http://www.bcp.org.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/660697header5.jpg http://www.bcp.org.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/506475miting1.jpg
 
Perşembe, 29 Temmuz 2010
BCP Takvimi
« < Temmuz 2010 > »
P P S Ç P C C
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
« < Ağustos 2010 > »
P P S Ç P C C
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4

Çevrimiçi üye yok
Misafir: 39
DUYURU

 

BCP Merkez Yönetim Kurulu

 

Basın Bildirisi

 

BASIN VE KAMUOYUNA

 

Bağımsız Cumhuriyet Partisi,

bütün örgüt ve üyeleriyle 12 Eylül Referandumu’nda ‘’HAYIR’’ diyeceğini ve çok büyük çoğunluğun HAYIR demesi için çalışacağını kamuoyuna şimdiden açıklamayı görev bilir.

Çünkü, bu bir referandum değil, bir ‘’plebisit’’ tir; yani şimdiki iktidarın devam edip etmemesine karar verme işlemidir.Yargı bağımsızlığını daha da zayıflatmak için girişilen Anayasa değişikliğini örtbas etmek amacıyla birtakım başka değişiklikler yapılmış ve halk bunlarla aldatılmaya kalkışılmıştır. ‘’evet’’ demenin bugünkü iktidarın yarattığı işsizliğe, geçim sıkıntısına, bölünme tehlikesine ve olasılığına razı olup aynı iktidarın tekrar seçilmesine zemin hazırlamaktan başka anlamı yoktur. Bugünkü iktidarın yeniden işbaşına geçmesi ise yapılacağı söylenen bütün Anayasa değişikliklerinin anlamsız kalması demektir.

Bu nedenle o değişiklikleri tartışmaya girişmenin bu oyuna katılmaktan başka anlamı olamaz.Dolayısıyla, Ülkeyi ve Cumhuriyeti yeni bir AKP iktidarından korumanın kesin bir HAYIR dan başka yolu yoktur.

 

 

DUYURU

PPP300110/Küçük Kurultay

 "Genel Başkan Mümtaz SOYSAL'ın 30 Ocak 2010 günü elverişsiz hava koşulları dolayısıyla düşük katılımla toplanan Olağan Küçük Kurultay için hazırladığı ve Ankara'ya gelebilen üyelere okumakla yetindiği konuşmanın metnidir."

Değerli Arkadaşlarım,

                Elverişsiz koşullar ortasında ve kısa süreli bir duyuruyla yapmak zorunda kaldığımız Küçük Kurultay çağrısına uyarak Ankara’ya geldiğiniz için sizlere yürekten teşekkür ederim.

                Partinin Üçüncü Büyük Kurultayı 26 Mayıs 2009 gibi çok yakın bir geçmişte gerçekleştirilmişti. Daha önceki kurultaylarda olduğu gibi son Büyük Kurultayın hazırlık ve toplanış aşamalarında da, Genel Başkanlık ya da Parti Meclisi adaylıklarına yönelik olarak kişisel herhangi bir özel istek, öneri ve girişimde bulunmamış, sadece herkesin en iyi, en düzenli ve en sürekli yapabileceği görevler için aday olması için genel nitelikte bir ricam olmuştu. Daha önceki iki kurultayda aynı yönetim görevine arka arkaya seçilmiş olanların bu üçüncü kurultayda herhangi bir yönetim görevine aday olmalarını önlemek amacıyla Tüzüğe konan bir kuralın tek istisnasından yararlanarak yine görevde kalmak istemiş bir Genel Başkanıın böyle bir ricada bulunmasını gerekli saymıştım. Çünkü, ülkenin içine sürüklendiği koşullar, yalnız Türkiye’de değil dünyadaki son gelişmelerce de geçerliği doğrulanmış programımızı topluma ve politika âlemine duyurarak aynı  ilkeler çevresinde ortaklaşa bir iktidar mücadelesini göze almasını zorunlu kılmaktaydı. Parti, büyüyerek etkili bir öncülük rolü oynamalıydı.

                Böylece, Büyük Kurultay’ın seçtiği yeni arkadaşlarla ve daha önce başka görevler üstlenmiş eski üyelerle birlikte parti hukukuna uygun bir işbölümü ve hazırlık  çalışması yaparak yola çıkmıştık.

