dolayısıyla bir anlamda AKP ye yansıyan 75 bin oydan, 56 bini CHP ye gitseydi, CHP oyları 607 bin olacak ve AKP 1 eksik, CHP 1 fazla milletvekili çıkarmış olacaktı. (607/7 > 693/8) Bu örnekte de görüldüğü gibi baraj altında kalacakları peşinen belli muhalefet partilerinin ve muhalif bağımsızların oyları AKP lehine bir faktör olmuştur.. 
 
(2011 seçim öncesinde "oyların küçük partilere, bağımsızlara değil, barajı geçmesi kuvvetle muhtemel olan iki büyük muhalefet partisine verilmesi gerekir" şeklinde tavsiyelerde bulunmuştuk. Bu matematik analizleri dile getirişimizden dolayı da Ulusal Kanalın ekranı bize yasaklandı)

Türkiye'nin Başkenti Ankara şehir nüfusu ~ 3,5 milyon, Vilayet nüfusu ~5 milyon
 
Toplam nüfusu ~ 5 milyon olan Ankara Vilayetine 30+1 milletvekili tahsis edilmiştir. 82 milyonluk Türkiye'de 550 Milletvekili olduğuna göre 5 milyonluk Ankara'ya en az 33 milletvekili tahsis etmek gerekirdi. (TUIK rakamlarına göre Türkiye'nin nüfusu 76 milyon. Buna göre Ankara'ya (5/76)x550=36 milletvekili düşüyor. ) 
 
Öte yandan Batman, Siirt, Şırnak... 23 küçük Vilayetin toplam nüfusu da 5 milyon; ancak her vilayete fazladan 1 "Vilayet kontenjanı" tanıyan Seçim Yasası gereği, bu 5 milyonluk kitle Mecliste 53 milletvekili ile temsil olunmaktadır; yani, Ankara'da oturan bir yurttaş Siirteki Yurttaşın siyasal temsil bakımından kabaca yarı değerindedir Mecliste temsil bakımından... 

Ben 73 yaşında bir Profesör olarak, hiç değilse Şırnakta, Siirt'te yaşayan 23 yaşındaki bir çoban yurttaşımla eşit temsil edilmek istiyorum. 
 
*************************************

Yönetimde İstikrar vs. Temsilde Adalet CHP iktidar olabilir mi?
 
Değerli arkadaşlar,

Türkiye'de 1950 den bu yana yapılan 15 Genel seçim içerisinde Milli bakiyeli, barajsız d'Hondt sisteminin uygulandığı 1961-1965-1969-1973 ve 1977 seçimleri dışındaki bütün seçimler "yönetimde istikrar" ilkesini öne çıkaran ve "temsilde adalet"i sağlamayan yöntemlerle yürütüldü. 
Aşağıdaki tabloda CHP nin sandıkta aldığı oy yüzdesine karşın Mecliste temsil ediliş yüzdesi veriliyor. Turuncu renk çoğunluk sisteminin, mavi barajsız d'Hondt, kırmızı %10 barajlı, vilayet kontenjanlı d'Hondt sisteminin uygulandığı dönemlerdir. (oyların açık verildiği, sayımların gizli yapıldığı ve CHP nin %85 le iktidar olduğu 1946 seçimini tasnif dışı tutuyorum.)
 
CHP'nin Sandık ve Mecliste temsil oranları
HP'nin  Sandık ve Mecliste temsil oranları
____________________________
Yıl       Sandık(%)   Meclis(%)     
1950        39               14
1954        35                6
1957        41               29             
1961        37               38
1965        29               30
1969        27               32
1973        33               41
1977        41               47             
1983        30               29     (HP)
1987        25               22     (SHP)
1991        21               20     (SHP)
1995        25               23
1999          9                 -
2002        19               32
2007        21               32
2011        26               25              
 
Bu tablodan da görüldüğü gibi, CHP 1980 askeri darbesinden sonra kendisini bir türlü toparlayamamış, %20-25 bandında tutunmaya çalışmaktadır. Türkiye'deki bütün sosyal demokrat/sol tabanın siyasi temsildeki oranının en çok 1/3 kadar olduğunu görüyoruz. (Dünya ortalaması da bu orandadır. Avrupa genelinde %40) 

Bunun siyasal nedenleri yanında sosyolojik, biyolojik nedenleri de vardır.. Genelde sosyal demokrat, ulusalcı, laik, çağdaş ailelerde ortalama çocuk sayısı 2-3 arasında iken aşiret yaşantısı sürenlerde, Muhafazakâr ailelerde 3-4 arasındadır... Bu nedenle, yıllık nüfus artış hızı birinci grupta yaklaşık binde 8, ikinci grupta yaklaşık binde 25 tir, dolayısıyla 50 yıl içerisinde başlangıçtaki nüfus orantısının kabaca (1,025/1,008)5=) 2,3 katına gelinmiş olması normaldir. 