                               X  x  x

                Ne var ki, aradan çok kısa bir süre geçince, vaktiyle “Biz Kaç Kişiyiz”  hareketinden gelip de “büyük ayrılış” sonrasında Partide kalan arkadaşların bir bölümü ile eski üyelerden bazıları, kendi aralarında yaşanan ve benim  anlamakta güçlük çektiğim birtakım nedenlerle Büyük Kurultay’da seçildikleri görevlerden istifa ettikleri gibi, etmeyenler de, biraz “büyük ayrılış” öncesindeki  günleri anımsatırcasına, hemen olağanüstü kurultay istemeye başladılar. Ayrıca, seçildikleri günden bu yana Parti Meclisi toplantılarına hiç katılmayanlar da oldu içlerinde. Oysa, bu arkadaşların hemen tamamı Büyük Kurultay öncesinde oluşturdukları birliktelik sayesinde Parti Meclisi seçiminde istedikleri sonuca da ulaşmış durumdaydılar.

                Bugüne kadar birkaç kez  “olağanüstü büyük kurultay” toplanması isteğinde bulunan bu arkadaşlar, aralarında hukukçular da bulunduğu halde, Siyasi Partiler Kanunu, BCP Tüzüğü ve Kurultay Yönetmeliğinin maddelerine uygun bir istemde bulunma koşullarını yerine getirmiş durumda değiller. Adi postayla yolladıkları listelerdeki toplam sayı delege sayısının beşte birini oluşturmadığı gibi, hiç okunamayan biçimde yazılmış adlar ve sonradan geri çekilen imzalar dolayısıyla bu başvuru Merkez Yönetim Kurulu’nca geçerli sayılmamıştır.

                Üstelik, böyle bir istem, “Genel Başkanın, Parti Meclisi’nin ve elbette Merkez Yönetim Kurulu’nun gereken etkinlik ve verimliliği göstermediği, bu nedenle de Genel Merkez yönetiminin yenilenmesi gereği”ne dayandırılmakta, dolayısıyla “seçim gündemli” bir olağanüstü kurultay istemi niteliği taşımaktadır. Bunun için gerekli koşulların bütün delege sayısının salt çoğunluğunun kararı ya da Genel Başkan’ın isteği olduğu bilindiği halde.

                Şurasını önemle belirtmek ve vurgulamak isterim ki, Parti yönetiminde bir etkinlik ve verimlilik düşüklüğü varsa, bunun sorumluluğunu Genel Merkez’de  bugünlere kadar görev alarak özveriyle çalışan ve her dönemde sayıları üç-beş kişiyi aşmayan arkadaşların yetersizliğine ve başarısızlığına yıkmak kadar isyan ettirici  bir başka haksızlık ve insafsızlık olamaz. Hele bu yetersizlik ve başarısızlık, en başta şimdi olağanüstü kurultay isteyenlerin bir bölümü olmak üzere, bütün örgüt içinde üstlerine düşen görevleri ve katkıları yerine getirmemiş olanların ihmallerinden, şevksizliğinden, hatta bazen hiç de yapıcı olmayan kasıtlı davranışlarından kaynaklanmaktaysa.

                Kaldı ki, bu çeşit girişimlerin yarattığı iklim, özveriyle yürütülen rutin parti çalışmalarının sürmesini bile etkilemekte,  yetersizliğinden yakınılan iletişim ve dergi yayını gibi etkinlikleri zaman zaman büsbütün durdurabilmektedir.

                Ayrıca,, “Olağanüstü Kurultay İsteyen Delegeler” adına Parti örgütüne yollanan bir yazıyla,  kira borcu ödeyemeyişliğin, telefon ve internet bağlantılarındaki borç kesilişlerin ve tek emekçi ücretinin altı aydır verilemeyişliğin Genel Merkezce örgüte duyurulmasını “hazin bir tecelli” sayanlar, aslında bununla kendi sorumsuzluklarını itiraf etmiş olmuyorlar mı? Genel Merkez’de birkaç kişilik bir ekibin çektiği sıkıntıyı  örgüte yansıtmanın gerisindeki içtenliği takdir etmek yerine,  “maddi açıdan Sayın Zeyneloğlu’dan aşağı kalmayanlar”, “borca batıklık”, “mahkemelere düşme” ve “iflas hali” gibi terimlerle Genel Merkez’deki bir avuç insanın özverisindeki yetmezliği hakaret vesilesi yapmak. “hazin tecelli”nin ortak sorumluluğundan kaçmak değildir de nedir?

                O yetmezliklerin bir bölümü, çok şükür, yine o bir avuç insanın özverisiyle kısmen giderilme aşamasına geldikçe zamanla unutulur ama, İstanbul’daki erken kurultay ısrarcılarının  bu olağanüstü insafsızlıkları ya da had bilmez sabırsızlıkları Parti tarihinde kolay kolay unutulmaz.

                Şaşırtıcı olan bir başka nokta da şudur: Olağanüstü Kurultay isteyenler Genel Başkan’ın görevi kendisinden başkasına devretmek istemediğini, bazı Genel Merkez yöneticilerinin de aynı tutumu paylaştığını ileri sürmekte ve bu inançlarını örgüte yaymaktadırlar.  Oysa, Parti’nin kuruluş hareketi günlerindenberi bilen bilir ki, bütün yükü yüklenmek istemediğimiz ve gerekli uyarılarda bulunmamıza karşın bu görevleri yüklenmek zorunda bırakılmıştık. Şimdi de, öne sürülen inancın aksine, görevi asla bırakmamak gibi bir düşüncemiz yoktur. Ancak, Partinin kuruluş gerekçesini ve temel amaçlarını oluşturan programımızın saptırılması endişesini taşıdığımız için, asıl sorunlarımızı çözeceğine, Partiyi gerçekten geliştirip büyüteceğine ve etkinleştireceğine inandığımız bir kadronun öne çıkmasını istemeyi ve bunun için bekleyip görmeyi, taşıdığımız sorumluluğun kaçınılmaz bir gereği saymaktayız.  Ne yazık ki, böyle bir kadro henüz oluşturulmuş ve öne çıkmış görünmüyor. Bugünkü koşullarda toplanacak bir olağanüstü kurultayın, bu oluşmayı ve öne çıkışı sağlamak yerine, yeni bir keşmekeşe ve dağılışa yol açması daha ağır basan bir olasılıktır. Yine de, daha önceki genelgeyle belirtildiği gibi, gerekli delege sayısını ortaya koyan dermeçatma listelerden farklı olarak sağlam kanıtlanmış bir liste oluşturulduğunda ya da hattâ daha önce, bütün örgütün ortak çabalarıyla Genel Merkez yeterli çalışma düzeyine eriştirildiğinde bir olağanüstü kurultay denemesinden de kaçınacak değiliz.  

                X  x  x

                Ne var ki, gün, zaten hayli örselenmiş olan parti-içi dayanışma mekanizmalarını böyle uygusal yaklaşımlarla büsbütün bozmanın değil, ileriye dönük taze bir atılım çabasıyla yeniden kurmanın günüdür.

                Bu düşünceyle, önümüzdeki günler için şunları öneriyorum:

1)       Parti, rastgele heveslerle ve  “sosyal demokrasi” gib yıpranmış ya da belirsizleşmiş klişelerle değil, Kemalist Cumhuriyetin devrimci yaklaşımlarından esinlenen tam bağımsızlık ve toplumsal eşitlik amaçlı sağlam bir programın partisidir. Bu programı beğenmeyenlerin zaten gelmemesi gerekirdi; ona inanmayanlar da bir an önce bırakıp gitmelidirler. Çünkü, kısır tartışmalarla ve kişisel çekişmelerle kaybedecek vaktimiz yoktur.

2)       Önümüzdeki genel seçime kadarki dar süre içinde Partiye yeni üyelerin kazandırılması ve sudan nedenlerle ayrılmış, yorulmuş ya da başka yerlere kaymış olan kurucuların ve üyelerin yeniden toparlanması gerekiyor. Bunlardan şimdi çeşitli illerde ve yerlerde bulunanların adlarını bulmak için, 26 Temmuz 2003 günlü Birinci Olağan Büyük Kongre dolayısıyla yayınlanmış olan 158 sayfalık “Sarı Kitap”taki birkaç sayfaya bakılabilir.