1960 larda muhafazakâr kesim %60 civarında idi; yani iki kesimin başlangıç populasyon orantısını kabaca 60/40=1,5 alabiliriz. Salt biyolojik nedenlerle, bu oran 50 yılda 2,3 katı yükselerek bugün 3,5 olmuş ise CHP oylarının %22 seviyelerinde oluşuna pek şaşırmamak gerekir. (1/4,5 = 0,22) Gerçek şu ki, Türkiye bugün 1960'a göre çok daha muhafazakâr (~%75 !) bir toplum yapısına dönüşmüştür. Kanıtı ortada. 
ORC-Operation Research Consultants, celebrating 20 years
(Objective Research Center) ORC araştırma Şirketi tarafından 81 ilde ~ 64 bin denekle yapılan siyasal anket sonuçları;
 
AKP % 41,5
CHP % 33,0
MHP % 15,9
BDP % 5,6
DİĞER % 4,0
 
Tüm bu handikaplara rağmen CHP doğal sınırını %33 çizgisini zorluyor. Hem içeriden ve hem dışarıdan haklı-haksız eleştirilerle sürekli didiklenen CHP nin son yapılan (ORC) kamuoyu yoklamalarında %33 lere doğru yükselişi bu nedenle büyük bir başarı sayılmalıdır. Mevcut seçim sisteminde sandıkta %35 net oy alan bir Parti tek başına iktidar olabilir. 2015 Genel Seçiminde,*) 

57 milyonluk seçmen kitlesinden katılım %80 olursa ve 

Sandığa giden 45,6 milyon seçmenin %35 inden, net 16 milyon oy alabilirse 

CHP tek başına iktidar olabilir; yani 2011 seçiminde 11 milyon oy alan CHP nin daha 5 milyon yeni oy'a ihtiyacı var, tek başına iktidar olabilmesi için. Son 4 yılda seçmen kitlesine katılan yaklaşık 4 milyon genç seçmenin en az yarısından ve daha önceki seçimde AKP ye oy vermiş 3 milyon seçmenden oy alması gerekiyor. 

CHP nin %33 ve MHP nin %15 üzerinde oy alarak Meclise girmeleri durumunda AKP, "kıl" payı farkla da olsa, Hükümeti en azından CHP+MHP koalisyonuna devretmek durumunda kalabilir; tabii bütün bu faraziyeler seçimlere hile karışmaması, MHP nin Meclise girmesi ve AKP nin %35 altına inip 1.Parti konumunu kaybetmesi koşulu ile geçerlidir. 

*) ve umarız, Marmara'da beklenen büyük deprem meydana gelmezse

*********************************
 
 
"Seçsis'le hile yapılıyor" masalı
 
Değerli arkadaşlar, Seçimlere hile karışmaması, güvenilir bir seçim sonucu için öncelikle yurttaşlar, sivil toplum kuruluşları, kitle örgütleri ve siyasal Partiler demokratik sorumluluklarının gereğini yerine getirmeli, üzerilerine düşen görevi yapmalılar. Burada ana mesele nüfus kayıtlarına, seçim kütüklerine güvenirliğin ve "Sandık Güvenliği"nin sağlanmasıdır. 
 
Türkiye'de elektronik yöntemli bir seçim sistemi olmadığından yani oylar tuşa basılarak veya internet yoluyla kullanılmıyor; Dolayısıyla, Sandığa sahip olunduğu sürece,elektronik manipülasyonla oyların çalınması, aktarılması vs. hileli işlemler prensipte mümkün değildir. Sandık kurulları ve siyasal partiler tutanaklar üzerindeki rakamları her an takip ve kontrol edebilirler. 
 
Nüfus ve Seçmen sayılarının yanlışlığı, 2007 ve 2011 seçimlerinde tanık olunduğu gibi, seçmen sayılarındaki tutarsızlıklar Sistem yapısalı ile ilgili olmayan, elle yapılan bilinçli(!) yanlış veya eksik girdilerin sonucudur... 2007 de en az 75 milyon olması gereken Nüfus bilinmeyen nedenlerle 70 milyon olarak ilan edildi. Sonuçta bu çelişki seçmen sayısına da yansıdı. 
 
YSK tarafından kullanılan SEÇSİS üzerinde yapılan spekülasyonlar bu bakımdan anlamsız ve yersizdir. Türkiye'de kullanılan bu sistemin yazılımı Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfının şirketi Havelsan tarafından milli olanaklarla gerçekleştirilmiş; donanımı ise yine yerli KOÇ Grubu tarafından üstlenilmiştir. Almanya'da ve Yunanistan'da sorunlu olduğu gerekçesiyle ihalesinden vazgeçilen sistem ise oylamanın elektronik yolla (tuşa basılarak veya internetten) yapıldığı ABD menşeli "secsys" sistemidir. Gerçekten de ABD Başkanlık seçiminde bu sisteme dışarıdan girilerek oy sayısında değişiklik yapıldığı bir "hacker" tarafından mahkeme huzurunda itiraf edilmiştir. Ancak böyle bir durum Türkiye için söz konusu değildir.
 
Türk Seçim sistemindeki ana mesele Seçim Yasasının çarpık mantığından kaynaklanıyor. Hiç bir hileye, hırsızlığa gerek kalmadan 10 milyon oy alan bir Parti sanki 20 milyon oy almış gibi temsil ediliyorsa (örneğin, 2002 seçiminde AKP nin durumu) sandık hilelerinden bahsetmek Deveyi bırakıp, Devenin kulağı ile uğraşmak gibidir.