3)       Genel Merkez’in bulunduğu Ankara başta olmak üzere, il örgütü olarak kurulmuş gözüken, ancak üyelerinden bir bölümünün ilgisizliği dolayısıyla zayıf kalan kuruluşların en kısa zamanda derlenip toparlanarak ivme kazanması ve bulundukları ilin ilçelerinden en az üçte birinde bir an önce örgütlenmeyi amaçlamaları gerekecektir. Bu konuda şimdiye kadar izlenen strateji, toplam ilçe sayısına bir an önce erişebilmek amacıyla “küçük” ilçelerden işe başlamak biçimindeydi. Belki, daha doğru olan, küçüklüğü değil, “dinamizm”i esas alıp öyle kurulmuş bir ilçenin başka ilçeler için de yararlı olmasını sağlayan bir strateji de olabilir. Böyle bir yol denenmeye değer sayılmalıdır.

4)       Daha önce de belirtildiği gibi, yetmezliğin ve hatta durağanlığın en somut ve gerçekçi nedeni maddi kaynak eksikliği olmuştur. Hem Genel Merkez’in etkili girişimlerde bulunabilmesi, gerektiğinde yerine kadar gidip illerle yüz yüze temas kurabilmesi, hem de özellikle basılı yayınlar aracılığıyla Parti’nin varlığını duyurabilmesi için. Bu bakımdan il örgütlerinin bir yandan kendi etkinlikleri için kaynak oluştururken bir yandan da Genel Merkez’e katkıda bulunabilmeleri için gelir getirici etkinlikler yaratmaları önem kazanıyor. Ama, elbet, bu yoldaki ilk adım, hiç kuşkusuz  üye ödentilerinin düzenli toplanmasıyla atılmış olacaktır.

 

                Bu türden çalışma hedeflerine kendiliğinizden yenilerini ve herhalde daha iyilerini koyacağınızı ve sonuçta o hedeflere de varacağınızı umarak hepinize bşarılar dilerim.

               


GENELGE

 

02.Şubat .2010

 Bağımsız  Cumhuriyet Partisi Örgüt ve Üyelerine,

 12 Ocak 2010 tarihinde İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeleri imzalarıyla Genel Sekreterliğe iletilen Olağanüstü Kurultay talebi 14 Ocak’ta alınmış ve aynı gün MYK toplanmıştır.  Yapılan inceleme sonucu mükerrer yazılımlar, okunamayan isimler ve delege olmayan kişilerin varlığı nedeniyle başvuru şartları yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Daha sonra imzalarını geri çekenlerin başvuruları da Genel Sekreterliğe ulaşmıştır.

Ancak bunlara rağmen Merkez Yönetim Kurulumuz toplanmış bu konuyu görüşerek Olağanüstü Kurultayın, belirli şartları oluşturarak toplanabileceğini öngörmüştür. Bu şartları oluşturmak ve örgütü bilgilendirmek üzere de Genel Başkanımız 20 Ocak 2010 tarihinde yayınladığı genelgeyle 30 Ocak 2010 tarihinde toplanmak üzere Küçük Kurultay çağrısı yapmıştır.

Ne yazık ki talep sahibi delegelerimizden hiçbiri bu çağrıya uymayarak toplantıya gelmeyip ciddiyetlerini ve partiye katkı sağlama konusundaki güvenirliklerini sorgulatır duruma düşmüşlerdir.

Tüm bunların yanında sürekli tarihsiz ve imzası tartışmalı yazıları üyelere göndererek yanlış bilgilendirme ötesinde karalama tarzında yazılar yayınlanmakta ve bu yazılar İstanbul İl Başkanlığı uzantılı posta adresinden gönderilmektedir. Olağanüstü Kurultay İsteyen Delegeler adıyla yayınlanan son yazıda, yasal gerekliliklerinin eksiklerini ve 20 Ocak 2010 tarihli genelgeyi görmezden gelerek,12 Şubatta kurultay toplanma yasal zorunluluğundan söz edip yasadışı davranıldığını ileri sürmektedirler. Oysa daha önceki genelgede bu başvuru yerinde olsa dahi, seçimli olabilmesi için Genel Başkan talebine gerek duyulduğu belirtilmiştir.

Aslında bu kadar yasalara uygun davrandığını sanarak bu yazıları kaleme alan kişinin kendisi ne yasa, ne genel yazışma temayülleri ve ne de saygısından haberi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde yazıları ciddiye alarak cevap verilmemesi gerekmesine rağmen artık bu yazıyı yayınlamak örgütü bilgilendirme ve bu girişimlerde bulunan kişilerin ciddiyet ve güvenilirliklerini sorgulamalarını sağlamak açısından Genel Sekreterlikçe gerekli görülmüştür.

Süleyman DİNÇEL

Genel Sekreter

"TAM BAĞIMSIZLIK ve TOPLUMSAL EŞİTLİK" için BCP

Düşünmenin Taşeronluğu (Mümtaz Soysal)

BASINA yansıyan haberlere göre, Kosova’nın Sırbistan’dan koparılıp bağımsızlaşması için çalışmış “Bağımsız Diplomatlar” denen emekli uzmanların oluşturduğu bir grup şimdi de...

Çarşamba, 5/8/2009

Devamı

KALİTESİZLİK

BİR toplum ki, “vakit nakittir” diyerek zamanı iyi kullanmayışın sözde kötülüğünü çocuklarına öğretmeye çalışır, aynı toplumda koskoca adamların nelere vakit...

Salı, 11/8/2009

Devamı

Zorla alkoyacak değiliz

07 Eylül 2009 Pazartesi günü Akşam Gazetesinde yayınlanan, EBRU TOKTAR ÇEKİÇ' in Genel Başkanımız Sayın MÜMTAZ SOYSAL ile yaptığı röportajın...

Pazartesi, 7/9/2009

Devamı

Emperyalizmin dünü, bugünü

19.yüzyılda Osmanlı  Devleti artık dış borçlarını gelirleriyle karşılayamaz hale gelmişti. Bu borçları sağlayan banker kuruluşları  yahut Galatalı Bankerler ve bunları destekleyen devletler Osmanlı Devletinden çeşitli...

Pazartesi, 28/9/2009

Devamı

Türkiye karşıtı projede yabancı okullar ve yabancılaştırılmış (Türk) okullar meselesi

Projenin orijinal adı ‘La Question D’orient ‘’ dir. Kelime anlamı, Şark (doğu) meselesi demektir ve kökleri aslında çok gerilerde olan...

Pazartesi, 28/9/2009

Devamı

Cumhuriyet Gazetesi - S.Dinçel Söyleşi

27 Eylül 2009 Pazar Günü Cumhuriyet Gazetesi - Tarkan Temur Yazı Dizisi   - AKP'nin kürt sorununun çözümünü için  için formülleştirdiği...

Cuma, 2/10/2009

Devamı
Etkinlik Takvimi Yazdır
Önceki Ay Önceki Gün Sonraki Gün Sonraki Ay
Yıl Görünümü Ay görünümü Hafta Görünümü Bugünkü Olaylar Arama Ay Seçin:
Olay(lar):
Tuesday, July 14 2009
Olay Yok:  Tuesday, July 14 2009



JEvents v1.4.3 RC2   Copyright © 2006-2008

 
Adres: Güvenlik Cad. Güvenlik Apt. No: 7/5 (06450) Aşağı Ayrancı / ANKARA
Tel: +90 312 419 57 18 | +90 312 419 68 89  
Faks:
+90 312 419 68 90
E-Posta: merkez@bcp.org.tr  genelsekreterlik@bcp.org.tr
Bağımsız Cumhuriyet Partisi Resmi Sitesidir. © 2009
Hosting: DOĞUŞ HOSTING
 BCP GENEL MERKEZ Hesap Numaraları
1. Posta Çeki Hesap No: Kızılay Postanesi 100 27 28
2. T.İş Bankası Meşrutiyet Şb. No: 746 786
3. TC. Ziraat Bankası Meşrutiyet Şb. No: 3245755-5001